Beğen-Me

Bu yazı, sona vardığınızda karşınıza çıkacak küçük mavi düğme için, bu güne kadar yapılmış araştırmaların kısa bir özeti niteliğinde yazılmıştır.

Merakınıza yenilip, sayfayı aşağıya kaydırmadan önce, yazılanları okumanızı tavsiye ederim.

Okuduklarınızdan sonra, her gün bastığınız bu düğmeye, belki daha farklı açılardan bakmaya, belki de farklı bir bilinçle basmaya başlayabilirsiniz.

FACEBOOK “BEĞEN” DÜĞMESİNİ NEDEN KULLANIRIZ?

Sosyal medya, kendimizi sunabileceğimiz, düşüncelerimizi rahatça ifade edebileceğimiz ve sosyal bağlar kurabileceğimiz sanal bir platform yaratır.

Facebook platformunda ise, kendimizi paylaşım ve yorumlardan çok beğenilerimizle ifade ederiz. Beğenerek, beğendirerek ya da beğenileri takip ederek sosyalleşiriz.

Facebook’taki davranışlarımız ve özellikle de beğenilerimiz konusunda yazılan, sayısız araştırmayı bir özetle toparlayacak olursak, bu düğmeyi üç farklı amaç için kullanırız.

KENDİMİZİ BEĞENMEK

Öncelikli amacımız beğenmek yerine beğenilmektir. Hatta beğenilmek için beğenerek, bir beğeni baskısı yaratmak...

Kesinlikle kabul edebiliriz ki, Facebook’taki biz, gerçek hayattaki bizden tamamen farklı.

Sürekli güzel anlar yaşayan, gülümseyen, harika yemekler yiyen, eğlenen, onaylanan, tebrik edilen, daha üstün ve daha mutlu bir biz.

Ancak, kendimizi ne kadar baştan yaratmaya çabalasak da, Facebook profilimiz, paylaşımlarımız ve beğenilerimiz gerçek bizi ele verebilir.

Gerçek Hayattaki “Biz”in Asla Yapmayıp, Facebook’taki “Biz”in Yaptığı Şeyler;

· İlişki durumumuz, politik görüşümüz, dini inançlarımız gibi, hakkımızdaki pek çok şeyi açıkça anons etmek. 
· Fotoğraf, video ya da haber gibi pek çok şeye yorum yaparak, hiç tanımadığımız insanlarla diyaloğa girmek.
· Baş parmağımızı havaya kaldırarak beğenmek.
· Beni beğen ve beni al baskısı yapmak.
· Hakkımızdaki şeyleri herkesle paylaşmak, (sarhoş olduğun bir parti fotoğrafının patronun tarafından görülmesi gibi).
· Arkadaş sayımızı paylaşmak.

Renkli profilimizle aynadaki “biz”den kaçabilsek de, Facebook’taki “biz”i inceleyen davranış bilimlerinin gerçeklerinden kaçamayız. 

Bilim der ki;

Facebook kullananlar ve kullanmayanlar arasında belirgin bir karakter farklılığı yoktur. Yani ister online, ister offline olsun, insan hep beğenilmek ister.

Kabul görerek, rekabet ederek ve beğenilerek, öz saygıları başkalarına göre şekillenen kişiler fotoğraflarını daha çok paylaşır. Öz saygısı, aile sevgisi ya da iyi bir insan olmak gibi değerlere göre şekillenen kişiler ise, fotoğraflarını daha az paylaşırlar.

Narsist kişiler, kendi profil sayfalarını daha fazla ziyaret eder ve Facebook’ta herkesten daha fazla vakit geçirirler.

MARKALARI BEĞENMEK

Beğenide boğulmayı sadece biz değil, markalar ve ürünleri de ister...

Bizi bizden iyi tanıyan Facebook ise, zevklerimiz, tercihlerimiz ve en önemlisi beğenilerimizle, markalar için dev bir tüketici pazarı sunar.

 Facebook Hakkımızda Neler Biliyor?

