Türklerde Ağaç Sembolizmi

Türklerde Ağaç Sembolizmi

A+ A-

Ağaç, dünya kültürlerinin ortak unsuru olmasının yanında Türkler içinde önemli bir unsurdur. Hayatı, ölümsüzlüğü, bilgeliği gençliği ya da genç kalmayı, üç katmandan (yer altı, yer üstü ve gökyüzü) oluşan alemi birbirine bağlamayı ifade eden “kozmik” ağaç, bütün bu özellikleri ile Türk inanış ve düşünüş sisteminde olduğu kadar, en doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine dünyanın her yerinde hemen hemen aynı şeyleri ifade etmektedir (Ergun 2011: 26).

Türkler için ağaç “yaşamı” da ifade etmektedir. Oğuz Kağan av sırasında bir gölün ortasında ağaç ve ağacın kovuğunda bir kız görür ve onunla evlenerek 3 çocuk dünyaya getirir (Roux 2022: 26). Altay ve Dolgan Türklerinde doğum yapan kadın ağaca tutunarak doğum işlemini gerçekleştirmektedir (Davletov 2023: 117). Uygurlar, Tuğla ve Selenka ırmaklarının birleştiği yerde fıstık ağaçlarının arasında gökten inen ışıktan yani o ışığın ağaçları gebe bırakmasıyla türemiş olduklarına inanmaktadırlar ((Ocak 2020: 131).

Hakas Türklerinde kutsal sayılan ağaçlar, ölüm olayı yaşandığında öbür dünyaya yolculuğunda yanında olduğuna inanmaktadırlar (Butaneyev 1998:199). Yakut Türklerinde şaman adayı genç, bir ağaç diker, ağaç büyüdükçe kendisinin rütbesi de büyür ve öldüğünde ağaçta ortadan kaldırılmaktadır (Ögel 1971: 93).

Kafkasya Albanyası kökenli İsrail adlı bir piskopos Hunlarda, Tengri’yi temsil eden yüksek ağaçların kutsal sayıldığını söylemektedir (Davletov 2023: 118).

Bazı ağaçlara kutsiyet atfedilmiştir. Ağacın dallarına çaput (bez) bağlayarak Türkler dilekte bulunmuşlardır. Tatar Türklerinde kutsal görülen kayın ağaçlarına bez parçaları bağlanarak kuşlara da yiyecek alanı yapıldığı bilinmektedir (Zaripova 2007: 28).

İslam döneminde ve Türkistan’dan Anadolu’ya geçiş sahası olan İran’ın kuzeyinde de durum farksızdır.  Karakoyunlu kadınları kutsadıkları ağaçlara çiçekler asarak kurbanlar takdim etmektedirler (İnan 1972: 62-63). Anadolu’da Alevi-Bektaşi olan Tahtacılar geçimlerini ağaçlardan sağlamakla birlikte Muharrem ayında ve salı günleri ağaçlarını kesmezler işe başlayacakları sırada dualar okumaktadırlar. Bunların yanında sarı çam, ladin, Göknar ve ardıçı, Yörükler ise karadut, çınar ve katran ağacını kutsal saymışlardır (Roux 1970: 194-195).

Ağaçlara çaput bağlama ve kovuklarına mumlar yakılmış şekilde Adana, Ankara, Çorum, Merzifon ve Muğla gibi değişik bölgelerde karşımıza çıkmaktadır (Ocak 2020: 137).

İlk örneğimiz Altaylara ait bir Şaman davulu üzerinde, boydan boya işlenmiş bir ağaç motifi olarak karşımıza çıkmaktadır. Ağacın üst kısmı Gökyüzünü, gövde bölümü yeryüzünü kökleri ise yeraltını simgelemektedir. Gökyüzünde Güneş, Ay ve yıldızlar, yeryüzünde ise çeşitli hayvan figürleri ve bitkisel motifler yer almaktadır (Fotoğraf 1). 

çizim, taslak, çizgi sanatı, sanat içeren bir resimYapay zeka tarafından oluşturulan içerik yanlış olabilir.

                                                      Fotoğraf 1

Kam davuluyla ilgili ikinci örneğimiz 1972 yapımı “Gökçe Çiçek” adlı bir filmden. Burada kam davulu 34.01. dakikada karşımıza çıkmaktadır. Bu sahnede şaman, davulun üzerine üç alemi simgeleyen ağaç motifini çizmektedir. Ağaç motifinin üst bölgesinde yer alan gökyüzünde güneş ve yıldız motiflerini, yeryüzünde ise yine yıldıza benzer şekiller ve dairesel geometrik motifler görmekteyiz (Fotoğraf 2). Sahnenin devamında kam davulunu çalarak ayin yapmaktadır. Filmin 4.53. dakikasındaki sahnede ağacın dallarına bağlanmış çaputları görmekteyiz. 5.11. dakikada ise Hülya Koçyiğit’in dilek ağacına dilek dileyerek bez bağladığı sahne karşımıza çıkmaktadır (Fotoğraf 4).

