Yerel Kültürü Korumada Bir Adım: Cittaslow-Yavaş Şehirler

Öykü Su Sezen

Mimar

Yazar Hakkında

1994 yılında Aydın’da doğdu. Lisans eğitimini Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Mimarlık bölümünde tamamladı. Sanat ve mimarlık tarihiyle ilgilenmekte ve mimarlığın görsel sanatlarla ve edebiyatla olan ilişkisi ilgisini çekmektedir. En kısa zamanda Mimarlık Tarihi üzerine yüksek lisans eğitimine başlayarak akademik hayatta yer almayı hedeflemektedir.


oykususezen@gmail.com


A+ A-

“Toplumlar ve uluslar, kural olarak, benzer malzemelerden değişik yüzler ya da maskeler üreten, türeten sanatçılara benzerler.”  (Güvenç, 1985).

İnsanlığın her türlü birikiminin ifadesi olarak tanımlayabileceğimiz kültür, toplumsal kimliğe zemin olan vazgeçilmez bir unsurdur. Kültürün vazgeçilmez olmasının en önemli nedeni sürekli olarak gelişip değişmesidir. Canlı bir varlık gibi gelişip yaşamını sürdürürken toplumları besler ve onlardan beslenir. Yüzyıllardır süregelen her türlü bilginin ve bu bilgilerin maddesel yansıması olan eserlerin, tüm soyut ve somut değerlerin bir toplamıdır. Bu nedenle hem evrensel bir kavramdır hem de her coğrafya ve toplumda kendine has bir karaktere sahiptir.

Kültürün diğer tasarım ve sanat faaliyetleriyle olduğu gibi mimarlıkla da sıkı bir ilişkisi vardır. 1977 yılında kabul edilen Fransız Mimarlık Yasası’nın ilk maddesinde mimarlığın kültürün bir ifadesi/dışavurumu olduğu söylenir. Mimari eser, ortaya çıktığı yerin maddi ve manevi birikiminden beslenerek oluşur. Bu birikimin içinde yaşam tarzı, alışkanlıklar, sosyal ya da psikolojik ihtiyaçlar, iklim, yer şekilleri gibi birçok bileşen bulunur. Bu bileşenler aynı zamanda o yerdeki toplumun kültürünü oluşturur. Sonuçta bunlardan yola çıkarak ortaya koyulan eser de kültürün bir yansıması olmaktadır. Geçmişte yaşamış olan toplumların kültürlerini anlamak için de sıklıkla mimari eserlerden yararlanılmaktadır. Bir kültürden günümüze kalan eser o dönemin yaşayış tarzını, düşünce yapısını, ihtiyaçlarını, kullanılan malzeme ve tekniği yani teknolojisini anlamamıza imkân verir. Böylece mimari eser hem mekânsal hem zamansal olarak topluma ait kimlik bilgisini içerir.


Günümüzün önemli problemlerinden biri olan, mimarinin yerel kültürle bağının zayıflaması modern döneme rastlamaktadır. Sanayi devrimiyle birlikte farklılaşan üretim teknikleri, iş kolları ve değişen yaşam tarzıyla kentlerin çehresi de değişmeye başlamıştır. Bu dönemde kentlerde hızla artan nüfus sonucu kötüleşen yaşam koşullarının iyileştirilmesi için çözümler aranmıştır. Modern şehircilik doğarken makineleşmenin sonucu olan seri üretim de inşaat tekniklerini ve mimariyi etkilemiştir. Yaşanan teknolojik gelişmelerin kent ve insan arasında daha iyi bir bağ kurması ve daha sağlıklı kentlerin yaratılması düşüncelerinin,  ne yazık ki kalıcı bir başarıya ulaştığı söylenemez. Aksine; düzen, eşitlik ve evrensellik gibi kavramlar hem tasarımla kullanıcı arasındaki ilişkinin hem de geleneksel bilgi ve üretim tekniklerinin yok sayılmasına neden olmuştur.

Teknoloji hızla gelişirken hayatımızdaki en önemli kavramlardan biri de hız olmaya başlamıştır. Sahip olduğumuz teknoloji evrenselliği mecbur kılarken bilgi birikiminin çok daha kolay ve hızlı biçimde gerçekleşmesini sağlar.  Böylesine çabuk etkileşime geçen kültürler, neyi kabul edip etmeyeceklerine karar veremeyip hızla birbirilerini taklit ederek dönüşüme girmektedir. Etkileşime girdikleri kültürel bilgiyi analiz edip özümseyecek zamanı bulamamaktadır. Bu nedenle evrensellik ve seri üretim tek tipleşmeye yol açarken hızla yerel kimlikler de yozlaşmaya başlamıştır. Artık çevremize baktığımızda nereye ait olduğuna dair ifadesi olmayan, kültüre ait izler taşımayan yapılar görmekteyiz.


