Başlangıç Noktamız

Varlığımıza nasıl başlarız? Küçücük bir embriyo olarak annemizin karnında. Vücudumuz yavaş yavaş oluşmaya başlar. Fetal dönemde organlarımız gelişir ve olgunlaşır. Bütün bu aşamalar gerçekleşirken peki bizi içinde tüm sıcaklığıyla, içtenliğiyle barındıran kimlerdir? Bizim canım annelerimiz. Yeryüzündeki en kutsal varlıklar. Hayatta en çok değer verdiğimiz insanların birinci sırasındadır. 



Küçük bir bebekken hafif sendelediğimizde hemen yanımızda beliren, hastalandığımız zaman sabahlara kadar başımızda bekleyen, dışarıya çıktığımızda bir şeyler yedik mi diye merak eden, geç kaldığımızda pencerenin önünden ayrılmayan, saçımızın bir teline bile zarar gelmemesi için çaba harcayan, kaç yaşında olursak olalım bizleri hala küçük bir bebek gibi sarmalayan annelerimize sadece bir günü değil bütün hayatımızı feda ederiz öyle değil mi? Sevgimizi çeşitli sözlerle, hareketlerle, şiirlerle, bazen de şarkılarla ifade ederiz annemize. Hepimizin sevdiği anne şarkısı mutlaka vardır. Benim için en özel olanı ; eminim birçoğunuz için de böyledir; Candan Erçetin’in ‘’ Annem’’ şarkısı. Ayrı bir yeri vardır bende. Melodisiyle, sözleriyle içimizi ısıtan, bir duygusallık veren, hüznü ve mutluluğu içinde barındıran bir şarkıdır. Bu şarkıyı dinlerken tuhaf bir hal alıyorum. Koşup anneme sarılasım geliyor, dizlerine yatıp saçlarımı okşasın istiyorum, işte o an hayatımın en huzurlu olduğu andır. Siz de benimle aynı duygulara kapılıyor musunuz? Yoksa bir tek ben mi böyleyim? J O zaman bu eşsiz şarkının nakarat bölümünü hatırlayalım ve şarkıyı bütün annelerimize armağan edelim.

Annem annem                              Annem annem
Sen üzülme                                    Gel üzülme 
Sözlerin hep yüreğimde              Bu gönül hala dizlerinde

    

Anneler Günü’nün Tarihçesi 

Artık neredeyse çoğunluk Anneler Günü’nün nasıl ortaya çıktığını öğrendi. Bir de biz buradan kısaca hatırlayalım, anlamlı günün hikayesini:  Babasını kaybedince annesiyle yaşayan Anna Jarvis isimli bir öğretmenin 9 Mayıs 1905 ‘te annesinin de vefat etmesiyle başlıyor her şey. Ölmeden önce annesiyle yeterince ilgilenmediğini düşünüyor ve vefa borcunun olduğunu hissediyor. İlk olarak Jarvis annesinin ölüm yıldönümünde Mayıs ayının 2. Pazar gününü Anneler Günü olarak kutlanması fikrini kendi çevresine açmış ve kabul ettirmiş. Annesinin sürekli olarak gittiği kilisede kutlanmasını sağlamış. Ayrıca bugünün milli bir gün olarak kutlanmasını isteyen Jarvis, devlet adamlarından , iş adamlarına, ülkenin önde gelen insanlarına mektup yazarak düşüncesini iletmiş. Jarvis bu çabasında başarılı olmuş ve hedefine ulaşmış. 8 Mayıs 1814 tarihinde Başkan Wilson’ın imzası ile Mayıs ayının 2. Pazar günü, Anneler Günü olarak kabul edilmiş. Zamanla bu furya diğer ülkeler de sıçramış. Tüm dünyada kabul gören ve önemsenen bir gün olmuştur.

    
  

Herkes Aynı Tarihte Kutlamaz 

Anneler Günü’nü dünyanın birçok ülkesi Mayıs ayının 2. Pazar günü kabul etmişken başka tarihlerde kutlayan ülkelerde mevcuttur. Türkiye, Kanada, Almanya, İtalya, Avustralya, ABD gibi ülkeler Mayıs ayının 2. Pazar günü kutluyor. Fransa, Mayıs ayının son Pazar günü bu özel günü kutlarken, İspanya ise yine aynı ay içerisinde ilk Pazar günü kutlamaktadır. Bolivya’da Anneler Günü 27 Mayıs günü kutlanmaktadır. Özellikle bu günü seçmelerinin nedeni; Bolivya’nın İspanya’da bağımsızlık mücadelesi verirken çokça erkeğin savaşta ölmesi ve bu duruma tepkisiz kalamayan kadınların savaşarak hayatlarını kaybetmesi yer almaktadır.

