Atina’da Yaşamak (Röportaj)

İlk yazımda sizlere Umut’tan bahsetmiştim. Üniversite yıllarının bana kazandırdığı en önemli insanlardandır kendisi. Erasmus’a gitmeme, yurtdışına çıkmama ön ayak olmuş ‘’Elime geçen tüm paraya uçak bileti gözüyle bakıyorum artık’’ sözüyle hayatımı değiştirmişti hatırlarsanız. Umut, 2016’da üniversiteden mezun olduktan sonra Atina’ya yerleşti. Özel bir firmada Bilgisayar Mühendisi olarak çalışıyor. Atina’ya yerleştikten sonra hayatında neler değişmiş, bu kararı nasıl almış gerisini ondan dinleyelim .
 
-Türk arkadaşlarım içinde en gezgini, en maceraperestiii! Hazırlıktan sonra Malta’ya, dil okuluna diye bir çıktın, pir çıktın. Ertesi yıl İspanya/Bilbao’da erasmus, sonra hazırladığınız bir projeyle ABD derken şimdi Atina’dasın. Nasıl oldu bunca yerden sonra Atina’ya yerleşmek? Ve tabi Bu kararı almanda neler etkili oldu?
 
 
Gitmek mi kalmak mı zor, dedim ve zor olan gitmeyi seçtim. Gittikten sonra yer konum fark etmiyor artık farklı bir yerdesiniz. Evinizde değil, ailenizle değil, farklı diller, farklı renklerin olduğu yerdesiniz.
 
Hareket ettiğinizde size yeni fırsatlar, yeni hayatlar doğuyor.
 
İlk olarak dil okulu ile başladığım serüvene orada tanıştığım ve genç yaşta onlarca ülke gezen arkadaşlarla tanışmam büyük etken oldu. Çok fazla aynı yerde durduğumu fark ettim.
 
Yaşadığımız bölgenin ekonomik ve kültür olarak da büyük etkisi var tabii ki ama parayı mobilyalara değil de gezilere harcamak her zaman mantıklı gelmiştir.
 
Ardından Erasmus Programı ile tanıştığım İspanya’da 1 sene yaşadım. Sadece “Hola” diyerek ve bir adres kağıdı ile gittiğim İspanya’dan onlarca anı, arkadaş ve en önemlilerinden bir dil sahibi daha olarak döndüm.  Türkiye’ye döndüğümde ise Erasmus Student Network içerisinde aktif görev aldım. Yurt dışından gelen öğrencilerle sürekli bağlantı ve yardımlaşma içerisindeydik.


Ardından da buradan arkadaşlarımın da aracılığı ile Atina’ya geldim.
 
 
Yunanistan doğası ve insanları ile yaşamak için harika bir yer burayı çok sevdim.
 
Buraya gelişimdeki en büyük etken İstanbul oldu diyebilirim. Çok sevdiğim ama yorulduğum bir şehir. Özellikle son yıllarda iş, okul, projeler derken beni biraz yordu ve kaçmak için sakin Yunanistan’ı seçtim diyelim.
 
Yurt dışında yaşamanın Türkiye’den bakanların her zaman bir avantaj olduğu düşünülebilir.
 
Özellikle gurbetçi hayatını biraz daha anlamış oldum.
 
Avantajları çok, fakat zorlukları, geride bırakılanlar ve her şeyin uzaktan bakıldığı kadar güzel olmadığını bilmeleri gerekir. Zorluklarla tek başınıza başa çıkacağınız, kimsesiz kalabileceğinizi önceden kabullenmeniz gerekli.
 
-Erasmus da dahil olmak üzere aslında gittiğin her yerden bir geri dönüş söz konusuydu. Ama şimdi durum farklı. 2 yıldır Atina’dasın ve uzun süreler boyunca da Türkiye’ye dönmeyeceksin gibi duruyor. Atina’ya yerleştikten sonra neler değişti hayatında?
 
‘Bu sefer kesin dönüyorum‘ diye ailemi kaç kere aradım aslında. Bu kadar uzun süre kalacağımı da tahmin etmezdim ama artık evim olarak görüyorum.

 
Farklı ülke, farklı kültür, farklı dil desek de Yunanlar bize benziyorlar. Yaşam biraz daha 90’lar Türkiye’si diyebilirim her ne kadar Avrupa desek de Balkanlar burası (Gülüyor)   
İnternet sistemi, sıra sistemi, banka sistemi, otomatik sistem falan çok yok. Başlarda çok zorlandım ama artık alıştık diyebilirim biraz daha eski düzen gidiyoruz. Vapur bileti mi gerekli, acentaya gidip alıyorsunuz, fatura mı ödemeniz gerekli, sıraya girip ödüyorsunuz. (internet sistemi var ama kullanan çok yok, çünkü pek sistem gibi değil yani)
Stresten uzaklaştım, her yere koşmayı bıraktım, tavernaları sever oldum, her gün kahve içmeyi ihmal etmiyorum, (Freddo espresso içmeden gitmeyin).
 
