Şiddet Neden Bugün Hayvana Yarın Çocuğa?

Cem Yılmaz'ın Organize İşler’deki kara mizah içeren sözünü herkes hatırlar: "Şimdi sizin kafanızda iki tane soru işareti var. Bir: Dayak nedir? İki: Neden atılır?" Yazının genelinde aslında bu soruların cevaplarını bulmaya çalışacağız ancak, yaklaşımımız daha farklı olacak. Çünkü bu sorunlar sadece Türkiye için değil genel olarak çoğu toplumda gerçek sorunları ifade ediyor ve cevaplanması gerekiyor.

Öncelikle bireyin karşıdakini tehdit unsuru olarak görmesi ve onu sindirmek amacı ile fiziksel veya psikolojik olarak karşıdakine zarar vermeye yönelik uyguladığı eyleme kısaca şiddet diyebiliriz. Toplumsal şiddet veya sosyal şiddet ise bir topluluğun bir arada bütün olarak yaşarken ayrıştırılarak, kutuplaşması ve bu kutupların gerek nefret söylemleri gerekse fiziksel eylemlerle öfkelerini dışa dökmesidir.

Toplumsal şiddetin ilk durağını ve en zayıf halkasını hayvanların oluşturuyor olmasının en önemli sebebi "güçsüz" olmalarıdır. Güçsüz kavramını açmak gerekirse, kanunlardan tutun da toplumun gözündeki yerlerine kadar her türlü sıralamada en sonda yer aldıklarını söyleyebiliriz. Biz insanlarla aralarındaki tek farkın düşünme yetisi olmasına rağmen söz konusu herhangi bir seçimde ilk elenen onlar olur. Yaşamaya daha az hakları olduğunu ne zaman ve nasıl düşünmeye başladık? Düşünmemelerine rağmen doğada mükemmel bir dengede yaşarlarken biz düşünebilmemize rağmen nasıl o mükemmel dengeyi bozabildik? 


Bir türün diğer bir türden daha üstün olduğunu düşünmek de toplumsal ayrıştırmaların içinde yer alır. Irkçılıktan, cinsiyetçilikten veya sınıf ayrımından rahatsız olan bir insanın türcü olabilmesi size de garip gelmiyor mu?

Şimdi gelelim zoosadizme. Zoosadizm, hayvanlara işkence ederek, acı çektirerek zihinsel doyuma ulaşma ve zevk duyma olarak sosyopatik davranışların arasında sayılan bir davranış bozukluğudur ve hayvana işkence edenlerin insanlara işkence etme potansiyeli ile arasında doğrudan bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır.

Yapılan araştırmalardan bazılarına değinmek gerekirse; Amerika’da gözlemlenen seri katillerin çocukluklarında hayvanlara zarar verdikleri veya öldürdükleri ortaya çıkmıştır. Hayvanlara zarar veren insanların %48’i, eylemlerinden sonra 1 yıl içerisinde başka suçlara karışmıştır. Okullara toplu katliam saldırısı düzenleyenlerin yarısının geçmişlerinde hayvanlara işkence yaptığı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, 2018 yılının başlarında FBI hayvanlara yapılan istismar ve cinayetleri; tecavüz, cinayet gibi nitelikli suçlar kapsamına almıştır.


Aile içinde yaşanan olaylardan yola çıkmak gerekir ise, aile içi şiddet ile büyüyen çocukların diğer çocuklara kıyasla sadece insanlara karşı değil aynı zamanda hayvanlara karşı da şiddete daha fazla meyilli olabilecekleri gözlemlenmiştir. Çocukluklarında cinsel istismara uğramış insanların 1/5’i yetişkinliklerinde hayvanlara zarar vermiştir. Aile içi şiddete maruz kalmış insanların 3/4’ü, istismarcının daha önce evdeki hayvanları istismar ettiğini ya da onları öldürdüğünü bildirmiştir. Amerika’daki aile sığınma evlerinde yapılan anketlere göre; gelen çocukların %63’ü, kadınların ise %71’i şiddetin odağında hayvanların da olduğunu belirtmiştir.

