Varoluş Alanında Rekabetin Yeniden Tanımlanması

A+ A-
Rekabet nedir? Rekabet alanının sınırları nelerdir? Kültürel bir öge midir? Etkileşimin bir biçimi ya da bir varoluş yöntemi midir? Rekabetin iyisi ya da kötüsü söz konusu olabilir mi? Bireyden bireye, kültürden kültüre rekabetin anlam ya da pratiği değişir mi? Rekabetin ideolojik olanla ilişkisi nedir? ... 
Rekabet hakkında birçok soru sorulabilir. Velhasıl rekabet sosyal hayatımızda fazlasıyla vücut bulan ya da belki yanlış bir bilincin ardında anlamını yitiren bir kavram. 
Türk Dil Kurumu’nun tanımına göre rekabet; “aynı işi yapan kimseler ya da kuruluşlar arasındaki daha iyiye ulaşma, daha iyi sonuç alma yarışmasıdır.” 
Öyleyse gelin rekabete çok başka bir pencereden bakalım. Rekabetin söz konusu olduğu işi varlık alanına taşıyalım. Nitekim kapitalist sistem kendi çıkarı için rekabeti kutsarken - ki bunu her sistem yeniden tanımlayacaktır - onu sistemin tekeline sunmak ya da anlamsal ufkunu sınırları dışına çıkarmak özgürlüğünü alalım. 

