Uğruna Peri Kızı Echo’nun Öldüğü Narsist Gencin Kendine Aşkından Ölmesinin Hikayesi

A+ A-

Kendine sevme hastalığının yalnızca modern zamanlara özgü olmadığını gösteren bu mitolojik hikaye, karşılıksız sevginin yol açtığı dramı bir kez daha gözler önüne seriyor. 

Echo ve Narcissus, narsizm ve nergis kelimesinin köklerini oluşturan bir hikayedir. Batı dünyasında Rönasans’la birlikte mitolojik varlıklar yeniden değer görmeye başladı. Ovid olarak bilinen Romalı şairin ‘’Methamorphoses’’ öyküsünden ortaya çıkan bu eser, pek çok sanatçı tarafından tasvir edildi. Biz en çok bilinen ve yalnızca Narcissus’a odaklanmayan John William Waterhouse’un yorumunu inceleyeceğiz. Çünkü Waterhouse diğerlerinin aksine Echo’yu da eserinin merkezine koyarak çaresizliğin getirdiği yıkımı resmetmiştir.

Narsist insanların ilkinin hikayesi ise şöyle başlıyor:

Narcissus su perisi ve ırmak tanrısının oğluydu. Doğduğu ilk günden itibaren güzelliği herkesin dilindeydi. Doğumundan kısa bir süre sonra kahin Tresios, bebeğin annesine bir kehanette bulundu: Oğlun kendi suretini görmediği sürece uzun bir yaşama sahip olacak. Onu aynalardan ve yansımalardan uzak tut.


Yıllarca kendi görüntüsünden uzak duran Narcissus, yaşadığı bölgede herkesin ilgi odağı haline geldi. Her gün sayısız genç kız Narcissus’a aşkını ilan etti. O ise herkesi geri çevirdi. Bir gün ava çıkan genç adam ormanda bir peri kızına rastladı. Peri kızı Echo da tıpkı diğerleri gibi ona aşık oldu. Ancak peri kızı, kıskanç Hera tarafından ömür boyu, karşısında kim konuşursa son kelimesini tekrar etmeye mahkum edilmişti.  Bu yüzden genç adama aşkını itiraf edemedi. Narcissus ise peri kızını umursamayarak oradan uzaklaştı. Kalbi kırılan Echo, her geçen gün biraz daha eridi. Sonunda kemikleri bir kayaya, sesi ise bu kayalarda oluşan yankılara dönüştü. Olimpos dağının tanrıları her gün gözyaşı dökerek ölen Echo’ya acırken, Narcissus’a ise çok kızdı. İntikam tanrıçası Nemesis, ava çıkan genç adamı, sıcak bir öğle vaktinde, durgun bir nehirde su içmeye ikna etti. Suya eğilen adam, ömründe ilk defa kendi yansımasını gördü. Görür görmez kendine aşık oldu ve bir daha asla oradan ayrılamayacağını anladı. Kendine baktıkça hayran kaldı. Adeta kendine tapan ve yemeden içmeden kesilen Narcissus, en sonunda hissizleşti.

Umursamadan arkasında bıraktığı Echo gibi nehir kenarında günden güne eridi. Kendini seyrederken, en sonunda bir nergis çiçeğine dönüştü ve ölümsüzleşti. Böylece kehanet Narcissus’un kibri yüzünden gerçekleşti.

Günümüzde kendini üstün görmenin yol açtığı zarar, bu mitin sonuçlarından daha az yıkıcı değil. Kendini sevmek ile kendine tapmak arasındaki fark görmezden gelinemeyecek kadar önemli değil mi?

 


Kaynakça

https://artsandculture.google.com/asset/echo-and-narcissus-john-william-waterhouse/cgGohYq-VdecNw

04-01-2021