Toplumsal Hareketliliğin Toplumu Oluşturan Kodlara Etkisi

Feyza Tezcan

Sosyolog

Yazar Hakkında

Merhaba. Ben Feyza Tezcan. İstanbulluyum. Gazi Üniversitesi Sosyoloji bölümü 2020 yılı mezunuyum. Şu an Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde sosyoloji üzerine yüksek lisansımı yapmaktayım. Okumaktan, araştırmaktan ve irdelemekten oldukça keyif alırım. Sonsuz keyif aldığım bir şey var ki o da yazmak. Zihnimden kelimelere aktardıklarımı paylaşmak için buradayım.


feyzatezcan0@gmail.com

https://www.instagram.com/feyzatezcaan/


A+ A-

Toplumumuzda meydana gelen bazı göçler uzun yıllar önce yaşanmış olsa da etkilerini günümüzde hala hissetmekteyiz. Bana kalırsa toplum içerisinde meydana gelen göç vb. olaylar toplumdaki değişmeyi ateşleyen birer fişek görevi görüyor. Değişim bir yerde ve bir kere başladıysa birçok değişimi de beraberinde getiriyor.

Örneğin 1950li yıllarda başlayan iç göç ve gecekondu kültürü ile birlikte ne şehir hayatı eskisi gibi kalabilmiş ne de köy yaşamı mevcut durumunu koruyabilmiştir. Değişim her iki taraftan da bir şeyler götürdüğü gibi getirdiği yeni değerler nedeniyle de toplumumuz, bu yenilikler karşısında yeni davranış kalıpları oluşturmuştur. Bu değişim belki de toplumun en küçük yapı taşı olması nedeniyle en büyük etkisini aile yapısında göstermiştir. Bugün bahsettiğimiz ve gençliğimizin kanayan bir yara olarak atfettiği kuşak çatışması, değişen aile yapısının bir sonucudur.

Kırsaldan kente yaşanan göç ile birlikte küçük kentler, büyük şehirlere dönüşmüştür. Geleneksel topluma ait aile değerlerinden uzaklaşma da tam bu noktada başlamaktadır. Köy yaşamında büyük aile yapısı içerisinde imece usulü ile ailenin gereksinim duyduğu ihtiyaçlar karşılanmaktaydı. Görev dağılımı erkeklerin genellikle evin dışında, kadınların ise daha çok ev içerisindeki işlerde çalıştığı ve çocukların bakımını üstlendiği bir düzendeydi. Tüm bu iş kalabalığında kadınlar çocukların bakımını ev büyüklerine devredebiliyor yahut ev dışındaki işlerde yanlarında götürebiliyorlardı. Köyde çocukların bakımı şimdiye kıyasla daha kolay ancak daha özensizdi diyebilirim.

Göç ile birlikte köy yaşamından kente gelen bireyler, şehir hayatına adapte olmaya çalışırken yaşadıkları kültür çatışmasının yanında ekonomik olarak da ayakta kalmak zorundaydı. Bu nedenle de bazı değerleri farkında olmaksızın feda etmek zorunda kaldıklarını düşünüyorum. Artık aile küçülmüştü ve daha fazla sorumluk, daha az kişinin omuzlarındaydı. Geleneksel ailenin kodları şehre taşınamadı. Çocuk yetiştirme pratiği artık sadece anne ve babaya aitti. Yaşanan  hızlı ve mecburi değişimler birtakım değerlerin yitirilmesine neden oldu. Kent yaşamıyla birlikte önemli bir sorun haline gelen geçim derdi, aile içerisindeki bireylerin birbiriyle olan ilişkisini oldukça zedelemiştir. Sabah erken saatte evden çıkan birey, akşam geç saatlerde eve döndüğünde tek dilediği şey dinlenmek oluyorken meydana gelecek herhangi bir pürüze pek tahammül edemez noktaya gelebilmektedir.

Yaşamının tohumları köyde atılmış bir bireyin hayata bakış açısı ile kent hayatı içerisinde büyüyen bir bireyin isteklerinin örtüşmemesi oldukça normal karşılanmalıdır. Geleneksel bir kültürden gelen ebeveyn, kendi gördüğü ve öğrendiği şekilde çocuğunu yetiştirmek isteyecektir ancak buradaki en önemli sorun, köy hayatının getirdiği pratikler kent yaşamında önemini kaybetmiş ya da işlevsiz hale gelmiştir ve ebeveynin öğrendiği birtakım değerler çözülmeye uğramıştır. Bu nedenle de kuşaklar arası bir anlaşılmama durumu ve '' Bizim zamanımızda böyleydi.'' diye uzayıp giden cümleler mevcuttur.