TDK tanımında ‘iyi’ kelimesine dikkat çekmek ve buradan yola çıkmak istiyorum. Çünkü sanki günümüzde ya ‘rekabet’ ya da ‘iyi olan’ anlamını yitirmiş gibi. “Hedefe ulaşmak için her yol mubahtır” anlayışı, hedefin iyi olduğu önermesini her zaman içermeyebilir ki gerçek anlamda iyiye ulaşmak yolun iyiliğini de içerir. Çünkü aksi takdirde hedef, iyi sıfatı adına, bağdaşmadığı kötü sıfatındaki yolundan soyutlanacak, dolayısıyla temeliyle bağını koparacak ve sağlam olma vasfından yoksun kalacaktır, bu ise varılan noktanın çürük olması yani iyi olma durumuyla çelişmesi demektir. Bu durumda, rekabetin anlamı içerisindeki ‘iyiye ulaşma’ gerçekleşmemiş olacaktır. Yani yolu iyi olmayanın yalan, hırsızlık ya da iftira ile bir hedefe ulaşanın başarısı şüpheli, rekabeti geçersizdir. Burada hedef madden değil manen değerlendirilmiştir.
Rekabetin anlam sınırlarını genişleterek; Amerikalı girişimci, yazar ve filozof Jim Rohn’un bir sözüyle devam etmek istiyorum. “İnsan, birlikte en çok zaman geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır.” Bu varsayımdan yola çıkarsak çevremdeki beş kişinin ortalaması olan ben en büyük yükselişi, onların yükselişiyle yaşarım. Öyleyse onların iyiye ulaşması benim, benim iyiye ulaşmam onların da iyiye ulaşması demektir. Dolayısıyla rekabet bu bağlamda bir birlik olma halinin varlığını gerektirir. Yine bu bağlamda asıl olan benim kendimle rekabetimdir. Çünkü kendimi çevremle birlikte daha iyiye taşımak isterim. Ne var ki olay bu beş kişiyle bitmiyor. Çünkü bu beş kişi de benden başka dörder kişinin daha ortalaması ve yine onlar da başka beşlerin ortalamalarıdır. Bu bütünsel etkileşimi bireylerin ötesine taşıdığımızda toplumlar da birbirleriyle ticaret ya da diplomasi yoluyla etkileşim kurar. En yakın olduğumuz beş toplum, kültürel alışverişin dolayısıyla benzeşimin en çok yaşandığı toplumlardır. Ve bu etkileşim alanı aynı mantıkla tüm dünyayı kapsar. Dünya diğer gezegenlerle, güneş sistemi de diğer sistemlerle sürekli bir etkileşim halindedir. Varlıklarını sürekli tartışageldiğimiz uzaylıları evreni keşfetmekte ve teknolojik ilerlemede gizli rakip olarak görüyor olabilir miyiz? Çoklu evrenleri de kattık mı işin içine olasılık dünyasından atomaltı dünyaya geçiş yapacağız yine. Uzaklaştık mı konudan?
Ben ve bizin, birey ve toplumun, dünya ve evrenin, yerdekiyle göktekinin, içtekiyle dıştakinin ya da parça ile bütünün birbirlerinden ayrılmadıklarını söyleyen hermetik bilimler bize bir şey daha söyler. Her şey ama her şey tekâmül eder ve biz aslında iyiye, hep daha iyiye ulaşmak isteriz. Demek istediğim her daim bir rekabet içerisindeyiz. Tekâmül amaç, rekabet yöntemdir. 
Avustralyalı psikiyatrist Alfred Adler, bireysel psikoloji ekolünde ‘toplumsal ilgi’ ve ‘üstünlük duygusu’ kavramlarından bahseder. Burada toplumsal ilgiden kasıt, kişinin doğuştan sahip olduğu diğerleriyle ilişki kurma, onları dikkate alma potansiyelidir. Adler ‘üstünlük duygusu’ ile ise kişinin iyiye yönelimine vurgu yapar. Bu iyiye yönelim diğerleriyle bütünlük teşkil ettiğinde, ruhsal olarak sağlıklı bireyden bahsetmek mümkündür. Üstünlük duygusu ile toplumsal ilgi arasında birlik ve uyum sağlanamadığında psikolojik rahatsızlıklar da boy göstermeye başlar. Nitekim kendimizi sağlıklı bir şekilde var edebilmemiz, doğru bir rekabetin varlığını gerektirir. Diğerlerini ezerek ya da aşağı çekerek değil, üstünlük duygumuzu toplumsal ilgimizle yoğurarak birlikte hep daha iyiye yol almaya niyet etmeliyiz. Birbirimizin yaptıkları üzerine katarak rekabet etmeliyiz ve bütünün en yüksek hayrına hareket etmeliyiz. 
İngiliz biyolog Rupert Sheldrake tarafından, maymunlar üzerinde yapılan bir çalışma sonucu ortaya atılan morfogenetik alan teorisi; morfik rezonans ve kolektif hafıza sayesinde, bir canlı türünde bir davranışın bir kez ortaya çıkması ve ‘kritik kütle’ denilen sınıra ulaşana kadar tekrarlayarak yayılması ile söz konusu canlı türünün tüm bireylerinde aynı davranışın gelişiminin sağlandığına işaret ediyor. Bu demek oluyor ki bir yerlerde insanların bir gelişim sergilemesi er ya da geç tüm insanlığın gelişimine yol açacaktır. Yani birimizin iyiliği, hepimizin iyiliği. Ve kolektif hafıza bir fikrin aynı zamanda birçok kişide ortaya çıkabilme olasılığını içeriyor. Dolayısıyla rekabet her zaman eyleme geçeni ama iyi yolu seçeni başarıya ulaştıracaktır. Daha da önemlisi rekabetin öngördüğü gerçek başarı, başaranı takdir edip üstüne koyabilenindir. Bilimsel ya da manevi ilerlemenin temeli de bu değil mi zaten! 
“Bana bir verilirken komşuma iki verilmesi mi tercihimdir yoksa benden bir alınırken komşudan iki alınması mı?” diye sorar Sloven bir deyiş. Ego ilkini, kıskançlık ikincisini tercih eder. Çünkü ego kendisiyle o kadar meşguldür ki komşununkini umursamaz bile ama kıskanç için kıyas söz konusudur. Ego ve kıskançlık bir yana, gerçek rekabet hak ediş üzerine kuruludur. Tüm ideolojilerden soyutlanmış bir rekabet, varlığını adaletin varlığıyla onaylar.

Kaynakça

Görsel Kaynaklar

1) https://unsplash.com/photos/Ev1XqeVL2wI

2) https://www.deviantart.com/sicklilmonky/art/Evil-Aliens-102550894

3) https://www.deviantart.com/kalessaradan/art/Unity-31438843

4) https://unsplash.com/photos/YOML-Wm_eFU

5) https://unsplash.com/photos/yH18lOSaZVQ

17-06-2019