                                          Fotoğraf 2        Fotoğraf 3          Fotoğraf 4

İran’da yaşamlarını konar-göçerlikle sürdüren Kaşkay Türkleri İran yapımı “Gabbeh” adlı bir filme konu olmuştur. Bu filmin 43.18. dakikasında bir kadın doğum yaparken ağaca tutunduğu bir sahne göze çarpmaktadır (Fotoğraf 5). 1982 yapımı olan “Leyla ile Mecnun” adlı filmde Leyla ile Mecnun’un çocukluğundan beri yaşadıkları aşk anlatılmaktadır. Filmin 18.25. dakikasında gökten gelen derviş vasıtasıyla çocukluklar bir hurma tohumu dikerler ve bu hurma ağacı var olduğu sürece aşkları gibi kendileri de yaşayacaktır (Fotoğraf 6). Filmin bir sahnesinde Mecnun tuzağa düşmektedir ve Leyla’ya ölüm haberi gelmiştir. Aldığı ölüm haberiyle ağaca koşan Leyla, ağacın dibinde kendini hançerle öldürecekken 36.46. dakikada derviş çıkagelir ve Mecnun’un yaşadığını, ölmüş olsaydı ağacın kurumuş olacağını söylemektedir (Fotoğraf 7).

                                  Fotoğraf 5        Fotoğraf 6        Fotoğraf 7

Örneklere mezar ve mimari yapı üzerine işlenmiş ağaç motifleriyle devam edebiliriz. Sivas’ın İmranlı ilçesine bağlı Borular köyünde yer alan sanduka biçimli bir Alevi mezarı üzerinde ağaç motifi yer almaktadır. Bu motif sanduka mezar taşının batı yüzüne boydan boya kabartma tekniği ile işlenmiştir (Fotoğraf 8). İshak Paşa sarayı türbesinin gövdesine ağaç motifi bir vazo içinde, kıvrım dallı ve dal uçlarında meyvesiyle birlikte kabartma tekniği ile yapılmıştır (Fotoğraf 9 – 10).

                                            Fotoğraf 8          Fotoğraf 9          Fotoğraf 10

Çalışmamızda son olarak kumaş üzerine dokunan ağaç motiflerine yer vereceğiz. İlk örneğimiz M.Ö. V. yy’a tarihlenen Pazırık 7 kurganındaki bir çocuk önlüğüne işlenen ağaç motifiyle karşımıza çıkmaktadır.  Buradaki kıvrım dallı ağaç motifi, bir keçe üzerine deri, altın kaplama aplike işleme ile yapılmıştır (Barışta 1999: 19) (Fotoğraf 11). Hazaralı bir kıza ait olan elbisenin arka yüzünde ağaç motifi (Hayat ağacı) ve çevresinde nazardan korunmak için ayna formları kullanılmıştır. Kırmızı renkte zincir dikiş işleme çalışması uygulanmıştır (Harvey 1997:28), (Fotoğraf 12). Bursa İnegöl yörüklerine ait uçkur örneğinde ağaç motifi 2 atlı süvari figürünün ortasına işlenmiştir (Fotoğraf 13). Buradaki ağaç motifi selvi ağacı motifine benzemektedir ve gök (mavi) renginde görülmektedir. Selvi ağacı yörüklerde uzun ömrü simgelemektedir (Sürür 1976: 8).

                     Fotoğraf 11 (Görgünay 2002)  Fotoğraf 12 (Harvey 1997)   Fotoğraf 13 (Durul 1980)

 

 

 

Değerlendirme ve Sonuç

Ağaç motifi, yalnızca estetik bir unsur olarak kullanılmamış aynı zamanda derin simgesel anlamlar içermektedir. Farklı dönemlerde ve farklı coğrafyalarda bulunan Türklerde ağaç koruyucu, yaşatıcı ve kimlik belirleyici bir rol benimsemiştir. Nazardan korunmak için koruma görevi görmesi ağacın çok yönlü olduğunu göstermektedir.

Ayrıca motifin kullanımında tercih edilen renkler ve işleme teknikleri, onu sadece görsel bir unsur olmaktan çıkarıp kültürel bir anlatım aracına dönüştürmektedir. Ağaç, burada yalnızca bir bitki değil, yaşamın devamlılığına, Türklerin doğayla kurduğu bağa ve Türklerin geleneksel hafızasına işaret etmektedir. Konar-göçer bir yaşam tarzı sürdüren Türklerde bile bu motifin yaşatılması, onun ne kadar derin ve sürekli bir kültürel miras olduğunu ortaya koymaktadır.

