Önyargı ve Ayrımcılık

A+ A-

Merhaba değerli okuyucular.

Daha önce “azınlık grupları” konusu üzerine konuşmuştuk. Bu yazım “azınlık grupları” konusunun devamı niteliğindedir. Şimdi “önyargı”, “ayrımcılık”, “kalıpyargı”, ”günah keçisi yaratmak” kavramlarından bahsedeceğim.

Önyargı ve ayrımcılık sosyal yaşantımızda birçok alanda karşılaştığımız olgusal durumlardır. Önyargı ve ayrımcılık insanlık tarihinde oldukça yaygındır.

İnsan ‘zeki’, ‘düşünen’ ve ‘sosyal’ bir varlık olma nitelikleriyle diğer canlılardan ayrılır. Ancak insanı insan yapan bu üç temel özellik, aynı zamanda onu ‘önyargı’, ‘kalıpyargı’ ve ‘ayrımcılık’ gibi kavram ve süreçlerle tanıştırmaktadır. Bu kavramlar da birbirini besler ve güçlendirir.

İnsanın diğer insanlar, gruplar, toplumlar ya da nesneler hakkında birtakım değerlendirmeleri vardır ve olması doğaldır. Ama düşünce ve tutumların olumsuz ve aşırısı zarar getirir; önyargı ve ayrımcılığa neden olur.

Cinsiyetinden, yaşından, etnik kökeninden, fiziksel görünümünden, dini tercihinden… dolayı işe alınmama, fiziksel özründen ötürü eğitimden daha az faydalanma, arkadaş çevresinde hor görülme, cinsel tercihinden dolayı toplum dışına atılma, içinde bulunduğu toplumun ortak dinini tercih etmemekten dolayı ötekileştirilme… gibi örnekler ayrımcılığın toplumsal düzlemde somutlaşmış halidir.

                                         

Öncelikle önyargı kavramından bahsedelim:

Önyargı, önceden oluşturulmuş bir kanaat ya da yanlılığı gösterir, kısaca önceden yargıya” varmaktır. Söz konusu burada bireyin eylemi değil, zihindeki düşüncedir. Zihinde var olan düşünce, tutum olumlu ya da olumsuz olabilir. Önyargı, gerçeklik karşısında sınanmamış, daha çok kişinin kendi duygu ve tutumlarına bağlı stereotipleşmiş inançlarla karakterize edilmektedir.

Önyargı, özellikle sosyal psikolojide yer alan; bireysel, grupsal ve toplumsal yönü bulunan bir kavramdır.

Gordon Allport’a göre önyargı: “Kusurlu ve esnek olmayan bir genellemeye dayanan antipati. Hissedilebilir ya da ifade edilebilir. Tüm bir gruba ya da o grubun tek bir üyesine yöneltilebilir.” 

Aşırı genelleştirme, peşin hüküm, bireysel farklılıkları dikkate almayı reddetme ve klişelerle düşünme, akılcı düşünceyi çiğnemektedir. Benzer biçimde, bireyi ya da grubu hak etmediği bir dezavantajla karşı karşıya getirmesi durumunda önyargının adil olmadığı söylenebilir. Önyargı aynı zamanda hoşgörüsüzlüğü ve insanın saygınlığını bozmayı da kapsamaktadır.

Zygmunt Bauman önyargının ahlaki bakımdan çifte standarda yol açtığını ileri sürmüştür ve “En önemlisi, kişinin dış-grup üyelerine karşı gaddarlığı, ahlaki vicdanıyla çatışıyor gibi görünmemektedir.” şeklinde ifade etmektedir. Benzer eylemler hangi tarafa atfedildiğine bağlı olarak farklı şekillerde adlandırılacaktır. Bir tarafın gözünde özgürlüğün ifadesi olan eylemler, diğer tarafın gözünde terörizmden başka bir şey değildir.

Önyargı, “biz” ve “onlar” ayrımını kapsayan iç- gruplar ile dış-grupların varlığının hem bir sonucudur, hem de onu güçlendirmektedir. İç-grup ve dış-grupların tutumları özünde birbirlerine benzer, çünkü iç-grup duygusu mutlaka bir dış-grup duygusuna yansır ve tersi için de aynı şey geçerlidir. Bu anlamda, iç-grubun uyumu ve duygusal güvenliği açısından bir dış-grubun varlığı tam anlamıyla bir gerekliliktir. Halihazırda bir dış-grup yok ise, hemen yaratılabilir.

 

Kalıpyargı(stereotype) kavramından bahsedelim:

Kalıpyargılar, belirli bir objeye ya da gruba ilişkin bilgi boşluklarını dolduran, böylece onlar hakkında karar vermeyi kolaylaştıran, önceden oluşturulmuş birtakım izlenimler, atıflar bütünü olarak zihnimizde oluşturduğumuz imgelerdir.