Adli Psikiyatrist Alan R. Felthous “Kedi, Köpek ve İnsana Karşı Saldırganlık” adlı makalesinde: “Tekrarlanan bir şekilde kedi ve köpeklere zarar veren psikiyatri hastaları arasında yapılan bir ankette, bu kişilerin insanlara karşı da saldırganlık gösterdikleri belirlenmiş, hatta içlerinden bir tanesi bir erkek çocuğunu öldürmüştür.” İşte bu nedenle hayvana şiddet gösteren kişilerin insanlara da aynı şiddeti uygulama ihtimali, diğer insanlara göre 5 kat fazladır.” demiştir.

    -Amerika’da bir seri katil Albert DeSalvo,

-Kanada'da bir kişiyi öldürdükten sonra parçalara bölen, bir kısmına yamyamlık ve nekrofili gibi eylemler uygulayan ve cesedin kalan parçalarını ilkokullara ve bazı siyasetçilere postalayan Luka Magnotta,

-1883 yılında dünyaya gelen Peter Kürten ya da herkesçe bilinen adıyla “Düsseldorf Vampiri”,

-11 yaşında bir çocuğu vahşice öldüren 15 yaşındaki Kobe canavarı Seito Sakakibara,

-19 yaşına varmadan 5 çocuğu öldüren Christine Falling,

-Katil Jack Bassenti ve daha fazlası…

Bu saydığım iyileştirilmesi gereken zihniyetlerin içinde 19. yüzyılda yaşamış olanı da var günümüzde yaşayanı da. Cinsiyet, yaş ve kültür grupları farklılık gösteriyor olmasına rağmen hepsinin ortak bir yanından bahsedebiliriz. Hepsi şiddet eylemlerine ilk hayvanlar üzerinde başladılar. Çünkü en kolayıydı. Çünkü sokakta yaşamak zorunda olan hayvanlardan biri eksildiğinde kimse fark etmezdi. Çünkü sahipli bile olsa bir hayvanın yaşama hakkının peşine düşmek önemsizdi ve halen kıyasladığımızda tabiki önemsizler. Çünkü hakları aransa bile yasalardan dolayı bulunamayacak.

Medyadan edindiğimiz verilerle de görebiliyoruz ki Türkiye'de de insana şiddet kadar hayvana şiddet de mevcuttur. Geçtiğimiz ay Ankara’da sırayla Batıkent’te, İncek’te, Çubuk’ta ve tekrar Batıkent’te zehirlemeler yaşandı. Toplamda elliye yakın hayvan öldürüldü. Zanlılardan bir kısmı yakalandı, kimisi ise hala bulunamadı ve yakalananlar kendi istekleri uğruna bir canlının yaşamını hiçe saymanın bedelini caydırıcılıktan uzak bir para cezası ile ödediler. Sebep her ne olursa olsun çözümü şiddet ile aramak mantıklı görülmemelidir. Çünkü şiddet patolojik bir olgudur. “Aldattı, öldürdüm.” ile “Saldırdı, zehirledim.” arasında pek bir fark olmadığını görebilmeliyiz.


Şu an Türkiye’de 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu nedeniyle bir hayvana tecavüz etmek kapalı alanda sigara içmek gibi bir “kabahat”. Sizden bir şey rica ediyorum. Sadece düşünme yetiniz olmadığı için size karşı yapılan fiziksel veya cinsel şiddetin para cezası ile ödenebildiğini hayal edebilir misiniz? Bugün bir hayvanı istismar etmenin bedeli para cezası ile ödenebildiği ve takibi sağlanmadığı için yarın bir insana zarar verme ihtimali yüksek olan kişi bugün tespit edilemiyor.