Evrenselleşmenin ve hızın yarattığı sorunlar hayatın her alanını etkilemektedir. Günümüz kentlerinde yaşam tarzı, her şeyin hızla akıp gittiği ve insanların koşuşturduğu bir düzen halini almış durumdadır. Bu duruma karşı çıkan hareketlerden biri de İtalya’da ortaya çıkan Cittaslow, dilimize yerleşmiş haliyle Yavaş/Sakin Şehir olmuştur. Kent insanı; tarihini, değerlerini ve geleneksel bilgiyi hızla kaybederken bunun farkına dahi varamayacak derecede bir koşturma içindedir. Kentler sürekli büyümekte ve daha fazla insanı bünyesinde sıkıştırmak için sağlıksız biçimde gelişmektedir. Buna karşın Cittaslowlar popülerleşme tehlikesine karşı geleneksel değerlerine sahip çıkarken nüfusunu da kontrol altında tutmaktadır. Bir kentin Cittaslow olabilmesi için gereken koşullardan biri de en fazla 50.000 nüfusa sahip olmasıdır.

Cittaslow’un öncüsü yine İtalya’da ortaya çıkan Slow Food(Yavaş Yemek) Hareketi’dir. Fastfood tüketimine karşı ortaya çıkarak geleneksel yemeklerin ve yemek yeme tarzının önemini ortaya koymuştur. Slow Food yeme-içme kültürüne sahip çıkılması gerektiğini söylerken Cittaslow da hızlı, sağlıksız ve yerel kültürün yok olduğu kent yaşamına karşı durmaktadır. Küreselleşmenin neden olduğu tek tipleşme ve onun getirisi olan sıradanlaşmaya karşı çıkan, yerel ve geleneksel değerlere sahip çıkmayı ön gören, sürdürülebilir, hızlı kent yaşamından ve kargaşadan uzak Cittaslow hareketi bugün 30 ülkede, 262 kentte uygulamaktadır. 1999 yılından bu yana adına yakışır biçimde yavaş yavaş dünyaya yayılması ve gittikçe üye sayısını arttırması, aslında yukarıda bahsedilen hızlı kent yaşamından doğan sıkıntıların önemini göstermektedir.

Küçük ölçekli yerleşmelerde uygulanabilen Cittaslow hareketi yavaşlama, yerel kültürün korunumu ve sürdürülebilirlik açısından başarılı denebilecek bir metottur. Cittaslow’un bilinirliğinin ve yavaş kentlerin dünya çapında sayılarının artmasıyla benzer yöntemlerin ortaya çıkması beklenebilir.  Bugün kentleşmenin geldiği nokta ve yaratılan sağlıksız çevrelerden geri dönüşün kolay olmayacağı ortadadır. Ancak Cittaslow’un gösterdiği gibi teknolojinin sağladıklarının geleneksel bilgiyle harmanlanması ve yerel kültürün korunması bir çıkış yolu sağlayabilir. 



Kaynakça

1)      Dönmez, E. (2006). Türkiye’de Kültürel Kimliğin Mimariye Etkisi (Yüksek Lisans Tezi). Fen Bilimleri Enstitüsü, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul.

2)      Aydoğan, S. (2015). Sürdürülebilir Mimarlıkta Sakin Şehir (Cittaslow) Yaklaşımı (Yüksek Lisans Tezi). Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul.

3)      Saatçı, M. (2016). Kültürün Mekânsal Organizasyona Etkilerinin Mekân Dizim Yöntemi İle Analizi: Laz, Hemşin Ve Gürcü Kültürü Örneği (Yüksek Lisans Tezi). Fen Bilimleri Enstitüsü, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul.

4)      Doğutürk, G. (2010). Mimari Ve Yaşam Kalitesi Bağlamında Yavaş Şehir Hareketi Ve Seferihisar Örneği (Yüksek Lisans Tezi). Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, İstanbul.

5)      Özgenç, Ö. (2012). İdeal Toplum Düzeni Arayışında Kurgulanan Kentsel Planlamalar, Ütopyalar Ve Yavaş Şehir Akımı (Yüksek Lisans Tezi). Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, İstanbul.

6)      Kocagil, L. (1999) 20. Yüzyıl Mimarlık Ortamına Eleştirel Bir Yaklaşım (Doktora Tezi). Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul.

7)      Aytaç, E. (2008). Mimarsız Mimarlık (Yüksek Lisans Tezi). Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul.

8)      http://www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=373&RecID=2656 (Erişim Tarihi: 29.08.2019

30-08-2019