Güçlü Olmaya Dair Varsayımlar

      Yavaşla, yavaşla… Durmaksızın atan kalbime söz geçiremeyişim aldığım nefeslerin kontrol edilemezliğine bir işaret olmalı. Biraz daha razı olursam şayet bu duruma korkularımı açığa vurma noktasında bana ihanet edecek olmasından endişeliyim. Yavaşla, yavaşla, yavaşla…

    Kasvet dört bir yanda kol gezerken yağmur damlalarının gelişi güzel inişi bana umut vaat edercesine bir lütuftu. Lakin sessiz bir köşede bekleyişim bir an bana bile fazla gelmeye başlamıştı. Bir nefesin ensendeki hissini tarif etmek ne mümkün… Her an karşıma çıkabileceği korkusuyla baş etmek hiç kolay değildi. Zira yaşattıklarını yaşatmaya devam edebilme olasılığı kuvvetle muhtemeldi. Bir ara yağmurda ilerlerken olabilecekleri hesaba kattım. Bir süre sonra ise bu sonuçların derin yıkıntılarına nasıl göğüs gereceğim konusunda düşüncelerin beni ele geçirişine şahit oldum. Tanrım! Nasıl faili meçhul bir olayın içindeyim, korkularla bezenmiş bir halde burada olmamalıydım. Bazenlerin içinde kayboluyorum. Mutluluğu düşlemek bu kadar zor olmamalı. Geçmişin keşkelerindeyim şu an bilhassa benim keşkelerimle. Olay aslında basitti; bir gün, bir yerlerde bir kız çocuğu vardı. Hayattan habersiz, umutlarına adım adım yaklaştı. Tam mutluluğa son adım kala, bir hata yaptı. Ve bu hata tüm hayata karşı muhtemel bir vazgeçişin habercisi oldu. Şimdi şu sokakta yılların ağırlığını, yıpranmışlığını bir kenara bıraksak olmayacak hayallere kapılmaktan korkarım. Ki bu benim hiç olmasını isteyeceğim olaylardan biri değil…

     Biraz önce bana yaklaşmış olan tehlike beni tam anlamıyla darmadağın etti. Sanki nefes nefese kalışım bana hiç yardımcı olmuyormuş gibi... Yılların saklanışlarıyla geçen zaman sanki hiç olmamış gibi… Göz ucuyla baktığımda bu ıssız sokağa, köşe başındaki geçmişimin hafızama nüfuz edişine engel olamadım. Zaman ne kadar hızlıydı ve ondan kaçış yoktu. Bunu bir kez daha anlamama neden oldu. Sanki hiç yokmuş gibiydi lakin varlığıyla bu yokluğu tamamlıyordu işte, sanki muhtaç kaldığım nefes gibi… Sadece bir an gözlerimi kapadım, orada olmamasını umarcasına. Fakat gerçeğin soğuk yüzü benliğime ulaştığında, bir kırılma sesi duyduğuma yemin edebilirim. Küçük küçük anılar sanki mıhlanmış gibi zihnimin en ücra köşelerine. Ve sanki delmek itercesine benliğimi bu mücadele, her şeye hazır gibi… Belki de bir kaybedişe…  Biraz zaman geçtikten sonra gelen adım adım seslerine kulak kesildim. Yavaş yavaş ve sanki bir şeyler fark edermişçesine… Ve sonra bir şeyler oldu, ben kayboldum…

      Adımları sakindi. Acaba beni fark etti mi? Sorusu zihnimi meşgul ederken, bu olasılık beni dehşete düşürmüştü. Biraz sonra adım sesleri kesilmişti. Bu içimde fark edilmediğime dair düşünceler oluşturdu. Nitekim doğruydu da. Hala görüş mesafemde ama onun beni fark edemeyeceği bir uzaklıktaydım. Yine de şaşkınlığımdan kaynaklı merakım yüzünden fark edilme endişesi taşıyordum. Bu yine de engel olmadı. Bir süre sonra gittiğinde bende yavaş yavaş hareket etmeye başladım. Sonra fark ettiğim gerçekle adımlarımı hızlandırdım…

