GEMİ

A+ A-

Gemide olduğumu sanıyorum. Yıldırım çarpmadan önce sallandığımı hatırlıyorum çünkü. Öne arkaya ve sağdan sola… ya da dairesel mi sallanıyordum acaba? Çok şiddetli bir yıldırım düşmüş olmalı. Ama ayaklarıma doğru yürümüştü elektrik. Yıldırım mıydı?

-          Konuşun lütfen

Bu sesi tanımıyorum. Uzaktan geliyor. Kadın sesi. Gözlerimi açsam görebilirim belki. Açamıyorum. Güzel bir ses, duyduğum. Güzel sesli kadınlar genellikle hayal kırıklığı yaratırlar yüzlerine bakınca. Bakamıyorum. Gözlerimi açamıyorum.

-          Bayıldıydı ayılttık.

Benim hakkımda mı konuşuyorlar? Bu sesi sevmedim. Erkek sesi. Kocaman bir burnu varmış gibi. Yüzünü görsem. Gözlerim açılmıyor. Beni baygın mı zannetti güzel sesli kadın? Hareketsiz yatıyor olmalıyım. Elimi oynatsam, baygın olmadığımı anlasalar iyi olur. Elimi hissetmiyorum. Ayaklarım da yok gibi. Yıldırım düşmüş olmalı yakınıma. Ayaklarımı kesmemişlerdir umarım. Yıldırım çarpmalarından sonra sık olur kol bacak kaybı. Baygın olmadığımı bildirmeliyim onlara. Güzel sesli kadın doktor mu acaba?

-          Beni duyuyor musunuz? Duyuyorsanız elimi sıkın lütfen.

Güzel sesli kadının sesi. Seni duyuyorum güzel sesli kadın duyuyorum seni. Ama elini sıkamam. Hissetmiyorum elini. Hangi elimi tutuyor acaba? Şanslı elimi tutuyor olmalı. Şanslı sayılmaz ama tuttuğu el. Onu hissetmiyor çünkü. Bir kadın elimi tuttuğunda ben de onun elini tutmak isterim. Elini hissetsem elimi kapatacağım ama hissetmiyorum. İki elimi de sıksam böylece hangi elimi tutmuş olursa olsun ona cevap vermiş sayılacağım. Mümkün değil; ellerimi hissetmiyorum. Hiç acı duymuyorum. Ne oldu acaba bana? Sallandığımı hatırlıyorum. Yukarıdan sarkan bir iple de sallanmış olabilirim. Sonra yıldırım düşmüş olmalı. Gemi battı mı acaba? Gemi batmış olmalı. Beni sudan çıkarmış olmalılar. Üzerimin ıslak olduğunu hissediyorum.

-          Adrenalin çek. Hazır bulunsun. Dekort ampül puşe lütfen.

Güzel sesli kadın, doktor demek. Adrenalin niçin? Dekort niçin? Beyin kanaması düşünüyor olmalılar. Yoksa başka bir rahatsızlığım mı var. Alerjik bir tablonun portresi miyim acaba? Gözlerimi açamıyorum. Gözlerim şiştiği için mi açamıyorum? Adrenalin o yüzden mi çekiliyor enjektöre? Kaygılanıyorum çünkü bu ilaçların nerelerde kullanılacağını biliyorum. Ben… Ben doktorum. Gemide ne yapıyordum? Gemi doktoru muydum? Yolcu muydum? Yıldırım çarptığında güvertede bulunuyor olmalıyım. Bu kadar etkilendiğime göre yıldırımdan. Islak olmasam bu kadar etkilemezdi belki elektrik. Niçin ıslandım ki… yağmur mu yağdı?

-          Kurtarabilir misin doktor?

Ne kadar güzel bir ses. Erkek sesi. Konuşurken sözcükleri diliyle damağı arasında ezip de nemlendiriyor olmalı. Sarf ettiğinde kendisinden uzaklaşırken sözcüklerin dağılmasından endişeleniyor sanki. Hedefine taahhütlü postalanmış mektuplara benziyor konuşması. Keşke daha fazla konuşsa diyeceğiniz bir sese sahip bu adam. Radyoda, televizyonda duyup da bu sesi sürekli duydukları için yakınlarını kıskandığınız seslendirmecilerin seslerine benziyor adamın sesi. Bu güzel sesli adam hep konuşsa keşke. Ne kadar da güven veriyor insana.

