DÜNYANIN Bİ' UCU: YAKIN-UZAK

DÜNYANIN Bİ' UCU: YAKIN-UZAK

A+ A-

Yuvarlak dünyanın kaç köşesi var? İnsanlar buralarda nasıl yaşar; ne yer, ne içer? Birbirlerine hangi konularda ne kadar benzer? Bu yerler birbirinden çok mu farklı? Yaşantı ve mesafe açısından birbirlerine çok mu uzaklar? Yakınlık, uzaklık… Bunlar göreceli kavramlar. Akademik dünyada da sık sık tartışılır bu konu. Mesela Waldo Tobler, coğrafyanın birinci yasası sayılan bir görüş ortaya atmıştır. Bu yasa şöyle der: "Her şey diğer her şeyle ilişkilidir; ancak birbirine yakın olan şeyler, uzak olanlara göre birbiriyle daha fazla ilişkilidir." Yani kademeli değişim, biz çevremizden uzaklaştıkça gelecektir. O zaman bilmediğimiz dünyaları keşfetmek için yerimizden kalkıp biraz uzaklaşıyoruz.

Mekânsal yakınlık, toplumlar arasındaki etkileşimi ve alışverişi artırır; doğru. Komşu olan toplumlar birbiriyle ortak kelimeler kullanıyor, yemekleri benziyor, müziklerini paylaşıyor, alışkanlıklarını birbirine taşıyor. Çünkü yakınlık yalnızca bir yere daha kısa sürede ulaşabilmek değil, birbirine daha fazla temas edebilmek demek.

Hepimizin aşina olduğu bir yerden gidelim: Ege’nin iki yakasına baktığımızda deniz mesafeleri ayırsa da sofralar insanları hemen birleştirir. Bizim "cacık" dediğimize komşuda "tzatziki", bizim "dolma" dediğimize "dolmadakia" denir. Ancak Tobler’ın o kuralı tam da burada işlemeye başlar: Kıyıdan ayrılıp mesafeyi biraz açtığınızda o tanıdık dünya yavaş yavaş kabuk değiştirir. Akdeniz havzasından çıkıp Orta ve Kuzey Avrupa’ya doğru ilerlediğinizde, sokaktaki o gürültü ve hareketlilik yerini ölçülü bir mesafeye bırakır. Kapı önü sohbetleri sessizleşir, günlük hayatın ritmi değişir. Kültür artık daha içe dönük, kişisel alanın sınırları çok daha belirgindir. Hele bir de okyanusu aşıp bambaşka bir kıtaya, örneğin Amerika’ya ya da Asya’nın kalbine vardığınızda o tanıdık dünya yerini bambaşka bir gerçekliğe devreder. Zaman algısından selamlaşma âdetlerine, birey olma fikrinden aile bağlarına kadar hayatın kuralları baştan yazılır. Mesafe arttıkça ortak paydalar seyrekleşir. İşte coğrafya; her adımda araya serptiği bu farklarla bize dünyanın ne kadar katmanlı ve keşfe değer olduğunu hatırlatır.

Ve günün sorusu: Başka bir enlemde, başka bir iklimde doğsaydık yine bugünkü "biz" olur muyduk?

Sevgilerle…

05-09-2026
Jülide Gizem Güzel

Jülide Gizem Güzel

Coğrafyacı

Coğrafya alanında eğitim aldım ve aynı alanda yüksek lisans çalışmalarımı sürdürüyorum. Üniversite yıllarında fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başladım; o günden beri doğa, seyahat ve keşif merakım hayatımın önemli bir parçası oldu. Fırsat buldukça yeni yerler görüyor, fotoğraflıyor ve gözlemlerimi not alıyorum. Yazılarımda çoğunlukla yolculuklara, doğaya, kentlere ve insanın yaşadığı çevreyle kurduğu ilişkiye odaklanıyorum. Dünyayı anlamanın en güzel yollarından birinin bakmak, gezmek ve anlatmak olduğuna inanıyorum.

julidegizemaskale@gmail.com