      En sonunda eve vardığımda tek düşüncem “Acaba bizi buldu mu?” oldu. İhtimal dahi olsa korkunç bir ihtimal dâhilindeydi. Olanlara olan bakışım yine gün yüzüne çıkmış, her düşünce aklıma farklı farklı senaryolar getirmişti. Bir süre sonra geçmişe dair anıları hatırladığımda vücudumda hissettim o acıları. Ve sonra bir kırılma anı… Evvela başlamaktan çekinsem de bunun yanlış bir karar olduğuna dair düşüncelerim galiba fikirlerini değiştirdi. Ve bir daha geçmişten kaçma girişimlerinin bulunmadığı ana doğru emin adımlarla ilerlemek bana az da olsa güç vermişti.  Yavaş yavaş, soluklarımın karışmasını bekleyerekten bir kararlılık hali vardı içimde. Onunla konuşma ve yahut ta konuşmaya çalışma imkânsızlıklarla dolu bir serüven idi. Ama olsun dedim kendime imkânsızlıktaki imkânı bulabilme kabiliyetine kavuşabileceğime olan inancım tamdı.

Küçük bir not parçası bıraktım bulacağını umduğum bir köşeye. Nitekim buldu da. Bulduğu andaki yüz ifadesini hatırıma kazıdım. Hiçbir şeyi andırmayan mimikleri… Eskiden taptığım gamzeleri, sonrasında bir bir kırılan umutlarım ve devamında prangalara vurulan keskin bir özgürlük. Şimdi burada olmaması gereken bir mahkûm. Zaman neyi değiştirmiş ki? Sadece günleri, ayları, yılları… Ondan hariç her şey tam da olduğu gibi. Keskin bir acı veya sızı beni rahatsız ederken buldum kendimi. Hala şüphelerim olsa da yüzleşilecek bir geçmişim var. Ve biraz sonra her şeyin başladığı noktaya doğru adımlarını atmaya başladı. Ben ise biraz gergin biraz kararlı bir şekilde onu takip etmeye başladım. Sanki bir yerlerde kıyamet kopuyormuşçasına bir acı kapladı içimi. Onunla konuşabilme cesaretim biraz daha azalıyordu her adımda. Geçmiş acılara, yaralara sızılara yenileri ekleniyormuş gibi hissediyordum. Ama bundan vazgeçmeye niyetim yoktu. Artık kaçmak, korkak gibi saklanmak yok. Güçlü olmak bunu gerektirirdi ve ben bunu yapabilecek kabiliyette bir kadındım. Her şey bizim için. Yeni bir hayatın ilk adımı bununla, burada, bu şekilde başlamalıydı. Bir korkak gibi değil.

       İşte, bir uçurum kenarı yüz yüze geleceğimiz saniyelerin ilk mekânı ve mazinin bize bıraktığı yegâne yer. Hiç olay mahalline döneceğimizi hayal etmemiştim. Ama zincir yine bizi burada birleştirdi. Biraz bekledim. Belki biraz daha. Kendime gelmem uzun zaman alsın diye. Belki de sadece bir oyalama taktiği. Neyi ve yahut ta kimi diye sorarsanız, bir cevap bulamıyorum kendi içimde. Acılar bir bir nüfuz ederken hücrelerime. Sadece birkaç damla gözyaşı düştü şakaklarıma. Sonra bir toparlanma hali baş gösterdi. Biraz daha yaklaştım. Güçlü olmak ve güçlü kalmak adına.  Bir son gibiydi ya da yeniden başlamak arasında bir kararsızlık. Bu gibi durumlar için henüz çözüm bulabilmiş değilim. Biraz kendimden katabileceğim bir şeyler olmalı aslında. Bulabileceklerimin sınırında gibiyim ama olsun sonuçta bu son gibi. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerler olur ya işte orada bir yerler de ben var gibiyim şu anda. Sanki kırılacak ve toparlanamayacak gibi.

      Buraların soğuğu beni ürküttü. Asla bu kadar acı bir ayaz ağlamazdı buralarda. Benden bir parça bulmuş olmalı kendinde. Hayatıma dair izlerden beslenmiştir şu kıvrımları. Ve evet birkaç adım daha. Biraz silik görüntüler eşleğinde adım adım. Yavaşla kalbim yavaşla! İntihar etmeyeceğim söz sana. Ve bir söz kaldı benden ona. Sadece birkaç sözcük hatta:

  “MUTLU MUSUN YAŞATTIKLARINLA?”

 


Kaynakça

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/acik-hava-adam-aksam-aksam-karanligi-556666/

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/gun-isigi-norvec-sis-sisli-1647962/

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/bagbozumu-duz-yuzey-eski-tip-eskiye-donus-2305765/

27-06-2019