Yamalı Kimlik

A+ A-

 Doğduğumuz andan itibaren kendi gelişimimizin yanında canla başla çalışarak inşa ettiğimiz, beraber şekillendiğimiz bir mülkümüz daha var; kimliğimiz. Doğuştan gelen veya sonradan edindiğimiz, kimi zaman benliğimizin önüne geçen, duygu ve düşüncelerimizi belki de hatta değerlerimizi ezmek pahasına ödün vermediğimiz nitelikli kimlikler.

  İçine doğduğumuz aile, toplum, kültür, töre ve inanç; ilk kimlik bilgilerimizi oluşturan faktörlerdir. Aidiyet duygusu geliştikçe benlikle beraber kimlik inşasına başlarız. Sorgulayış, kabul ediş ve grup tarafından kabul ediliş. Bir okul kazanmak, meslek edinmek, biriyle arkadaş olmak, bir gruba dahil olmak, bir ideoloji benimsemek, bir meziyet edinmek, bir markaya sahip olmak, markalarla birlikte statülere sahip olmak; hepsi kimliğimize nitelik kazandıran ayrı bir parçadır. Modernite ve kentleşmeyle birlikte gelen bilgi çokluğu ve kimlik unsurlarının fazlalığı, insanın kendi kimlik arayışını ve kabullenişini zorlaştırdı. Kafa karışıklığını bitirip seçim yapmaya geçmek çok uzun süreçler alabiliyor. Bazen de kimliklerimiz bizi bir tarafa ait kılarken diğerinin de karşısına yerleştirebiliyor. Ya hep varsınız ya da hiç yoksunuz. Arada ve ılıman olmak isterseniz yok sayılıp, güçsüz ve önemsiz olarak damgalanırsınız. Çatışma olmazsa çark dönmez, düzen bunun üzerine kuruludur. Varlığımızı idrak ettiğimizden beri duygu ve düşüncelerimiz doğrultusunda kendi doğrularımızı belirleyip bu çizgide yaşamaya çalışıyoruz ve toplum içinde kendimize bir yer ediniyoruz. Kendi doğrularımızla toplum içinde var olmak için uygun tarafa yerleşme ihtiyacı doğuyor. Maslow’un piramidindeki temel ihtiyaçlardan sonra gelen “kendini gerçekleştirme” ihtiyacımız devreye giriyor ve sosyal korkular açığa çıkıyor.

 Toplumsal hayatın içerisinde var olmak ve kendini ispatlamak zorunda olan insan, ömrünün sonuna kadar sosyal kimliğini ince bir işçilikle, ilmek ilmek işler. İdrakle birlikte başlayan kimlik arayışları benliğimiz şekillenene kadar devam eder. Ve benliklerimiz ölene dek değişim içindedir. Bir de önemsiz bir detay gibi görünen ama belki de hayatımızın büyük bir kısmını kaplayan, görmezden gelmekte ısrarcı olduğumuz, kimlik zedeleyici özelliklerimizle savaşarak geçiyor ömrümüz. Olmak istediklerimizin yanında olmak istemediğimiz kimlikler için de ayrıca çalışıp didiniyoruz. Güçsüz görünmemek için bastırılan duygular, zayıf olduğumuz bir alanda ailemizi mutlu etmek için kendimizi zorlamamız, öğrencilik yıllarında zevk almadığımız ama toplum tarafından kabul edilmiş alanlara yönelmemiz, iş hayatında üstlerimizi memnun etmek için sevmediğimiz işlere de atılmamız, arkadaş ortamımızda kabul görmek için hiç de doğru bulmadığımız düşüncelere ortak olmamız bunlara verilecek birkaç örnek. Bu emekler her zaman netice de vermiyor. Kimlik karmaşası içinde yıpranmış benlikler kalıyor elde.

 Aidiyet hissi var oldukça insan güçlenir, yalnızlık savunmasızlıktır. Birlik kuvvettir ve insan kuvvetli olmak zorundadır. Ait olduğumuz ve hatta olmak istemediğimiz her kimlik özelliğimizin toplamında benliğimiz oluşur. Benlikler birleşerek gruplara, gruplar da birleşerek toplumlara dönüşür. Toplumun bize sunduğu unsurların arasından kafamızdaki olmak istediğimiz kimliğimize uygun seçimler yapmakla ve bunlar için kaygılanmakla geçer ömrümüz. Bu dönüşümün içinde aslında “ben” diye bir şey kalmaz. Benlik yorulduğuyla kalır, kimlik yıprandığıyla...


Kaynakça

https://unsplash.com/photos/3I0jy73l8u8

https://unsplash.com/photos/axNZh10ckfo

29-04-2021
Şeyma Kılıç

Şeyma Kılıç

Halkla İlişkiler ve Tanıtım

Bir Sonbahar sabahı İstanbul’da doğdum. Kalabalık bir ailede Karadeniz ve İstanbul kültürü harmanının içinde büyüdüm. 2017’de lisansımı tamamladım.

Tüm yeryüzü ve gökyüzü arasında olup bitenlere, fotoğraflara, sosyolojiye, psikolojiye, felsefeye, sanata, insana, insanı insan yapan gayrete ve hayrete meraklıyım.

Hayat bir keşif, bense düşünceler, kavramlar ve anlamlar yüklü bu dünyayı keşfederken kendimi burada buldum..

symakilic@outlook.com

ankara psikolog