Önyargılar sıklıkla bir grubun sabit ve kalıplaşmış bir biçimde tanımlandığı kalıpyargılar üzerine inşa edilir. Bütün siyahların atletik olduğu ya da bütün Doğu Asyalıların çalışkan ve gayretli öğrenciler oldukları görüşü gibi, kalıpyargılara çoğunlukla etnik azınlık gruplarında başvurulur. Bazı kalıpyargılarda gerçeklik payı vardır; oysa diğerleri, tümüyle düşmanlık duygularının, aslında o duygunun gerçek kaynağı olmayan nesnelere yönlendirildiği bir yerine geçirme mekanizmasıdır. Kalıpyargılar, kültürel anlamaların içine gömülüdür ve gerçekliği açıkça çarpıttıklarında bile kolay kolay aşınmazlar. Tek başına çocuk sahibi olan annelerin sosyal yardıma gereksinimi olduğu ama çalışmayı reddettikleri inancı, aslında temelden yoksun, inatçı bir kalıp yargı örneğidir. Tek başına çocuk sahibi olan anne çalışmaktadır ve birçoğu da çocuk bakım yardımı almak yerine çalışmayı tercih edecektir.

Önyargı, sıklıkla kalıpyargı ile karıştırılır. Önyargı ve kalıpyargı birbirinden farklı, ama birbirini tamamlayan iki kavramdır. Lipmann’a göre kalıpyargılar,”sosyal sınıfları betimleyen ‘beyindeki resimler’ “dir. Belirli bir grubu sevmediğini dile getirmek bir önyargıyken, o grubu sevmeme gerekçesi olarak dillendirilen, grup üyelerine yüklenmiş özellikler birer kalıpyargıdır. Kalıpyargılar bir grubun üyelerine atfedilen, aşırı genelleştirilmiş inançlardır. Örneğin “Sarışınlar aptaldır”, “Soğuk ülkenin insanı soğuk olur”…gibi.

Kalıpyargılar, belirli bir kültürün içinde her grubun üyeleri için ‘beklenen davranış’ kalıplarını belirler. Sosyal normlar ve yaptırımlar bu beklentileri hayata geçirir. Grup üyeleri ‘isteyerek ya da istemeyerek’ beklentilere uygun davrandığında, davranışları kalıpyargıyı haklı çıkarır ve böylece kalıpyargı daha da kalıcılaşır.

                                         

Ayrımcılık kavramından bahsedelim:

Yaygın kullanımında basitçe “adil olmayan davranışlar” anlamına gelen bu kavram, sosyolojide en yaygın biçimde etnik ve ırk ilişkileri kuramları bağlamında kullanılmaktadır. İlk sosyologlar ayrımcılığı etnosantrizmin bir ifadesi, başka bir deyişle “benzer olmayanlardan hoşlanmama” ya işaret eden bir kültürel fenomen olarak görmüşlerdi.

Ayrımcılığı açıklarken farklı kavramlardan söz edilmektedir. Bu kavramlar etnosentrizm, ırkçılık gibi ayrımcılığın farklı görünümlerindendir. Etnosentrizm; kişinin kendi kültürünü, dinini, etnik grubunu üstün görürken dış grupları küçük görme ve aşağılama eğilimidir. Etnosantrik eğilimli kişi, parçası olmadığı grubu olumsuz olarak görme eğilimindedir ve insanları ilk olarak parçası oldukları gruplara göre değerlendirir.

Ayrımcılık çeşitleri; cinsiyet ayrımcılığı, ırk ve etnik ayrımcılık, dinsel ayrımcılık ve fiziksel görünüm ayrımcılığıdır. Örneğin: Cinsiyete dayalı ayrımcılık, toplumun hemen her kesiminde yer alan kişi ve kurumların yanında anne-babaların, yakın akraba ve komşuların kız çocuklarına küçük yaşlardan itibaren erkek çocuklara olduğundan farklı yaklaşmaları ile başlamaktadır Mesela, kız çocuklarının herhangi bir sebepten dolayı ağlamalarına göz yumulurken, aynı davranışı gösteren erkek çocuğununki bastırılır, kabul görmez.  Ya da oyuncak tercihinde; kız çocukların bebeklerle oynamaları teşvik edilirken, erkek çocukların araba, tabanca gibi oyuncaklarla oynamaları uygun görülmektedir.

