Fotoğrafta Empresyonizmin İzleri

A+ A-

           Sevgili fotoğrafseverler bu ayki yazımda resimsi fotoğrafın (pictorializm) bir yaklaşımı olan empresyonizm (izlenimci) fotoğraf konusuna değinmek istiyorum. Ondan önce Empresyonizmin tarihçesine bakalım.

                Empresyonizm (İzlenimcilik) Akımının Doğuşu

            “Empresyonizm” adını Claude Monet’in Impression Sunrise (Gün doğumu) adlı tablosundan alır. Eser; gün doğumu, izlenim, doğan güneş isimleriyle de anılmıştır. “Impresyon” sözcüğü, zamanla dönemin kültürünü belirleyen bir kavram haline gelmiştir.

  

Claude Monet Gündoğumu 1872

 

            19.yüzyılın son çeyreğinde Fransa’da doğan empresyonizm başta resim olmak üzere birçok sanat dalını etkilemiştir.

            Empresyonizm etkisi altında kalan sanatçılar, doğayı objektif bir gerçeklik olarak değil, kendilerinde oluşturdukları izlenime göre resme aktarmışlardır.

            Resimde empresyonizm (izlenimcilik), ışık ve renkten kaynaklanan görsel izlenimleri yansıtmayı amaçlar. Bu akımın etkisi altında kalan sanatçılar, resmedilen nesne ve olaydan çok, günün belirli zamanında belirli ışık üzerinde oluşan etkinin sanatçı üzerindeki izlenimiyle ilgilenirler.

 

Edgar Degas  The Star, 1878

            Resimde empresyonizm bir süre sonra atölyelerden çıkıp halkın arasına karıştı. Atölyelerde yapılan resimler açık havada parklarda ve bahçelerde yapılmaya başlandı. Sanatçılar açık havada günün değişik saat ve ışık koşullarında resim yaptıkça ışık değiştikçe nesnelerin biçimlerinin ve renklerinin de değiştiklerinin farkına vardılar.

            Empresyonistler, koyu ve karanlık tonlara karşılık açık ve huzur veren tonlarda resim yapmaya başladılar.    

            Empresyonistlere kadar renk kavramı, değişken olmayan ve nesneyi tanımlayan bir kavram iken empresyonistlerle birlikte yeniden tanımlanmaya başladı. Böylece renk nesneden ayrılıp kendi başına değerlendirilmesi gereken bir yapıya kavuştu.

            Işığın geliş açısına göre renklerin değiştiği düşüncesi renk konusunda bir devrim yarattı. Empresyonist sanatçılar, ışık alan renkleri sıcak renklerle; ışık almayan bölgeleri soğuk renklerle boyama başladılar.

            Empresyonist sanatçılar, konturların yavaş yavaş etkisini yitirdiği, gözlem gücünün ön plana çıktığı, izlenimlerin önem kazandığı bir anlayışı benimsemeye başladılar. 

            İzlenimciler koyu renkleri kullanmaktan kaçındılar. Yedi rengi içinde barındıran güneş ışığını araştırmaya başladılar.

            Çizgisel perspektifi göz ardı ettikleri için hava perspektifi anlayışını benimsediler. Peki hava perspektifi nedir? Atmosfer katmanlarının renkler ve biçimler üzerinde oluşturduğu yoğunluk nedeniyle uzakların silik, yakınların daha net görünmesine neden olan perspektiftir.

            İzlenimciler, resimlerinde hava perspektifine ve ışığın doğa üzerinde yarattığı etkilere yoğunlaştılar.

            Işığın etkisiyle keskinliklerin azaldığı fırça darbeleri ve tonları benimsediler. Kendilerini konu açısından da sınırlamadılar. Konuları arasında açık hava gezintileri, piknikler, tren istasyonları, kent yaşamından kesitler yer aldı.

            İzlenimciler içerisinde önemli bir yere sahip olan Monet günlük nesneleri, Pissarro nehir manzaraları, Degas bale sanatçılarını, Renoir ise figürler üzerindeki ışık oyunlarını resmetti.  

            Resim sanatındaki empresyonizmde;

            Görünür fırça darbeleri,

            Sıradan konular,

            Özellikle zaman geçişine göre değişen ışık kalitesinde vurgu söz konusudur.

            Resim sanatında empresyonizmin özelliklerine baktıktan sonra fotoğraf sanatında empresyonizmin etkilerini ele alalım.