Bugün öfke kontrolünü sağlayamayan, şiddete meyilli birçok insan sokakta yanımızdan geçiyor, belki bir hayvana zarar veriyor olmasına rağmen susuyoruz; çünkü yarın bize dönebileceğini düşünmüyoruz, gelecek tepkiden korkuyoruz, insan olsa ses çıkaracakken bilinçaltımızdaki “türcü” nedeniyle “sonuçta hayvan” deyip geçiyoruz, tepki göstermeyi düşünsek bile bir yaptırım olmama ihtimali ile vazgeçiyoruz veya tepkimizi göstermemize rağmen bir sonuca ulaşamıyoruz. 


“Yaşadığımız toplumda haklarını kendisi koruyamayan bir canlıyı istismar etmek gibi bir kabahat işledim.” Bu cümleden istismara uğrayanın bir çocuk olduğu da çıkabilir. Bu “kabahat” hepimize yapılabilir. Önce hayvanların uğruyor olması, “DUR!” dememize gerek olmadığı anlamına gelmez.

O nedenle bugün sokakta yürürken bir kediye tekme atan insan yarın bir çocuğa, bir kadına veya toplum önünde hayvanlar gibi “güçsüz” görünen, dışlanan bir insana tekme atabilir. Hayvanlar gibi içgüdülerimiz yerine düşünebiliyorsak empati yeteneğimizi geliştirmeli ve kullanmalıyız.

Sona yaklaşırken buraya biraz umut serpiştirmek istiyorum. 2015’de Türkiye’de ilk defa bir kediyi işkenceler ile öldüren bir insana 3 yıl hapis cezası verildi. 4 yıldır yaşanan binlerce fiziksel, cinsel istismarın ve cinayetin kimisi takip edilemese de hala umudumuzu kaybetmememiz gerektiğini düşünüyorum. Güzel kalpli insanlar var oldukça değil, sayıları arttıkça; ırkını, cinsini ve türünü ayırt etmeden her canlıyı sevdikçe dünya güzelleşecek.

Güzel kalpli insanların yok olmasına değil, çoğalmasına destek olmak dileğiyle,

 


Kaynakça

KAYNAKÇA
https://patipedia.com/2016/04/14/zoosadizm-insanlar-neden-hayvanlara-iskence-eder/
https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-47873175
https://journo.com.tr/toplumsal-siddetin-en-zayif-halkasi-hayvanlar
https://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5199.html
https://onedio.com/haber/turkiye-de-ilk-kez-bir-hayvana-zarar-veren-insana-hapis-cezasi-502759
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/guzin-abla/fbi-hayvan-somurusunu-nitelikli-suc-kapsamina-aliyor-40699628
https://bianet.org/bianet/hayvan-haklari/206499-hakim-binlerce-hayvan-eziyet-gordu-sadece-572-sahsa-ceza-verildi
http://www.seninle.com.tr/ruh-ve-beden/soru-cevap/mansur-beyazyurek/1515-cozulmeyen-toplumsal-sorunumuz-siddet-nedir.html?start=1
https://books.google.com.tr/books?
https://link.springer.com/article/10.1007/BF01433629
 

FOTOĞRAFLAR
https://www.sozcu.com.tr/hayatim/yasam-haberleri/cocuklarda-korku-sorunu-nasil-cozulmeli/
https://www.posta.com.tr/4-nisan-sokak-hayvanlari-gunu-600-milyona-yakin-kedi-ve-kopek-sokakta-yasam-savasi-veriyor-1283419
https://yemek.com/rukiye-bagci/
https://www.pexels.com/photo/adorable-blur-breed-close-up-406014/
 

27-05-2019
Nihan Yenel

Nihan Yenel

Doğa ve Hayvanlar

“Bir anne kurt, ölümcül şekilde yaralanmış yavrularından birini öldürdü; bu bana, haşin bir şefkati ve ölümün nihayete ulaşmasına izin verme gereğini öğretti.” Kurtlarla Koşan Kadınlar’dan…

Doğadaki tüm canlıların mükemmel uyumundan öğrenebileceklerimiz olduğunu düşünüyorsanız, doğru yerdesiniz!

znyenel@gmail.com