Üzülmek Üşümekten Beter

Üzülmek Üşümekten Beter

A+ A-

Üzülmek üşümek gibi. Ürperdiğin anda ‘’Hasta olmasam bari’’ hissi gibi. O ana kadar üşüdüğünü anlamamak, anlayınca elinden bir şey gelmemesi gibi. 

Eve giderken şaşkındım. Olanlara değil. Olacakları bu kadar net bilmeme şaşırdım. Olacaklardan habersiz olsaydım belki sinirlenir, öfkelenir, dağıtır, kızardım. Belki bağırır belki ağlardım. Ama ben ihtimal diye kafamda yarattığım sonun gerçek olacağına zaten çoktan inanmıştım. Hazır olmayışıma şaşırdım. 

Eve dönerken yoruldum. Adımlarım sıklaşsın, koşar adımlarla evime gideyim istedim ama yavaşladım. Her adımımı saydım, yerdeki her taşı ezberledim, yürüdüğüm her sokağın duvarına dayandım. Ne ileri gidebildim ne geri dönebildim. Kafamda ''Eve giden en kısa yol en uzun olandır'' sözü yankılanırken ben yürüdükçe azalmayan yola da şaşırdım. 

Eve döndüğümde sadece durmak istedim. Uzun uzun, bomboş duvara bakmak, hiçbir şey yapmadan durmak. Düşünmeden, anlamadan, nefret etmeden, hissetmeden, görmeden, duymadan durmak. Elimden ne kadar durmak geliyorsa o kadar durmak. Hissizleşene, kör olana ya da duymayana kadar durmak istedim. 

Durmaktan hissizleşmek istedim. Hiçbir şeye zorunlu olmamak. Anlatmaya çalışmamak, anlamak için uğraşmamak, hak vermemek, haklı çıkmamak. Hiçbirine ve hiçbir şeyle mücadele vermemek. 

Kendi sesinden korkacak kadar susmak, adımlarından kaçacak kadar koşmak, gölgeni unutacak kadar arkana bakmamak. İlham aldığın güneşin doğuşundan habersiz, batışına duyarsız kalmak. 

Trenin önüne atlayan bir kadından ilham almak, evini ateşe veren deliye hayran kalmak. Yazdıklarından çekinmek, çekindikçe yazmak, okudukça kırılmak. Bin misafir ağırlayıp çalacak kapı bulamamak. Derman aramak için yürürken mayına basmak. Bir mum sessizliğinde karanlık bir odada yanarken gelecek en ufak esintiden titremek, çığlık çığlığa bağırırken çıt sesiyle susmak. 

Kendime kızsam belki rahatlardım. Aynanın karşısında geçip ''Gittiğin her yeri ateşinle yakıyorsun, sen huzurun düşmanısın'' deseydim ya da birini suçlayıp ''Bana bunu nasıl yaparsın. Hiç mi anlamadın beni'' diye haykırsaydım belki dinerdim. Ben durmayı seçtim. 

Ortada aşmam gereken bir travma, iyileşmesi gereken bir yara, unutulması gereken bir acı, affedilmesi gereken bir kin yoktu. Ne öfke ne gözyaşı ne nefret yoktu. Üzülmek vardı. Can yakan bir 'üzülmek.' İçine oturmuşluk vardı. Kendini doğru ifade edememenin, seni suçlayanlara cevap vermemenin, çözüme ulaşamamanın verdiği imkansızlığın oturmuşluğu.

Üzülmek üşümek gibi. Farketmeden, uykunu getiren, acı veren ama göz açtırmayan üşümek gibi. Sonun geldiğini fark etmek ama kılını kıpırdatamamak gibi. Üzülmek, üşürken ''Hasta olursam kimse bakmaz'' demek gibi. Desteğini senden çeken, arkasına bile bakmayan dayanakların gibi. Üzülmek, üşümekten beter gibi. 


Kaynakça

Kullanılan görsel: https://unsplash.com/photos/jHOg6v6RIIs

07-07-2022