            Fotoğrafta Empresyonizm (İzlenimcilik)  İzleri

            Pictorializm (resimsellik), Bu akımda sanatçılar estetiğin, fotoğraf içindeki uyum ve dengenin gerçeklikten daha önemli olduğunu savunmuşlardır.

            Pictorializm, natüralizm ve empresyonizmi içine alan bir akımdır.          

            Pictorialistler, fotoğrafın kendi kuralları olan ve güzel sanatların bir dalı olarak görülmesi gerektiğini savunmuşlardır.        

            Resim gerçekliği ortaya koymak için nasıl fotoğraftan yararlanıyorsa fotoğrafta resmin estetik ve görsel özelliklerini kullanmalıdır.

            İzlenimci fotoğrafçılar, resim sanatında kullanılan dramatik ışık ve kompozisyondan da yararlanarak kendi duygu ve düşüncelerini fotoğrafa aktardılar.

            İzlenimci fotoğrafçılar, ışığı fotoğraflarında iyi bir şekilde kullanarak yumuşak geçişler sağladılar.

            Fotoğraf makinesini gerçeği iyi gören bir göz gibi kullanmışlardır. Onlar için fotoğraf, burjuva yaşamının gündelik gerçeklerine yaklaşabilen ve ona etki edebilen bir belge olmuştur.

             Fotoğrafta biçime daha çok önem vermiş ve yumuşak tonlar kullanılarak ayrıntılar azaltmışlardır.

       İzlenimci fotoğrafçılardan birkaç örnek verirsek;

             George Davison, Fotoğraf çekmeye 1885 yılında Camera Club Fotoğraf Derneği’nde başladı. Farklı teknikler üzerinde çalışmalar yaptı ve giderek doğal fotoğrafçılıktan uzaklaştı. İzlenimci fotoğraf oluşturmak için iğne deliği kamera kullanarak yumuşak tonlar elde etti. Soğan Tarlası çalışması empresyonizm çalışmalarının ilk örneklerindendir.

                                       George Davison  “Soğan Tarlası”.

 

                

 George Davison  

                Alfred Stieglitz pictorializmin babası olarak bilinir. Resimci bir fotoğraf grubu olan Photo-Secession grubunun kurucuları arasında yer aldı.  1894 yılından önceki çalışmaları romantik ve müdahale edilmiş öğelerden oluşan fotoğraflardı.

            İlk önceleri temelini izlenimci ressamlardan alan resimsi fotoğraflar çekti. Daha sonra bunların tam zıddı gerçekçi fotoğraflar çekmeye yöneldi.

 

                                                               Alfred Stieglitz  “Equivalents”

          Alexander Keıghley,  küçük yaşlardan itibaren manzara çizimleri yapmaktaydı. Bir süre sonra bu merakını fotoğrafla birleştirdi. Henry Peach Robinson’un çalışmalarından etkilendi. Çalışmalarında koyu tonları arttırdı. Doğal aydınlatmayı yumuşatmak için ayrıntılar üzerinde çalıştı ve negatifler üzerinde pastel, tebeşir ve kalem kullandı.  Zaman zaman bu negatifleri birleştirerek birden çok negatif baskı oluşturdu.  

   

                                            

                            Modern empresyonist fotoğrafçılar arasında yumuşak tonları fotoğraflarında kullanan Ernst Haas, Sarah Moon ve David Hamilton gibi isimler yer almaktadır. 

            Bu ay empresyonizm ve fotoğrafa etkilerini ele almaya çalıştım. Umarım sizler için yararlı olmuştur. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle fotoğrafla kalın.

 


Kaynakça

            “Kemal Gök” Fotoğraf Sanatında Resimselliğin 1850-1900 Döneminde Empresyonist Hareketle Etkileşimi.

            “Abdullah Ayaydın” Empresyonizm (İzlenimcilik) Akımının Güncel Bakış Açısıyla Bazı Yönlerden İncelenmesi.

             www.metmuseum.org

            www.leblebitozu.com

            https://www.impressionists.org

13-11-2020
Gülnur Turgut

Gülnur Turgut

Fotoğraf

Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitenin Yeni Medya Bölümü’nde yüksek lisansını başarıyla tamamladı Fotoğrafa merakı üniversite yıllarında başladı. Üniversitede fotoğraf sanatçısı aynı zamanda hocası olan İbrahim Demirel’den dersler aldı. 2016 yılından beri fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır. Sokak fotoğrafçılığı alanına ilgi duymaktadır. Fotoğraf eğitimlerine ve grup sergilerine katılmakta ve fotoğraf üretmeye devam etmektedir.

gulnurturgut@hotmail.com