Türk mitolojilerine bakıldığında, ağacın yalnızca doğal bir unsur değil, aynı zamanda hava, su ve toprak kadar temel bir ihtiyaç alanı olarak görüldüğü; üreme, beslenme, dilek dileme ve Tanrı’ya ulaşma gibi işlevlerle de ilişkilendirildiği anlaşılmaktadır. Türkler ağaç kültünü Sibirya’dan Türkistan/Orta Asya’ya, Türkistan’dan Anadolu’ya ve daha gittikleri birçok bölgeye götürmüş olduğunu yukarıdaki örneklerden görüyoruz.

Ağaç simgesi, dijital dünyamızda dizi ve filmlerde ağaç kültüne göndermede bulunarak kendine yer edinmeye devam etmektedir.

 

 


Kaynakça

Barışta, Hatice Ö, Osmanlı İmparatorluğu Dönemi Türk İşlemeleri, Ankara: T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1999. Butaneyev, Viktor Ya, Etniçeskaya Kultura Hakasov (Hakasların Etnik Kültürü), N.F Katanov Hakas Devlet Üniversitesi Yayınevi, Abakan 1998. Davletov, Timur B, Sibirya’dan Anadolu’ya Türk Şamanizm’inin Sosyolojisi, Urzeni Yayınevi, İstanbul. Durul, Yusuf, İşleme Sanatında Uçkur ve Makramalar, Sanat Dünyamız Dergisi, 20, 1980, ss.13-16. Erzurumlu, Ümran, Borular Köyü Sanduka Mezar Taşları, 27. Orta Çağ ve Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Tarihi Araştırmaları Sempozyumu Bildirileri, Ondokuz Üniversitesi, 2023, ss. 202-203. Erzurumlu, Ümran, Sivas, “İmranlı’da Bulunan Cogi Baba, Doğançal ve Borular Köylerindeki Sandukalı Mezarlar”, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, Samsun 2024. Görgünay, Neriman, Oğuz Damgaları ve Göktürk Harflerinin El Sanatlarımızdaki İzleri, TTK Basımevi, Ankara 2002. İnan, Abdulkadir, Tarihte ve Bugün Şamanizm, Ankara 1972. Janet, Harvey, Tradational Tekstiles of Central Asia, Thames and Hodson, London 1997. Ocak, A. Yaşar, Alevi ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri, İletişim Yayınları, İstanbul 2020. Ögel, Bahaeddin, Türk Mitolojisi I, Ankara 1971. Pervin Ergun, Türk Kültüründe Ağaç Kültü, Ankara 2011, s.26. Roux, J, Paul, Les Tradtions des Nomedes de la Turquie Meridionale, Paris 1970. Roux, J, Paul, Eski Türk Mitolojisi, Bilge Su Yayınları, Ankara, 2022. Sürür, Ayten, Türk İşleme Sanatı, Türk İşleme sanatları Serisi, 4, Ak Yayınları, İstanbul 1976. Zaripova, Ç. Çulpan, Tatar Halk Destanı “İdegey’de Geçiş Dönemleri, Karadeniz Araştırmaları, Balkan, Kafkasya, Doğu Avrupa ve Anadolu İncelemeleri Dergisi, 15, 2007, ss. 149-169.

30-05-2025
Ümran Erzurumlu

Ümran Erzurumlu

Sanat Tarihi

Samsun’da yaşıyorum. Ondokuz Mayıs Üniversitesinde Sanat Tarihi bölümünden yüksek lisansımı 2024 yılında tamamladım.

2023 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesinde, 27. Orta Çağ ve Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Tarihi Araştırmaları Sempozyumu’nda ve 2024 yılında Hitit Üniversitesinde Uluslararası Hitit Üniversitesi Teknoloji ve Sanat Sempozyumu’nda bildiriler sundum.

Sanat Tarihi alanında uzmanlaşarak özellikle İslam öncesi Türk halı sanatını incelemek istiyorum. Bu dönemde halılar, yalnızca günlük yaşamı kolaylaştıran birer araç değil, aynı zamanda doğayı yansıtan motifleriyle kültürel kimliğimizin simgesi olmuştur. Sessiz ama güçlü bir anlatım dili olan bu tasvirler, halıların kendilerini ifade etme biçimidir ve geçmişle bağ kurmamıza olanak tanımaktadır.

umranerzurumlu@gmail.com