Sosyal Kimlik Kaygısı

A+ A-

Kimlik, iki çeşittir. Bunlar; ‘Kişisel Kimlik’ ve ‘Sosyal Kimlik’ olarak bilinmektedir. Kişisel Kimlik, bireyi; diğer bireylerden ayıran, bireye özgü durumlardır. Sosyal Kimlik, bireyin kendisini, toplum içerisinde nasıl konumlandırdığı, nasıl gördüğü ile doğrudan orantılıdır. Yani sosyal sınıflandırmanın sonucunda, bireyin edindiği duygu ve davranış durumlarıdır.

Sosyal Kimlik, toplum içinde bireyin, diğerleriyle benzerlik ve farklılıklarını göstererek, bireyin kim olduğunu kavrama ve nasıl bir arayış içinde olması gerektiğini anlamada yardımcı olan büyük ve önemli bir etkendir. Birey ve toplum arasında bağ kurmamızı sağlar. Örneğin; ‘Ben bir anneyim’, ‘Ben bir öğretmenim’ gibi.

İnsan sosyal bir varlıktır ve kendisini toplumdan soyutlayamaz. Buna bağlı olarak birey, içinde bulunduğu topluma karşı, çoğu zaman kişisel kimliğini bastırarak, toplumun genel kabul gördüğü, önem verdiği durumlara kendisini adapte etmeye çalışır. Birey, doğumundan ölümüne kadar içerisinde bulunduğu her evrede, kendini arayış içerisindedir. Özellikle ergenlik döneminde artan kimlik arayışı, çoğu zaman sosyal kimlik algısının, duvarları içerisine hapsolmaktadır. Yeni bir arayış, yeni bir heyecan içerisindeyken, bireyin kendini gerçekleştirme algısı, özsaygısını geliştirip, kendi sosyal çevresini belirlemesine yardımcı olur.

Sosyal Kimliğimiz, benlik algımızdan bağımsız değildir. Aynı zamanda sosyal kimliğimizin, benlik  algımızı da yüzde yüz yansıttığını da söyleyemeyiz. Bireyin kendi kimliğini arayış süreci, hayatta olduğu müddetçe her an devam eder. Bu yüzden kimlik arayışları devam ettikçe, bireyin aynı zamanda ‘Sosyal Kimlik’ anlayışı da aktiftir. Sosyal Kimlik kaygısı da her zaman devam edecektir.

Birey ait olduğu grup içerisinde kendisini daha değerli hissetse de aslında gruplaşmanın  ve sosyal kimlik edinmenin hem olumlu hem olumsuz yönlerini  yaşayacaktır. İnsanlar ve gruplar arasında ‘Biz’ ve ‘Diğerleri’ algısı oluşmaktadır. Örneğin; mesleği polis olan birisinin, her zaman soğukkanlı ve cesur olması gerektiğini düşünürüz. Çünkü polis denince aklımızda bu şekil bir imge oluşur. Fakat heyecanlı ve çekingen olan birey, mesleği gereği genel duygu durumunu her daim gizlemeye çalışır. Çünkü toplum, ona sosyal kimliği, bu şekilde sunmuştur.

Birey de bu sosyal kimliği, benimsemek zorunda hissetmektedir.

Benlik algımızı gizlemeye çalışıp, sosyal kimlik algısına bağlı kalmaya çalışmak, bireyi çoğu zaman kaygı içerisinde tutacaktır. Çünkü ait olma isteğimiz, grubu sorgulamaksızın, özelliklerini taklit etmekten ileri gidemeyecektir.

Olması gereken bireyin, kişisel kimliğinin farkına varıp, bu yönde sosyal grubunu seçmesi, böylelikle kendinden bağımsız olmayacak şekilde sosyal kimliğe bürünmesi, kaygısını azaltıp, kendisini gerçekleştirmesine katkı sağlamasıdır.


Kaynakça

https://images.pexels.com/photos/70292/pexels-photo-70292.jpeg?auto=compress&cs=tinysrgb&dpr=1&w=500

https://images.pexels.com/photos/2422294/pexels-photo-2422294.jpeg?auto=compress&cs=tinysrgb&dpr=1&w=500

https://images.pexels.com/photos/163064/play-stone-network-networked-interactive-163064.jpeg?auto=compress&cs=tinysrgb&dpr=1&w=500

https://images.pexels.com/photos/372098/pexels-photo-372098.jpeg?auto=compress&cs=tinysrgb&dpr=1&w=500

21-10-2019
Hilal Akbaba

Hilal Akbaba

Psikolojik Danışman

1995 yılında doğdum. Kocaeli Üniversitesi 'Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik' bölümünü bitirdim. ‘’Umut, kendini ortaya koymaktır’’ sözünü, hayatımın merkezine koymuş, hayalleri ve hedefleri olan bir psikolojik danışmanım...

hilalrefia@gmail.com