Mayıs ayının dışında Anneler Günü’nü kutlayan ülkelerde vardır. Tayland’da 12 Ağustos’ta, Endonezya’da ise 22 Aralık'ta kutlanmaktadır. Norveç şubat ayında, Myanmar ise ocak ayında kutlamaktadır. Mısır ise 21 Mart tarihini Anneler Günü olarak kabul etmektedir. Afganistan, Bosna Hersek, Bulgaristan, Azerbaycan gibi ülkeler ise 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü ayrıca Anneler Günü olarakta kutlamaktadır.     

Bu sene 13 Mayıs Pazar günü kutlanacak olan Anneler Günü herkes tarafından büyük bir heyecanla bekleniyor. Büyük ,küçük, çocuk, genç ,orta yaşlı annesini ya da annesi gibi sevip saygı duyduğu kişileri mutlu etmek adına çeşitli hediyeler sunacaklardır. Kimisi demet demet birbirinden güzel çiçekler, kimisi ceket, pantolon, etek, bluz gibi kıyafetler, kimisi takı, toka gibi şıkır şıkır materyaller, kimisi biblo, heykel tarzında eşyalar, kimisi küçük ev aletleri ( bir kesim insan bu hediyeyi annelerin anlamlı günü için uygun bulmazlar.) ,kimisi ise alış veriş sitelerinden özel olarak yaptırdığı çikolataları takdim edeceklerdir.  Gerçekten bu hediyelerin hepsi de birbirinden güzel. Ancak sıcacık bir sarılma, içten bir gülümseme,  küçücük bir öpücük dünyaya bedel değil midir annelerimiz için? 

Türkiye’de birçok kadın kendisine gereken önemi göstermemektedir. Kendisinden önce çocuklarını ve çevresindekileri düşünmektedir. Sağlığını ihmal etmektedir. Her yıl 20 bin kadına meme kanseri, 5 bine yakın kadına ise rahim kanseri, 3 bine yakın kadına ise yumurtalık kanseri, 1500 kadına da rahim ağzı kanseri tanısı konmaktadır. İşte en sevdiğimiz annelerimize sadece maddi hediyeler değil sağlık taraması, kanser taraması gibi hediyeler de takdim edebiliriz. Onların sağlığı bizim için her şeyden önemli değil midir?  Geçen gün bir tv programında Pembe İzler adında bir dernekten haberdar oldum. İnsanları kanser hastalığı açısından bilinçlendirmek ve maddi durumu yerinde olmayan, imkanları kısıtlı birçok hastaya destek amacıyla kurulmuş bir dernek. Sosyal sorumluluk projeleriyle ilgilenirim, bu tarz konularda çok duyarlıyım ve topluma bir faydam dokunsun düşüncesindeyseniz, her dakika elimizden düşürmediğimiz cep telefonlarımızdan küçük bir zaman ayırıp bu dernekle ilgili bilgi almanızı tavsiye ederim.   
             
Son olarak şunu da belirtmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve kurtarıcımız  Canımız ATAMIZ  ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN annesi Zübeyde Hanım başta olmak üzere bütün annelerin anneler gününü kutluyorum. 

Anne candır.       
Anne nefestir.                                                           
Anne ilaç gibidir.
Anne kutsaldır.
Kısacası anne her şeydir.

12-05-2018
Sevil Uluçay

Özgün Düşünceler

Sevil Uluçay

Merhaba ben Sevil Uluçay. 23 Temmuz 1990 İstanbul doğumluyum. Uluslararası İlişkiler mezunuyum. TRT de staj yaptım. İnsanları, doğayı, hayvanları çok severim. Film izlemeye ve müzik dinlemeye bayılırım. Kitap okumaya aşığım. Ailem ve kitaplarım en vazgeçemediklerimdir. Değişik kişilerden bilgiler almaktan zevk alırım. Günlük gazete haberlerinin her köşesini , her konusunu gün içerisinde sıklıkla takip ederim. Her olay, konu hakkında bilgim olsun isterim.

sevil@medyacuvali.com