Irkçılık Çıkmazı

A+ A-

Eşitsizliğin-ayrımcılığın tarihi belki de insanlık tarihi kadar eskidir. Bunun gücü elde tutma, kısıtlı doğal imkanları paylaşamama, karşıt gruba duyulan nefret gibi bir çok çıkış noktası var.

Kabaca 1850’lerle birlikte dünyanın geri kalanının zenginliği, teknolojiyi, bilimi ve kısaca gücü elinde tutanlar tarafından sömürülmesine şahitlik ediyoruz. Sömürenler karşılarındaki yerliyi kendilerinden daha az insan olarak görmek için her yolu deniyor hatta bunu ırkçı teorilerle bilimselleştiriyorlar.

Peki şimdi bu aşağılamaya uğrayan insanların psikolojisini düşünelim. Yüzyıllar boyu ayrımcılığa, adaletsizliğe, sömürüye maruz kalmış milletler bugün neden hala kendilerini toparlayamıyorlar? Tam manasıyla bağımsız olamıyorlar?

Bu soruya cevap niteliğinde olabilecek iki psikolojik deneyden bahsedeceğim. Birincisi baby doll test isimli çalışma. Siyahi çocukların beyaz ve siyah tenli bebeklere karşı yaklaşımlarını görebileceğimiz bu çalışmaya göre 4-5 yaşlarındaki çocukların beyinlerine bile ırkçılık kodlandığını görüyoruz. Belki medya belki toplum ya da okul aracılığıyla gerçekleştiriliyor bu. Siyah tenin kötü, çirkin ve daha az zeki olduğunu düşünen siyahi çocuklardan nasıl kendilerini aşmalarını kendilerine güvenmelerini bekleyebiliriz, eğer buna doğdukları andan itibaren maruz kalıyorlarsa. Ki insanın büyük ölçüde aile, toplum gibi dış faktörler tarafından yönetildiği de apaçık bir gerçekken.

Şimdi bu konuya bakışımı büyük ölçüde etkileyen bir aktiviteye geçelim. Jane Elliot ismindeki bir ilkokul öğretmeninin 3. Sınıftaki öğrencilerine yaptığı önyargı deneyini daha geniş bir perspektiften bakınca Afrika’nın sömürge konumundan bir türlü çıkamamasının sebebi anlaşılıyor. Buna göre Elliot, öğrencilerini mavi ve kahverengi gözlüler olarak ikiye ayırır. Kahverengi gözlülere mavi gözlülerden farklı muamele yapar, mavi gözlülerin ayrımcılığa maruz kalmasını sağlar.

Çocuklar üzerinde bu his sağlandıktan sonra yapılan sınavda mavi gözlülerin daha düşük notlar aldığı görülür; kendilerini kötü ve ezik hissetmeye başlarlar, yani ayrımcılığa uğrayan grubun sınıf performansı düşer. Kahverengi gözlüler ayrıcalıklı hissederken mavi gözlüler durumu kızgınlıkla karşılarlar. Çocukların duyguları, düşünceleri ve modları buna göre değişir. Öğretmenlerinin bu çalışmasıyla birlikte çocuklar ayımcılık yapmamayı öğreniyorlar.

Bunu genellersek eğer, aşağı pozisyonda hissedilirken başarı oranı azalır diyebiliriz, yani kendimizi nasıl koşullarsak ona göre davranıyoruz, ve bunun ötesine geçemeyeceğimize inanıyoruz. Eğer biri sizin ülkenize gelip, sizi köleleştirirse siz de otomatikmen o insanın üstünlüğünü kabul ediyorsunuz. Bir manada öğrenilmiş çaresizlik söz konusu oluyor ve siz bu kısır döngü içerisinde benliğinize varana kadar sahip olduğunuz her şeyi kaybediyorsunuz. Ve bu sonuçta ırkçıların söylemlerinin doğrulanmasını sağlıyor.



Kaynakça

Çalışmaların videoları:

https://www.youtube.com/watch?v=oGvoXeXCoUY

https://www.youtube.com/watch?v=QRZPw-9sJtQ

06-02-2020
Reyyan Demirayak

Reyyan Demirayak

Öğrenci - Tarih / Psikoloji

"Yeryüzünde evrenin seyredilebileceği noktayı bilseydim, oraya koşar, toprağa bir kazık sokar ve düşerken dünyayı da peşime katarak kendimi boşluğa atardım."

reyyandemirayak@std.sehir.edu.tr