Nasıl Bakıyor Gözlerin Dans Ederken?
Dans ederim…
Beklenmedik bambaşka bir atmosfere süzülür gibi…
Gündelik meselelerden uzaklaştığımda, acımla yüzleştiğimde, mutluluğum zirvedeyken şerefine, yasımın donukluğuyla dans ederim.
Babam ölmeden önce hülyalı, müzikle kıvançlı, birkaç saat sonra olabileceklerden bihaber…
Bıyık altı bana gülerken dansın kendisi; ‘’Devam et, seni yıkımlarda ayağa kaldırmaya hazırlanıyorum’’ diyormuş.
Sadece dans oluyorum ben ise. Kayboluyorum coşkuda.
Eksikti artık babam. Bedenimde bir uzvumun olmayışı gibi.
Dans aylar sonra heybetli gülüşüyle bekliyordu pistte beni.
‘’Tutunacağın ben varım. Gel! “ diyordu. Eksik uzvumla, kalabalıklar kadar yer tutan, tek kişinin bıraktığı dipsiz ıssızlıkla dansa kalktım. Babamın gurur duyacağı gibi dans ettim. Güçlü, dik ve sağlam…
Her adımlamam sessiz çığlık oldu. Topuklarımı bastım çığlığa. Bulutlarım yağdı içime. Müzik gibi. Buruk tebessümlerime karıştı. Tutunacağım o vardı.
Onunla doğru zamanda buluştuk. Keşif iklimimde… Duygularım zirve yaparken, o kulağıma fısıldardı: ‘’Seni doğrultacak benim, sarsıcı yıkımlarda. Kalbini yumuşatacak benim sert darbelerde. Ben kuşatacağım tutunamadığında. Her şey ve herkes geçici. Ben daimiyim. Sen yaşattığın sürece. Aynanın karşısındayım. Kaygan parkenin üzerinde bekliyorum seni. Ortamı kuşatan melodideyim. Davetkârca uzanan eldeyim. Loş ve soğuk stüdyoda uyuyorum. İster uyut beni. İster bedenini ve coşkunu ısıt ve uyandır. Sonsuzum ben.”
Hayata tutunmanın yolunun kavramlara ve değerlere sarılmak olduğunu; bedenim kıpır kıpır, ağzım kulaklarımda, gözlerim ışıl ışılken öğrendim.
Eksik uzuvum, dipsiz ıssızlıkta; dans ettim.
Nasıl bakıyor gözleriniz dans ederken? Hangi duygunuz taşıyor sizden, müziğin en kışkırtıcı yerinde? Müziği siz bestelemişsiniz gibi mi?
Samba yaparken renklendiriyor musunuz güney kıyılarını? Zeybeğe kalktığınızda Bozdağları’ nın eteğinden gözlüyor musunuz Ege’yi? Semaha durduğunuzda, haktan alıp halka verdiğinizde konuk oluyor musunuz Ali’nin evine? Afro yaptığınızda Amerika’nın sözde sahiplerini kaldırıyor musunuz ayağa? İlkel kabilenin dans ayiniyle bedeniniz aktığında, damarınızda da kızılderili kanı akıyor mu? Öylesine bir düğünde; sağa sola salınırken aynalı pistte, yeryüzünün çifti olduğunuzu sandığınızda, nasıl bakıyor gözleriniz?
Bir kıta dolusu insan oldunuz. Müzik bitti, dans bitti. Süzülüp döndünüz, beklenmedik bambaşka atmosferden. Çıktınız, geldiniz aramıza…
Gündelik ve geçici dünya ile temas kurmaya…