Eleştiriye Düğüm

A+ A-

Zararda ziyanın sahipsiz eleştirisi...Bir yere ait olması gerekiyor. Bu eleştirinin aidiyet arayışı insanın içsel sahipsizliğinde son buluyor. Aidiyet duygusunu en çok hissetmesi gereken yerden kaçan fikirlerin tamamen ayrı iki dünyasının kaosunu gözlüyoruz aslında.

Bazen anlamak için sorarız bazense düğüm edip bırakmak için… Açmak istemeyiz bazen. Hatta hiç konuşmamak, eleştirmemek için birçok nedenimiz de olabilir.

O kapıyı aralamak bile istemeyiz yakınsak görüntüler çağırırız zihnimize. Bize uzakta olduğunu düşündüğümüz bazı fikirler sadece biz tarafından görülmeyi bekliyor olamaz mı? Uzaktakiler yakınlara kaçıyor. Seslerini duyunca irkiliyoruz bazen. Bilinmezlik tehlike midir her zaman? Biz o saniyeden itibaren ne düşüneceğiz bilinir mi? O kaçışlar aklımızda son bulduğunda biz de mi kaçmak isteyeceğiz yoksa?

Hayatınız ve sizi siz yapan her şey eleştirinizi etkileyebilir. Sizle bütünleşebilir bazense sizde ayrılır sizin ayrıldığınız her şey ile. Çünkü eleştiri, bütünün felçli depreminde var olur önce.

Siz farklı yüklerle devrildiğiniz bu dünyada aynı kutba çekildiğinizin ne kadar farkındaysanız işte o kadar ayrılır ve bütünleşir sizle. Bu olay sizi rahat bırakmıyor değil,bizlerin en rahat yerlerinden sızıp insan olan yerlerimize akıyor. Bu deprem eleştiri ve insan arasındaki neye örüldüğü neden örüldüğü belli olmayan duvarları yıkar.Bu duvarlar renk renktir. Her biri kendince konuşur. Renklerin sesleri dolarak kulağa işte öylece yıkılır. Gelişi güzel konumlanmamıştır hiçbiri aslında. Ve her birinin rengi öylece belli etmemiştir kendini. Bizim aramıza yanlışa çalan renklerin doğruluğunu sınayarak girmiştir belki.



Bahsi geçen eleştiri,gerçek bir eleştiridir. Öyle ki bize zenginlik katar,fikirlerimiz olduğunu gösterir. İkili seviyelikte tek kayıp olmanıza izin vermez. İkili seviyelik,var olmaktaki dengesizlik boyutudur. Ne az ne çoktur aslında. Olması gerektiği gibi,nasıl olması gerekiyorsa tam olarak o kadar işte. Ne insanı hiç olmaması gereken yerde atar terazisinden ne de dolunay ile zamansızlık arasındaki sadakat gibi tutar terazisinde. Çünkü dolunay zamana bölünür. İnsan ise kendini adadığı o zamana bölünür. Ne eksik gelir ne fazla. Ne kadar kalıyorsa içimizde,hepsi o kadarcık işte.

 


Kaynakça

https://unsplash.com/photos/tWKmxOeXV4s

https://unsplash.com/photos/gIJolYfd_58

20-03-2020
Havva Göktaş

Havva Göktaş

Öğrenci - Sosyoloji

‘’Kendim için bilen biri diyemem. Araştıran biri oldum hep, hala da öyleyim. Artık yıldızlarda ve kitaplarda aradığım yok. Damarlarımda çağlayarak akan kanın verdiği dersleri dinlemeye başladım.’’

Hermann Hesse – Demian

havvagoktas136@gmail.com