Kentin yaşam pratiklerine göre bir yaşam inşa etmiş olan gençlik; yaşam tarzı,müzik zevki,giyim kuşam anlayışı ve hayata bakış açısı gibi birçok noktada diğer kuşaklardan ayrılır. Mevcut kültürün bir aynası konumunda olan gençliğin hayata bakış açısı ve isteklerinin anlaşılması oldukça önemlidir. Ancak nispeten geçmişin birer aynası olan üst kuşak, bu istekleri yerine getirmek şöyle dursun gençliği tam olarak anlayıp anlayamadıkları da belirsizdir .Kendi benimsediği geleneksel iletişim kodlarıyla hareket eden bir ebeveynin, geri dönüt alma şansı oldukça azdır. Bu günümüzün en önemli sorunlarından biridir.

Burada en önemli nokta önce gençliği anlamaktan geçmektedir. Gençliğin iletişim kodlarını anlamak, günümüz ebeveynlerine düşen başlıca görevlerden biridir. İletişim, sağlıklı ilişkilerin birinci aşamasıyken anlamak da iletişimin en önemli anahtarıdır. Farklı kodlara sahip bireyler birbirlerini ne ölçüde anlayabilir? Ya da elde edilen anlam düzeyi sağlıklı bir iletişim kurmaya yetebilecek midir? İşte bu soruları cevaplamak için dikkat etmemiz gereken en önemli nokta dinlemektir. Dinlemek ve tanımlamak oldukça önemlidir. Bana kalırsa dinlemek anlamaya çalışmanın en önemli aşamasıdır. Zira dinlemek ,dikkat kesilmekten geçer ki dikkat etmediğimiz bir şeyi de pek anladığımız söylenemez. Dinleyip tanımladıktan sonra ortak bir anlam alanı oluşturmak yani ortak bir noktada buluşmak çok önemlidir. Bu şekilde önemli değerleri gençlerin dünyalarına katabiliriz. Ortak bir alan oluşturmak, iletişim kanalını oluşturmak demektir. Bu alanı oluşturduktan sonra toplum ve kültüre dair hususları aktarmak daha kolay olacaktır.

Oluşturulacak anlam alanlarına ait bir standarttan bahsedilemeyeceğini düşünüyorum. Her değeri standart bir kalıpta sunmak doğru olmayabilir. Her bireyin hayata bakış açısı farklı olduğundan her değerin, öğretileceği bireyin anlayacağı şekilde aktarılması daha doğru olacaktır. Bu noktada yollarımız yine anlamaktan kesişmektedir. Dinlemeli, anlamlandırmalı ve elde ettiğimiz veriye göre bir aktarım yapmalıyız. Baskıcı bir değer aktarımı, elde her an patlayacak bir bomba kadar tehlikelidir. Değer aktarımı ile baskılanan birey,toplum ile buluştuğunda değerlerini yitirmekle karşı karşıyadır. Sınır koyduğumuz bir şey hakkında  ebeveyni olduğumuzun bireyden daha fazla bilgi sahibi olup  onu neden o şeyden uzak tutmak istediğimizi ona anlatmalı ve ortak bir paydada buluşmalıyız. Kuru bir sinir çözücü olmaz, hatta yıkıcı dahi olabilir. İşte bakıldığı zaman ebeveynlik bu kadar  da zor bir görev haline gelmiştir.

Toplumda değişim her zaman meydana gelmiş ve gelecektir. İşte bu noktada toplumda değişimin etkilediği alanların farkında olmak ve değişime ayak uydurmak oldukça önemlidir. Kuşak çatışması örneğinde olduğu gibi toplumdaki kodlar zaman içerisinde değişime uğradığı gibi aynı zamanda yeniden üretilmektedir. Değişime bir noktada ayak uydurmak faydalı olacaktır. Zira toplumda meydana gelen değişimler toplumun ihtiyaçlarına yöneliktir ve sistemin daha kusursuz bir şekilde ilerlemesini sağlar. Bu farkındalığı oluşturmak her zaman oldukça kolay olmayacaktır.Önemli olan sürekli bir değişim içerisinde olduğumuzun ve köklere bağlı kalarak yeni, ortak değerler oluşturmanın her zaman kötü bir sonuç vermeyeceğinin bilincinde olmaktır.

 


Kaynakça

Fotoğraf: https://unsplash.com/photos/1x8uTS9msyw

14-02-2021