Yıldızları Saymak

A+ A-

Hiç yıldızları saymayı denediniz mi? Peki, böyle bir şeyi yapmak ne kadar mümkün? Kafamızı kaldırıp gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz yıldızların bazılarının, o an hayatta olup olmadıklarını bile tam anlamıyla kestiremeyiz. Çünkü yıldızlar, yok olsalar bile ışıkları bizlere milyonlarca yıl ulaşır. Sanata, edebiyata, felsefeye konu olan bu mistik gökcismi için en güzel tanımlama, Küçük Prens kitabında "…tembellere hayal kurduran küçük altın şeyler" olarak yapılmıştır. İnsanlık hangi yönde ilerlerse ilerlesin, yıldızlar daima cazibesini koruyacak, bizleri her bakışta farklı bir hayale ulaştıracak ve haklarındaki merakımızın sonunun gelmesine izin vermeyeceklerdir. 

Evrenin çözülemeyen gizeminden biri olan yıldızlar, tarih boyunca, insanlık için büyük anlamlar ifade etmiştir. İnsanoğlu, medeniyetin gelişim süreci boyunca yıldızları zamanı ölçmede, inanç sitemlerinde, yer yön algılamada ve en önemlisi Dünya’yı ve diğer gezegenleri açıklamakta kullandı. Günümüzde, modern bilimle birlikte yıldızları, kendi ürettiği enerjiyi kullanarak ışık yayan, yüksek sıcaklık ve basınç etkisinde, kütle çekimiyle çökmeden dengede kalabilen plazma küreleri olarak tanımlayabiliyoruz. Hidrojen ve Helyum atomlarını yoğunluklu olan bulunduran yıldızlar, kaynaşma (füzyon) tepkimelerinden çıkan nükleer enerji sayesinde ışıma yaparlar. Bir yıldızın, parlaklığını gözlemlenerek sıcaklığı,  yaşam süresi, kimyasal bileşimi, ağırlığı ve diğer birçok niteliği belirlenebilir. Hatta yıldızları sayma hayalimiz için galaksi parlaklığı ölçümüne dayanan bir hesaplama yöntemi geliştirilmiştir.

Çağdaş kozmolojide, evrenin izotropik yani yönden bağımsız olduğu varsayılır. Bunun anlamı, gözlem yaparken yeterince geniş bir ölçekten bakıldığında, yön fark etmeksizin yaklaşık olarak aynı gözlemlerin yapıldığıdır. Gözlemlenebilir evren, her yönden kısmen aynıdır. Gözlemci merkezinde, küresel bir hacmi vardır. Dolaysıyla her nokta, kendi gözlemlenebilir evrenine sahiptir. Evrenin büyüklüğü göz önünde bulundurulduğunda Büyük Patlama ile var olan ışığın tamamı, halen Dünya’ya ulaşamamaktadır. Evrenin bu bölümlerine ise “Gözlemlenemeyen Evren” denir. Yani Gözlemlenebilir Evren, ışıkların ve sinyallerin zaman içinde Dünya’ya ulaşmasıyla, içinde bulunduğumuz zaman diliminde Dünya'dan gözlemlenebilen cisim ve maddelerden oluşur.


Basit düzeydeki optik aletlerle sadece kendi galaksimizi gözlemleyebiliriz. Hatta en gelişmiş teknolojideki teleskoplarla bile gözlemleyebileceğimiz alan, komşu galaktik bölgelerimize kadar ulaşamaz. Yani yıldızları saymak sadece gözlem ve veri analizi yoluyla yapılamaz. Bunu yapmanın en olası yöntemi matematiksel varsayımlar yapmaktır. En genel geçer yöntem ise kendi galaksimizin yıldız sayısını uzay boyunca var olduğu öngörülen gök ada (galaksi) sayısıyla çarpmaktır. Tüm bu varsayımsal işlemler yapıldığında elde dilen sonuç Samanyolu Galaksisi'nde yaklaşık 200 milyar yıldız olduğudur.

Açık bir gecede Dünya’dan çıplak gözle görebileceğimiz 6 bin civarında yıldız vardır. Dünyamıza en yakın yıldız ise aynı zamanda sahip olduğumuz en temiz ve en değerli enerji kaynağımız olan Güneş’tir. Peki, gözlemlenebilen ve gözlemlenemeyen evrenlerdeki diğer yıldızlar? Onlar da başka dünyaların güneşleri olabilirler.

