Eğitim Şart

A+ A-
Bir önceki yazımda hakikat körlerinden bahsederken eğitim alanında değişiklikler yapılması gerektiğine de vurgu yapmıştım. Bu yazımda bir eğitimci olarak olması gereken değişikliğe neden ihtiyaç duyulduğu konusunu ele alacağım.

Z kuşağı diye adlandırılan yaşadığımız çağın çocuk ve gençleri hali hazırda var olan, çok ileri seviyeye ulaşmış teknoloji ve internet ağının içine doğuyor. Öyle ki bazılarının henüz dünyaya gelmeden ailesi tarafından açılmış olan sosyal medya hesabı bile bulunuyor. Telefon, tablet ve bilgisayarların hayatımızın hemen her alanında kullanılıyor olmasından dolayı bu çocuklar bebeklikten itibaren ekranın renkli görüntüsüne ve hızlı akışa maruz kalarak büyüyorlar. Bu nedenle gerçek hayatın durgunluğu, yavaşlığı, renksizliği onları bunaltmakta derslere adapte olmakta zorluk çekmekteler. Ayrıca yedikleri gıdalar hazır paketlenmiş, şekerli enerji veren yiyecekler. Dolayısıyla bu öğrencilere 35 dakika boyunca yerinde sabit oturarak, sunuş yoluyla öğretim, anlatım yöntemi ile ders yapmak verim almayı imkansız hale getirmekte.

Z kuşağı , bilinçli ebeveynleri sayesinde özgür, özgüvenleri ve kendini ifade etme becerileri yüksek, yeteneklerinin farkında, kendi kararlarını verebilen bireyler olarak yetişmekteler. Bu nedenle senelerce çalışıp, çabalayıp karşılığını çoğu zaman alamayıp hüsrana uğradıkları sınavların kaderlerini belirlemesine karşı direnç göstermekteler. Sahip oldukları bilgi birikimi gün geçtikçe artmakta. X, y kuşağına bir araştırma ödevi verildiğinde günlerce kütüphanelerde ansiklopedilerden elde ettiği bilgileri z kuşağı tek tuşla dakikalar içinde ulaşabilmekte. Bir meslek sahibi olma yaşının çok geç olduğunu düşünüyorlar. Daha erken yaşlarda hayata atılmayı istiyorlar bu da onları farklı meslek dallarına yönelmekte. Artık büyüyünce ne olacaksın sorusunun yanıtını öğretmen, doktor, mühendis yerine youtuber, influencer gibi cevaplara bırakmıştır. Hayallerini süsleyen rahat, konfor, lüks hayatı günümüzde bu alanlar sağlıyor. Bir youtuber röportajında bir öğretmenin bir ayda kazandığını bir saatte kazandığını söylüyor.

Esasında eğitim bir süreç olduğundan zaman içerisinde ülkemizde eğitim reformları yapılmakta eğitim programları değişmektedir. Son yapılan değişiklik ile yapılandırmacılık modeli esas alınmış burada öğrenci merkezli ,yaratıcı düşünme, yaşam boyu öğrenme gibi olması gereken özelliklerin hepsine yer verilmiştir. Lakin prosedürde var olan değişikliklerin uygulanmasında sıkıntılar yaşanmaktadır. Örneğin ileri teknoloji ile birlikte tüm okullara akıllı tahtalar verildi. Ekrana alışık olan z kuşağı için aslında mükemmel bir uygulamaydı. Fakat öğretmenlerimizin birçoğu hala akıllı tahtaları olması gerektiği gibi kullanamamakta. Bazıları özellikle sözel derslerde kitap içeriği ekrandan açılıp okunmakta. Başka bir örnekte  Fatih Projesi adı altında öğrencilere tablet dağıtılmasıdır. Tabletler dağıtıldı fakat tabletlerin içeriği boştu eğitim için gerekli olan uygulamalar indirilmemişti. Öğrenciler tableti sadece oyun oynamak için kullanıyordu. Örneklerden de anlaşıldığı üzere teknolojik araçları okullara temin etmek yeterli değil. Kullanıcılarının da yeterli donanıma sahip olması gerekir.