- Atina’ya yerleşmeden önce sürekli seyahat planları yapan Umut, Atina’dan sonra bir duruldu sanki ne dersin? Yunanistan içinde geziler yapıyorsun gerçi ama Avrupa’dasın, vize derdin yok, Euro kazanıyorsun, ulaşım imkanları daha fazla. Ne duruyorsun bilet alsana (gülüyor)
 
 Evet, gelelim acı gerçeklere.
 
Öğrenci olduğumuzdaki gibi iş hayatında çok zamanım olmayabiliyor peki bu bahane mi değil başka bahaneler var tabii
 
Mesela yurt dışında olmanın da getirdiği bir memleket hasreti var. İlk fırsatta Türkiye’ye ailemin ve arkadaşlarımın yanına geliyorum.
 
Son iki yılda Türkiye’yi saymazsak 2 kere çıkabildim Yunanistan dışına.
 
Bir diğer etken hem ilerisi için daha büyük planlarımın olması hem de Yunanistan’da görecek o kadar çok yer var ki.
Yunanistan içerisinde öncesinde tavsiyeler üzerine veya internetten beğendiğim yerleri (sosyal medyadan, özellikle hikaye gibi anlık fotoğraf, videolara bakmak sizin çevre hakkında bilgi sahibi olmanızda çok faydası var. Ayrıca senden öğrendiğim instagram hashtagleri de çok iş görüyor ) not alarak ve araştırarak gidiyorum ama genelde buralı arkadaşlarla ani karar alarak gittiğim yerleri çok daha seviyorum ve beğeniyorum. 
Paranın da büyük etkisi var tabii ama para kazanılır bu günler geri kazanılamaz mantığı ile bitiriyorum genelde gezimi.  Türkiye kadar çok çeşitli olmasa da dağları, ormanları, plajları, harika yerleri var. Turkuaz denizler, yemyeşil adalar, kışın kayak yazın tırmanış dağları. Yunanistanı gördüm demek için yıllarınız gerekli.
 
 -Şimdiye kadar hangi ülkelere gittin? Bize unutamadığın bir seyahat anını anlatsana
      

Amerika, Fas, Portekiz, İspanya, Fransa, Almanya, Hollanda, Belçika, Polonya, Çekya (şu isme de alışamadık tabii), Sırbistan, İtalya, Avusturya, Bulgaristan, Malta, Macaristan ve Yunanistan diyelim.
 
Amerika’ya 1 yıl ara ile, iki kere gitme şansım oldu ikisinde de döneceğim gün kasırga çıktı ve uçağım iptal oldu. Havaalanında uyumak zorunda kaldık. İşin ilginç yanı bu kasırga o bölgede senede sadece 1 kere oluyormuş. Çok şanslıyız sanırım (gülüyor)

-Seyahat etmek çok başka bi deneyim değil mi sence de? Ne kadar güzellesek az. Düşünüyorum da en güzel günlerim hep başka ülkelerde geçmiş.
 
Seyahat aslında çok güzel bir şekilde vizeydi, pasaporttu, dil bilmiyorduk, euro zaten kaç para oldu bahaneleriydi derken ertelediğimiz, arkamızda bıraktığımız, unuttuğumuz bir parçamız.
 
Sadece yurt dışı, şehir dışı algılanması kısıtlı olur. Mesela her gün işten gelirken farklı bir yoldan gitmek, hafta sonları bir alışveriş merkezine kapanmak değil de parka gitmek ve markete giderken uzun yolu seçmek de bir seyahattir.  Bu yolu ne kadar uzattığınıza bağlı, yol uzadıkça seyahatten alınan zevk de artacaktır. Sınırı geçmenin heyecanı, yeni insanlar, kültürler, diller gördükçe o kendi içinizdeki küçük dünyanızın daha da küçük olduğunu fark edeceksiniz. Belki bir aydınlanma, neden daha önceden yapmadığınız için pişmanlık ve mutluluk içerisinde kaybolabilirsiniz.
 
 
-Pekiii son olarak Atina’ya yerleşmek / gelmek isteyenlere var mı birkaç tavsiyen?
 
Atina harika bir şehir. Başkentte denize girebildiğiniz çok fazla ülke yok Avrupa’da.Bunu iyi düşünün.
 
Sakin, huzurlu, doğal bir şehir. Özellikle Türklere iyi bir bakış var.  Mutlaka gelsinler görsünler. Sonrasında ise Atina’dan limandan bir çok adaya şehire rahat bir şekilde ulaşabilirler.  Çok teşekkür ederim güzel sohbetin için.
 
Umarım yazımızı okuyan arkadaşlarımızdan bir kaç kişi bile olsa çantasını hazırlayacaktır yakın zamanda.  

07-08-2018