Gökyüzüne baktığımızda Ay’ı ve birçok gezegeni net olarak görebiliriz. Bu gökcisimleri, kendi ışıkları olan gökcisimleri olmamalarına rağmen yıldız (güneş) ışığını yansıtırlar. Gökyüzünde hangi yıldızları görebildiğimizi ise Dünya’nın Güneş’e göre konumu ve eksen hareketleri belirler. Güneş’e ters yöndeki yıldızlar görülebilirken, Güneş’in arkasında kalan yıldızları görmek mümkün değildir.


Peki, Gözlemlenebilir Evren’in genişliğine karşın neden çok az sayıda yıldız görürüz hiç düşündünüz mü? Günümüzde, büyük bir şehrin ortasında en fazla 100 yıldız görmek mümkündür. Bunun sebebi ışık kirliliğidir. İnsanın doğaya etkisiyle var olmuş hava, su, toprak kirlilikleri kadar ciddi bir kirlilik olan bu durum, ışığın canlı yaşamı tehdit edecek şekilde, yanlış yönde, yanlış boyutta, yanlış miktarda kullanılmasıyla oluşur. Yapay ışıklar, gökyüzündeki gece güneşlerini yani yıldızları görmemize engel olurlar. Bizlere mühendislik harikasıymış gibi gelen tasarımsal aydınlatmalar, bizden sadece yıldızları çalmakla kalmayıp gerek enerji israflarıyla gerek bitkisel yaşam döngülerini sekteye uğratmasıyla, canlı yaşamına doğrudan zarar verirler. Ne yazık ki ışık kirliliği henüz yeni araştırılmaya başlanmış, uzun vadede sonuçları öngörülemeyen bir durumdur.

Bizler, metropollere çevirdiğimiz yaşam alanlarımızdan geceyi ve yıldızları sildik. Korkutucu distopyalara benzeyen yıldızsız geceleri fazlasıyla benimsedik. Ve hatta gökyüzünden ışığın yansımadığı hiçbir gece deneyimleyemez hale geldik. Böylece yıldızları saymak bir yana, görmek bile bizler için bir hayal haline geldi.

 

“Yıldızlar bütün insanların, ama her insan için aynı değiller. Yolcular için, yıldızlar yol gösterici. Ötekiler için yalnızca gökyüzündeki pırıltılar. Bilim adamları için hepsi birer problem. İşadamları için zenginlik. Ama bütün yıldızlar sessiz. Sen... Yalnızca sen yıldızlara herkesten farklı sahip olacaksın...”

*Küçük Prens-Antoine de Saint-Exupéry


Kaynakça

https://en.wikipedia.org/wiki/Observable_universe#:~:text=The%20observable%20universe%20is%20a,Earth%20since%20the%20beginning%20of

https://en.wikipedia.org/wiki/Star

https://www.pexels.com/

https://en.wikipedia.org/wiki/Light_pollution

20-10-2020
Melahat Ünal

Melahat Ünal

Bilim, Teknoloji, Evren

Evrenin özünün bilim olduğu hayatımızın her alında karşımıza çıkar. Yol göstericimiz, umut ışığımız olarak bilimi seçtiğimiz zaman asla yenilgiye ve yanılgıya uğramayız. Hepimiz yıldızlardan geldik... "Bizler, yalnızca yıldızlar hakkında düşünen yıldız tozlarıyız." Bedenimiz yok olsa da arkamızda bıraktıklarımızla ve enerjinin farklı bir formunda evrenin sonuna kadar var olmaya devam edeceğiz. Varlığınızla evrene değer katmanız dileğiyle... *camelopardalis Kutup Yıldızı’nın aşağısında, Büyük Ayı ile Cassiopeia (Kraliçe) takımyıldızları arasındaki sönmekte olan yıldızlardan oluşan bir takım yıldızıdır. Fark edilir derecede parlak yıldızlara sahip olmadığından uzun bir süre kimsenin ilgisini çekememiştir. Sönük bir takım yıldızı olması görülebilecek hiçbir şeye sahip olmadığı anlamına gelmez. Tıpkı çevremizdeki küçük detayların hayatımızı değiştirebilecek potansiyele sahip olması gibi...

melahatunal51@yandex.com