Toplumun Mimarı Anne

A+ A-

Geçmişten günümüze kadar toplum için önemi yadsınamayan annelik kavramının aynı zamanda dönüşen bir sürece girdiği de aşikâr. En eski medeniyetlerden bugüne varlığını daha çok annelik ve anneliğin işlevleriyle sürdüren kadın, 1970 sonrası dönüşen sosyal bilim paradigmasının öne çıkarmış olduğu feminizm hareketlerinin etkisiyle toplumda sadece anne olarak değil bir kadın olarak da var olduğunu göstermek adına çaba sarf etmeye, kendine yer bulmaya çalıştı. Küreselleşmenin getirileri kadını toplumda daha fazla ön plana çıkarmaya başladığı için anne ve babalık kavramları da sorgulandı. Bunun en büyük etkeni ise ekonomik gelir olarak sadece erkeğin sorumlu tutulduğu zamanların artık yeterli gelmemesi ve iş gücünde daha fazla insana duyulan ihtiyaçtı. Kadının iş gücüne dahil olmasıyla birlikte geniş aileden çekirdek aileye geçen kurum daha da küçülme yoluna girmişti. Nüfusu artırıcı ve azaltıcı politikalar doğrultusunda değişen teşvikler ülkemizde savaş dönemleri hariç anneler için çoğu zaman çocuk sahibi olmaya destek şeklinde uygulandı ve kadının çalışma hayatındaki yeri korunarak annelik için ortam sağlanmaya çalışıldı.

Bunun yanında iş başvuru süreçlerinde kadınların annelik düşüncesi, evli olup olmadığı ya da seyahate engel teşkil edecek bir durumun varlığının sorgulanması ise bu teşviklerin aksine kadınların istihdam konusunda ne yazık ki ayrımcılığa maruz kaldığını da gösteriyor bize. Aile hayatında annenin olduğu kadar babanın da sorumluluk sahibi olması gerektiği vurgulanmaya başlandıysa da aynı tavrın erkeklerde daha az rastlanır olduğunu da görüyoruz. Oysa ki anne kavramı kadar baba kavramı da bu dönüşüme dahil olmalıydı.

Anneye yardımcı olmak adına çocuk bakım görevlileri ve kreşler çalışan anneler için oldukça önemli. İçinde bulunduğumuz bu pandemi sürecinde özellikle bu konunun çok fazla gündeme geldiğine, ne yazık ki önlemlerin de yetersiz kaldığına şahit olduk. Geleneksel aile tipine baktığımızda çocuğu büyütme konusunda anneanne-babaanne faktörü daha fazla ön plandaydı şimdi ise çoğu ebeveyn tarafından yetersiz görülen bu kitle kuşak çatışmasından dolayı da görüşlerine başvurulmaya değer bulunmuyor.

Yani demem o ki annelik hep kutsaldı. Toplum kadına söz hakkı verdiği noktada da anneyi ön plana çıkardı. Sonra bir zaman geldi artık anne olmak çoğu zaman için çile demek oldu, cinayet demek oldu, taciz demek oldu, gözyaşı demek oldu. Binlerce çocuk annesiz kaldı, binlerce anne evlatsız kaldı. Bugün anneler günü ve bu gün çoğu annenin ve evladın içinde ukde kaldı.



Peki günümüzde anneliğin en çok ön plana çıktığı yer neresi? Aklımıza ilk sırada sosyal medya geliyor dimi? Günümüz anneleri daha bilinçli, daha eğitim odaklı olmaya yönelmiş olsa da sosyal medyanın hayatımızdaki yeri çok başka bir boyuta erişti. Annelik biraz daha ürünleri pazarlama amaçlı reklam alanında boy göstermeye başladı. Çocuk sahibi ünlüler ürün tanıtımları olsun, çocuğun sosyal medya üzerinden fotoğraf, video vb. paylaşımları olsun artık özel hayatlarını tecrübe adı altında bizlere sunuyorlar, her yaşanan olay göz önünde ve bunun hem olumlu hem de olumsuz yanları da mevcut ne yazık ki. Buna en yakın örneklerden biri de “tik tok” uygulaması üzerinden yaşanan dolandırılma olaylarından birisiydi. Çocukların gelişiminde olumsuz etki gösteren telefon, tablet vb. araçların kullanımına dikkat edilmesi gerekirken, belli bir yaş sınırlaması olması gerekirken alenen bilinçsizce kullanılan bu mecralar ebeveynliği ve toplumun gözünde de anneliği sorgulamamıza da sebep oldu.

Aynı zamanda bu paylaşımların etkisiyle anneliğin özenilen bir durum olması da gündeme geldi. Halbuki her kadın anne olmalı mı? sorusu bizi durup düşündürmeli. Aile kurmaya, anne-baba olmaya zorlanan bireylerin yetiştiremediği çocuklar, psikolojik travmalarla geçen çocukluklar ve o büyüyen çocukların yarattığı başka bir sorunlu nesil… bu böyle sürüp gidiyor ne yazık ki.

Şimdi baktığımızda bugün binlerce kadının katledildiğini, binlerce çocuğun tacize maruz kaldığını görüyoruz haberlerde. Bunları yapanlar da bir annenin çocuklarıydı değil mi? Sevgisizlik, bilinçsizce yetişen bir toplum daha ne kadar yaralayabilir birbirini? Çok net öğrenmemiz gereken bir şey var; yaşlandığınızda size bakması için çocuk sahibi olunmaz, bir evliliği kurtarmak için çocuk sahibi olunmaz, gerçekleştiremediğiniz hayallerinizi gerçekleştirsin diye çocuk sahibi olunmaz, canımız sıkıldı deyip çocuk sahibi olamazsınız…

Son olarak bahsetmek istediğim konu ise anne olmadan anne olan kadınlar. Anne olmak için biyolojik olarak bir çocuk doğurmaya ihtiyacımız da yok. Bir kadın sevgisini verip büyüttüğü, desteğiyle yetiştirip yetkin bir birey haline getirdiği bir çocuk için de annedir. Emek verilen her şey güzelleşir, her yer yeşerir. Ve lütfen sevginizi esirgeyeceğiniz çocuklar getirmeyin bu dünyaya en çok onların canı yandı ve en çok onlar can yaktı…

Anneler gününüz kutlu olsun sevgiyle, inançla, sabırla her şeye rağmen güzel bir gelecek inşa etmek için canla başla çalışan anneler…



Kaynakça

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/anne-ve-kizi-cimenlerin-uzerinde-1683975/

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/kadin-ve-cocuk-842210/

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/beyaz-uyuyan-bebek-yatakta-yatarken-6393346/

09-05-2021
Yasemin Keleş

Yasemin Keleş

Sosyolog

Lisans eğitimimi Balıkesir Üniversitesi’nde tamamladım. Yeni yerler ve yeni bilgiler keşfetmeyi çok seviyorum. Filozof Immanuel Kant’ın da dediği gibi “Sapere Aude!” yani bilmeye cesaret et…

yaseminkls97@gmail.com

ankara psikolog