Teknoloji çağına ayak uydurup öğrencilerin beklentilerini karşılayacak eğitim sistemini uygulayan okullarda var elbette ki ama bunlarda maddi açıdan çok fazla para istemekte. Onlarında sıkıntısı öğretmeni ne kadar çok çalıştırırsak, öğrenci ne kadar çok okula gelirse o kadar çok verim alınır düşüncesi. Burada da öğretmen ve öğrenci gereğinden fazla efor gösterdiği için yoruluyor öğretmen istemsizce derslere giriyor öğrenci dinlemiyor. Özel kurum idarecileri okulu kendi görüş ve bakış açısına göre yönetiyor. Onun görüşlerine uymayan öğretmeni işten çıkarıyor. Çoğu zaman bahaneler bulunarak tazminatlar verilmiyor. Öğretmen hastalansa raporu olsa dahi okula çağırılıyor ya da gelmediği günün ücreti kesiliyor. Hal böyle olunca öğretim ikinci planda kalıyor. Zorda kalan öğretmen devlete atanmak için senelerce sınava giriyor atanamıyor. Diğer yandan maalesef özel kurumlarda sağlanan maddi imkanlar devlet okulunda sağlanamıyor. Eğitimde fırsat eşitliğini ortadan kaldırıyor.

Bu noktada dünyanın en iyi eğitim sistemine sahip ülke olan Finlandiya eğitim sisteminin nasıl olduğuna bakmakta fayda var.

Finlandiya’da zorunlu okula başlama yaşı yedi. Finli öğrencilere okulun ilk altı yılında asla not verilmiyor. Buradaki öğrenciler ilk olarak 16 yaşına geldiklerinde ülke genelinde bir sınava giriyorlar. Finlandiya’da öğrenciler okulun tüm işlerini nöbetleşe sistemde birlikte yapıyorlar. Yani Fin okullarında hizmetli yok, tüm işler öğrenciler tarafından yapılıyor. Böylece sorumluluk duyguları gelişiyor. Finlandiya’da günlük ortalama ders saati dört. Finli öğretmenler haftada en az 2 saat hizmet içi eğitime katılmak zorunda, öğretmenlik mesleği toplumun en gözde mesleklerinden bir tanesi! Öğretmenler master derecesi olanlar arasından seçiliyor, öğretmenlerin gelir düzeyi oldukça iyi. Finlandiya’da öğrencilere ödev verilmiyor. Öğrenmenin yeri okul olarak görülüyor. Finlandiya’daki okulların kantinlerinde su, süt ve meyveden başka hiçbir şey yok. Finlandiya’da eğer bir sınıftan hiç ses çıkmıyorsa, öğrenciler sıralarında oturuyor ve hiç kalkmıyorlarsa o öğretmen soruşturmaya alınıyor. Çünkü Fin eğitim sisteminde ders anlatan bir öğretmen yok. Hep birlikte etkinlik yapan sınıflar var. Finlandiya’daki okullar öğrencilerin rahat edebileceği şekilde tasarlanıyor. Sınıflarda yaparak-yaşayarak öğrenme modeline uygun alanlar mevcut. Binaların fiziksel özellikleri öğrencilerin evdeymiş gibi rahat etmelerini sağlayacak şekilde düşünülüyor.

Daha fazla söze gerek olmadığını düşünüyorum. Evet değişim gerekli fakat sadece eğitim sisteminde değil, bakış açılarında, düşünce yapılarında da değişim olmalı. Bu ülke gelecek nesillere emanet. Her şeyden önce maddi manevi onlara ve onları eğitecek olan öğretmenlere yatırım yapmalı diyor ve yazımı Nelson Mandela’ nın sözüyle noktalıyorum.

“Dünyayı değiştirmek için kullanabileceğiniz en güçlü silah eğitimdir.”
Nelson Mandela   

Kaynakça

https://www.gelecekegitimde.com/

https://pixabay.com/tr/

28-07-2021
Halime Karakaya Gülmez

Halime Karakaya Gülmez

Felsefe

2012 Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü Mezunu. 2018 Anadolu üniversitesi İlahiyat Önlisans Mezunu.

Dershane, kolej, özel eğitim rehabilitasyon merkezi gibi çesitli eğitim yerlerinde Felsefe Grubu Öğretmenliği ve Rehber Öğretmenliği yaptı.

Düşünen, üreten , özgün, farkındalık oluşturacak nesiller yetiştirmeyi kendine amaç edinmiştir.

hhlime@hotmail.com

ankara psikolog