 

Günah Keçisi Yaratmak kavramında bahsedelim:

Günah keçisi yaratmak, durumları kötü olan iki etnik grubun birbirleriyle ekonomik kazanımlar için rekabet ettiği durumlarda yaygındır. Örneğin etnik azınlıklara ırkçı saldırılar yönelten insanların ekonomik durumu çokluk onlarınki ile benzerdir. Bu insanlar gerçek nedenleri başka yerde yatan şikayetler için azınlık gruplarını suçlamaktadırlar.

Günah keçisi yaratmak normal olarak çok kolay hedef oldukları için ayırt edici özelliklere sahip ve nispeten güçsüz gruplara yöneltilir. Protestanlar, Katolikler, Yahudiler, siyahlar, çingeneler ve diğerleri batı tarihi boyunca muhtelif dönemlerde gönülsüzce günah keçisi rolünü oynamışlardır. Günah keçisi yaratma sıklıkla kişinin kendi arzularını ya da niteliklerini bilinçdışı bir biçimde başkalarına atfettiği yansıtmayı gerektirir. Araştırmalar sürekli olarak göstermektedir ki, baskın grubun üyeleri azınlığa şiddet uyguladığında ya da ona cinsel olarak istismar ettiğinde, kendilerinin değil azınlıkların cinsel şiddetle ilgili bu nitelikleri sergilediğine kanaat getirmektedirler.

                                       

Farklı olaylarda ayrımcılığa ya da önyargıya maruz kalan insan bundan yakınmakta ancak bilinçli ya da bilinçsiz yakındığı olayın işleyeni olmaktan vazgeçememektedir. İnsan ben-sen, biz-siz ayrımını koymuş; kendi özelliklerini taşımayan birey ya da gruplara bakış açısını belirleyerek bu olayların süregelmesine neden olmuştur. Birey kendisine yapılan ayrımcı ya da önyargı gibi tutumlarda; kendisine haklılık payı çıkarmış; yapılan davranışı bir şekilde yapana iade etmiştir. Bu da yaşamda bir kısır döngüye dönüşmüştür. Kısaca gerçek olmayan birtakım bireysel farklılıklar hayata geçmekte, toplumsal gruplar arasında gerçek olmayan farklılıklar yaratılmakta, önyargı ve ayrımcılık pekişerek güçlenmektedir.

Tarih boyunca toplumda farklı davranan, farklı düşünen, farklı inançları olan, farklı görünen… insanlar ötekileştirilmekte ve kimi zaman düşman olarak nitelendirilmektedir. “önyargı, ayrımcılık, kalıpyargı, günah keçisi yaratmak” kavramları biz ve onlar ayrımını pekiştirmiş ve güçlendirmiştir. Peki tarih boyunca süregelen bu durumu ortadan kaldırmak mümkün mü? Bu sorunu gidermek için çeşitli etkinliklerle toplumu bilinçlendirmek adına faaliyetler yapılabilir. Ama bu sadece kısa süreli bir çözüm olmaktan öteye geçemeyecektir. Onun yerine bireyler yaptıkları olumsuz davranışların farkına varmalı ve bireylere farklı olanı ötekileştirmek yerine sevmek, hoşgörü ile yaklaşmak öğretilmelidir.

Belirli kalıplara sokarak hapsettiğimiz düşüncelerimizi özgür kılmanın zamanı gelmedi mi sizce de?

 

Umarım yazımdan memnun kalmışsınızdır. Tekrar görüşene dek hoşça kalın.

Sosyolog Nazmiye KIRIK


Kaynakça

*GIDDENS, Anthony(2013), Sosyoloji, Kırmızı Yayınları, İstanbul (Yayıma Hazırlayan: Cemal Güzel)

*MARSHALL, Gordon(2014), Sosyoloji Sözlüğü, Bilim ve Sanat Yayınları, Ankara (çev. Osman Akınhay, Derya Kömürcü)

*ERDOĞAN-VATANDAŞ, Mehtap-Celalettin,(2020), Bireysel ve Toplumsal Dışlanma Pratiği: Önyargı ve Ayrımcılık, İnsan ve Sosyal Bilimler Dergisi 3 (1)

*KORKMAZ, Leman,(2017) ,Mağdurun Gözünden Ayrımcılık, Pivolka, Cilt: 7, Sayı: 24

*DEMİRTAŞ MADRAN, Hanife Andaç(?), Temel Beklenti Etkisi: Kendini Gerçekleştiren Kehanet, İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Birimi (seçbir),İstanbul

*Görsel 1: https://images.app.goo.gl/jpwHFB7FWJZM6vh88

*Görsel 2: KORKMAZ, Leman,(2017) ,Mağdurun Gözünden Ayrımcılık, Pivolka, Cilt: 7, Sayı: 24

*Görsel 3: @OttawaHealth (Twitter)

24-04-2021


ankara psikolog