 

·         İsmimizi

·         Doğum Tarihimizi

·         Yaşadığımız Şehri

·         Telefon Numaramızı

·         Adresimizi

·         E-mail Adresimizi

·         Çalıştığımız yeri

·         Eski İş Yerimizi

·         İlişkimizi

·         Yıl Dönümümüzü

·         Eski İlişkimizi

·         Adres Defterimizi

·         Aile Üyelerimizi

·         Doğum Günlerimizi 

·         Dini Görüşümüzü

·         Web Sitemizi

·         Cinsel Tercihimizi

·         Cinsiyetimizi

·         Konuştuğumuz Dilleri

·         Politik Görüşümüzü

·         Arkadaşlarımızı

·         Okuduğumuz Kitapları 

·         Sevdiğimiz Müzik Gruplarını

·         İzlediğimiz Filmleri ve Programları

·         Yediğimiz Yemekleri

·         Yemek Yediğimiz Restoranları

·         Katıldığımız Etkinlikleri

·         Ziyaret Ettiğimiz Web Sitelerini

·         Tuttuğumuz Spor Takımlarını 

·         Beğendiğimiz İnsanları

·         Favori Markalarımızı

·         Ziyaret Ettiğimiz Yerleri

·         Fotoğraflarımızı

·         Duvar Yazılarımızı 

·         “Özel” Mesajlarımızı 

·         Katıldığımız Grupları 

·         Parçası Olduğumuz Bağlantıları

·         İzediğimiz Videoları

·         Yaptığımız Yorumları 

·         Beğendiğimiz Yorumları 

·         Yorum Yaptığımız Web Sitelerini 

·         Birlikte Etiketlendiğimiz Kişileri

·         Birlikte Vakit Geçirdiğimiz İnsanları 

·         Arkadaşlık Teklif Ettiğimiz İnsanları

·         Reddettiğimiz İnsanları

·         Sildiğimiz İnsanları 

·         Ne Sıklıkta Online Olduğumuzu

·         Ruh Halimizi

·         İnternete Hangi Aygıttan Bağlandığımızı 

·         Coğrafi Lokasyonumuzu

·         Oynadığımız Oyunları

Ve daha onlarcasını....

Kimin neyi beğenebileceği konusunda detaylı bilgiye ulaşarak, markaları nokta atışıyla hedef kitlesine ulaştırabilir.

Reklamın yanı sıra, Facebook’ta kendi adlarına oluşturabildikleri sayfalar, markalar için çok daha değerlidir.

Beğen düğmesine bir kere tıklamamızla, markayla karşılıklı konuşabilecek kadar yakın bir bağ kurabiliriz.

Bu yakın bağın önemini bilen markalar da, tıpkı kendimiz için yaptıklarımız gibi, beğenilmek için ellerinden geleni yaparlar.

Bilim Der ki;
Facebook markaları rezil de edebilir vezir de. Çünkü markaların karşısında sadece dinleyici konumundaki pasif kitle değil, yorumlarıyla cevap verebilecek ve başkalarını da etkileyebilecek kadar aktif bir kitle vardır.

Kullanıcılar, marka farkındalığı, markaya duyulan güven, tatmin ve sosyal kimlik göstegesi gibi nedenlerle, markaların Facebook bağlantılarına katılırlar.

Ama asıl ve en önemli neden, yeni çıkan bir ürün, kampanya ya da indirim haberleri gibi müşterinin sağlayabileceği kazanımlardır. Bir Facebook sayfasında yapılabilecek en doğru hareket, müşterilere fayda sağlayacak bilgileri sunmaktır.

Markanın sayfa içinde kendinden bahsetmesi yerine markayı kullananların yorumları, yani kullanıcının marka adına konuşması çok daha değerlidir.

Kısacası, pazarlamayı bırakıp, gerçek bağlar kurmaya başlayın.

BEĞENMEDİKLERİMİZİ BEĞENMEK

Kendimizin ve markaların dışında, bir de beğenmediklerimizi beğeniriz.

Fotoğraflar, durumlar, etiketlerle birlikte, Soma Faciası haberi, hastanede acil kana ihtiyacı olan çocuğu ya da beğenmediğimiz bir siyasi görüşü bile beğenebiliriz.

Daha doğrusu beğenmek durumunda kalırız. Çünkü kendimizi ifade edebileceğimiz başka bir düğme, ne yazık ki yoktur.&

09-07-2014