Toplumsal Reçeteler

A+ A-

Ben kimim?

‘Ben kimim?’ Özünde çok basit bir soru gibi görünse de açıklarken kendinizi mensubu olduğunuz kültürel örüntülerin sunduğu biçimde açıkladığınız, Schtüz'ün deyimiyle ‘reçetelere’ uygun şekliyle ifade edersiniz. Her birimiz için sıradan gibi görünen bu reçeteler daha önce sahnelenmiş olan bir oyunun küçük bir bölümü gibi içinde bulunan duruma içkindir ve her sahnenin kendine özgü bir reçetesi vardır. Bu sebeple vereceğiniz muhtemel yanıtlar kimse tarafından yargılanmaz. Çünkü zaten bilindik ve önceden yaşanmış olanın kişide tekrar etmesi oldukça olağan bir durumdur.

 

Schütz' ün kültürel örüntüler içerisinde açıkladığı reçete kavramı hiç şüphesiz biricik olana atıfta bulunmaz. Peki kültürel örüntü dediğimiz şey nedir? Bunlar nasıl reçetelendirilmiştir? Toplumu bir araya getiren onun içinde barındırdığı; tarihsel, ekonomik, dini, örf ve adetler ve etnik birlikteliğin yegâne bir şekilde vücut bulduğu ve öteki diye adlandırdığımız toplumlara göre de değişkenlikler gösteren yaşamsal kalıplardır. Bu minvalde toplumun her bir üyesi örtülü bir şekilde bu örüntüye uyar ve uyulan örüntüden bir ‘biz’ doğar. Örüntünün oluşmasıyla toplum, kendi kurallarını bu noktada üretmeye başlar. Max Scheler'in "göreceli dünya görüşüne" atıfla son derece sıradanlaşan bir toplumsal hayat varlığını gösterir. Yaşam olağan döngüsünde aynı sorunlara aynı cevapları vererek devam edecektir. Dışarıdan bu ağa katılmak isteyen bir ‘yabancının’ kemikleşen bu örüntü karşısında çaresiz kalması kaçınılmaz olacaktır.

Kemikleşmiş bu yapıya dâhil olmak için gelen yabancı, kendisi ile birlikte önceden öğrenmiş olduğu ve içselleştirdiği toplumsal reçetesini beraberinde getirmektedir. Her toplumun kendine has geliştirdiği reçetelerin karşılaştıkları sorun karşısında farklı çözümler geliştirmesi kaçınılmaz olacaktır. Öte yandan bu reçeteler kırılganlık gösterebilir çünkü insan değişkenliği içinde barındıran bir varlıktır. Bu sebepledir ki aynı topluma mensup üyeler arasında da benzer sorunların çözümünde çatışmalar yaşanmaktadır.

 

Başlangıçta sormuş olduğumuz soruya yanıt bulmaya çalışırsak, içine doğduğumuz toplumun ellerimize tutuşturduğu reçetelerle karşılaştığımız olaylara cevaplar arıyor hatta yolumuzu reçetelerde öğrendiğimiz şekliyle çizmeye çalışıyoruz. Bu yüzden doksanlarda çocuk olanlara büyüğünce ne olacaksın diye sorulduğunda doktor ya da öğretmen diye işitmemeniz içten bile değildi çünkü statü olarak değer bulan meslekler çocukların ağzına reçetelerle pelesenk edilmişti. Nasıl oturup, nasıl kalkacağımız, ne zaman kiminle ne konuşacağımız, ne zaman susacağımız bile zihinlerimize işlenen bu yönergelere göre belirleniyor. Toplumsal yaşam içerisinde belirlenen ve bizce uygun olarak önceden belirlenmiş yaşamı tekrar etmek, verilen reçeteye uygun hareket etmek oldukça kolay ve konforlu görünen. Ancak bu konforu elde ederken atladığımız sahiden reçetede var olan tarife uygun biri miyiz?

Kendimize bir ben inşa ederken, benin kim olduğunu belirleyen; benim haricimde bana uygulamam için önerilen bir reçete. Reçeteye uygun hareket edersem toplumca kabul gören bir ben olurum. Uygulamada aksaklık olursa anomik bir birey olarak addedilebilirim. Reçetede önerilen yan unsurlarla ortalama bir birey olabilmem de mümkün. Benim dışarıda varlık gösteren görüntüm, tanınma biçimim, toplumsal reçeteye ne kadar uyduğum ve yahut uymadığım…

 

EDA TEMİZ

 

 

 

KAYNAKÇA:

2016, ANKARA, Derleyen: ÜNSALDI Levent, Heretik Yayınları

Not: Zeynep Ezgi Temiz’e teşekkürler…

 

12-12-2018