Türk Edebiyatında Kadın Temsili
Türk edebiyatında, kadının yeri toplumsal olaylar ve tarihin akışına göre şekillenmektedir. Kadın figürü kimi zaman yüceltilmiş, kimi zaman sorunun öznesi haline getirilmiştir. Böylelikle kadının sadece estetik kaygı ile değil, toplumun durumuna göre yazılan bir karakter olduğunu görmekteyiz.
Divan edebiyatında bakıldığında, kadın soyut ve ulaşılmazdır. Yüceltilmiş ve toplumdan kopuktur. Bireysel kimliği ve toplumsal rolü yansıtılmaz. Genellikle erkek şairlerin fikirleri ile şekillenir.
Tanzimat döneminde ise, kadının adı daha sık duyulmaya başlanmıştır. Özellikle roman türünün hayatımıza girmesiyle kadın karakterlerin eğitimi, toplumdaki rolü ve çoğunlukla görücü usulü evlilik gibi konularda adı geçse de hâlâ istenilen konumda olamamıştır.
Servet-i Fünûn ve Milli Edebiyat döneminde, kadının duyguları, düşünceleri, öğrenme biçimleri ve iç çatışmalarına daha fazla yer verilmiştir. Kadınların bulunduğu mekanlar eşyalar ile tasvir edilmiştir.
Cumhuriyet dönemine gelindiğinde ise, kadın yazarların da artmasıyla, kadının toplumdaki yeri, bireysel karakteri, tarihsel figürü, eğitim ve çalışma hayatı daha gerçekçi bir şekilde yer almıştır.
Sonuç olarak, edebiyatımızdaki kadın karakteri belirli evrelerden geçerek şekillenmiştir. Soyut ve idealize olarak başlayan kadın temsili zamanla gelişerek daha modern ve gerçekçi bir tasvire bürünmüştür.