-          Çok hırpalanmış.

Doktor hanımın sesi. Çok genç olduğunu anlayabiliyorum sesinden. Benim için endişelendiğini anlıyorum. Ben de çok endişelendim vaktiyle hastalarım için. Keşke bilgimi ve tecrübelerimi aktarabilsem genç doktorlara. Neden, hırpalandığımı düşünüyor acaba? Hasta nakil işlemi sırasında hırpalanmış olmalıyım. Cankurtaranla getirdiklerini sanmıyorum hastaneye. Gemide sallanıyorken güvertede yıldırım çarpmış olmalı. Belki dilimi yuttum. Belki müdahale edecek acil eğitimi almış biri vardı gemide. Cankurtaran beklememişlerdir. Hemen bir araç bulup sürmüşlerdir hastaneye.

-          Hastanede olsaydık daha kolay olurdu bizim için.

Hastanede değilim demek ki. Neredeyiz peki?  Hala gemide miyiz? Konuşabilsem. Bir konuşabilsem.

-          Konuşmadı.

Kötü sesli adamın sesi. Konuşmadığımı söylüyor. Niçin? Konuşmam gerektiği halde konuşamamış olmalıyım. Alzheimer mi oldum yoksa? Ama ‘konuşamadı’ demiyor ‘konuşmadı’ diyor. Tamam işte Alzheimer hastası olmuşum. Bak hatırlayamıyorum hiçbir şeyi. Belki yakınlarım bu konuşanlar. Oğlum, kızım, kardeşim belki onlar. Gemi falan yok belki. Hayalimdeki bir gemi o. Yaşanmış bir yıldırım çarpması hatıramda yok belki. Trafik kazası mı geçirdim acaba? Alzheimerlı doktora araba çarptı belki. Uykum geldi. Uyumalıyım. Belki uyuyabilirsem yüzümdeki bedenimdeki şişlik iner. Konuşabilirim. Derdimi anlatabilirim. Kafamdaki soruları sorabilirim. Uzay boşluğunda ilk yürüyen kozmonotun başına ne gelmiş biliyor musunuz? Uzay elbisesi şişmiş. Basıncı iyi hesaplayamamışlar ve uzay elbisesinin içindeki basınç elbiseyi bir balon gibi şişirmiş. Komik olabilirmiş bu hikaye ama kozmonot kapsülün içine girmeye çalıştığında korkunçlaşmış. Kozmonot şişen kıyafetiyle kapsülün kapısından içeriye giremiyormuş. Çok korkmuş olmalı. Sonra kıyafetinin eldiven kısmında küçük bir delik açmış da öyle girebilmiş kapsüle. Ben de ufak bir delik açabilsem derimde hafızama girebilirim belki. Bir ceset hatırlıyorum. Ölmüş bize iki gün sonra haber vermişler. Ölüm raporu düzenlemek için gitmiştim. Şişmişti ceset. Her tarafı şişmişti. Sanki işkence görmüş gibi.


Kaynakça

Kullanılan görsel ressam UĞUR AKALIN tarafından çizilmiştir

03-05-2021
Osman Akalın

Osman Akalın

Öykü Yazarı

Bünyan doğumlu yazar Ankara'da yaşamaktadır. Turuncu ve yeşile gönül bağı vardır. Yıkanmış beton kokusunu ve leylak kokusunu önemser. Bu kokularda çocukluğunu ilk gençliğini muhafaza eder. Öfke, intikam duygusu yoktur. 'Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına' şarkısına müpteladır. Kızarmış patatesi ve beyaz peyniri çok sever. Hayal gücünün, sabrının ve hoşgörüsünün sınırları henüz kendisi için de muammadır. Asla pes etmez. Mucizelere inanır. Profil resmi Uğur Akalın' a aittir

osmanakalin38@gmail.com

ankara psikolog