HUN KAZANLARI
Kazan, neredeyse bütün toplumların sözlü ve yazılı geleneklerinde kendine yer bulmuş önemli bir nesnedir (Yaman, 2025; 1290). Bu nesne, din, mitoloji, inanç, kültür ve toplum gibi kavramlar etrafında olumlu veya olumsuz yönlerle şekillenmiş ve zaman içinde evirilmiştir. Türk halk anlatılarında da kazanın farklı sembolik değerler kazandığı ve çeşitli işlevlerle kullanıldığı görülmektedir. “Kazan” adı, Tatar Türkçesi başta olmak üzere birçok Türk lehçesinde “büyük ve derin kap” ya da “geniş bakır kap” anlamlarında kullanılmaktadır. Bununla birlikte, söz konusu adın kökenine ilişkin araştırmacılar tarafından ileri sürülen birbirinden farklı görüş ve varsayımlar bulunmaktadır (Acar, 2010; 27).
Avrasya’nın farklı bölgelerinde bulunan kurganlarda gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda çok sayıda kazanın bulunması, bu nesnenin insanoğlu için önemini ve eskiliğini ortaya koyar. Kurganlarda elde edilen maddi buluntular arasında kazanlar, özellikle de kulplu ve bakır kazanlar oldukça dikkat çekicidir (Çalış, 2017; 56).
Hun kurganlarından ele geçirilen kazanlar, karakteristik kulp biçimleri ve ayak yapılarındaki özgün özellikleriyle diğer örneklerden ayrılmaktadır. Bu ayırt edici nitelikleri ve kendine özgü formları nedeniyle söz konusu kazanlar, literatürde “Hun Tipi” olarak adlandırılmaktadır (Erdy, 1995; 5-94). Bu kazanlar, Xiongnu ile Avrupa Hunları arasındaki kültürel bağlantıyı ortaya koyan önemli maddi kültür unsurları olarak değerlendirilebilir. Kurganlarda bronz, bakır ve seramik gibi farklı malzemelerden üretilmiş kazan örneklerine rastlanması da bu bakımdan dikkat çekicidir. Savaş aletleriyle birlikte ölü gömme ritüelleri kapsamında kurganlara bırakılan söz konusu kazanlar, yalnızca gündelik kullanım eşyası olarak değil, aynı zamanda ölüm sonrası inançlar çerçevesinde kutsal ve törensel bir işlev taşıyan nesneler olarak da değerlendirilmektedir (Yaman, 2025; 1290).
Hun kazanları denildiğinde öne çıkan karakteristik görünüm; çan biçimli gövde, çoğunlukla gövdenin alt bölümünde yer alan tek sıra hâlindeki yatay veya dikey dekoratif bantlar ve ağız kenarına dikey olarak yerleştirilen, mantar biçimli düğmelerle süslenmiş kare formlu kulplardır. Bu özellikler, Hun kazanlarına kendine özgü ve ayırt edici bir nitelik kazandırmaktadır. Bununla birlikte, Hun kazanlarının tümünün aynı biçimsel özellikleri taşımadığı; gövde formları ve ayak düzenlemeleri bakımından çeşitli farklılıklar gösterdiği ve bu doğrultuda farklı tiplere ayrıldığı görülmektedir. Hun kazanları; küresel, yarı küresel, yarı çan biçimli ve genellikle dışa doğru çıkıntı yapan, belirgin ağız kenarına sahip çan biçimli olmak üzere dört farklı gövde tipinde karşımıza çıkmaktadır. Bu kazanlar ayaksız olabildiği gibi tek, çift veya üç ayaklı olarak da üretilmiştir (Janik, 2015; 45).
Geniş bir coğrafi alana yayılan Hun kazanlarında doğudan batıya doğru gerçekleşen gelişimi ortaya koyan temel unsurlardan biri, gövde biçimlerindeki değişimdir. Erken dönemlere ait yuvarlak formlardan daha uzun ve silindirik biçimlere doğru bir geçişin söz konusu olduğu görülmektedir. Özellikle Tuna bölgesindeki Hun kazanlarında silindirik formların belirgin biçimde öne çıktığı bilinmektedir (Masek, 2017; 92). Bu durum, kazan formlarının yalnızca tarihsel süreçten değil, aynı zamanda coğrafi koşullardan ve bölgesel geleneklerden de etkilendiğini göstermektedir.
Hun kazanlarının kulp biçimleri açısından ise temelde iki ana gruba ayrıldığı görülmektedir. Bunlardan ilkini dikdörtgen biçimli kulplara sahip kazanlar, ikincisini ise mantar biçimli çıkıntılarla bezeli kulplara sahip örnekler oluşturmaktadır. Dikey olarak yerleştirilen kulpların yanı sıra, bazı örneklerde gövdenin yan taraflarına sabitlenmiş kulplara da rastlanmaktadır (Fotoğraf 1). Dikdörtgen kulplu kazanlar genel olarak daha erken tarihli kabul edilmekle birlikte, belirli bir dönemden sonra her iki kulp tipinin eş zamanlı olarak kullanılmış olması muhtemeldir (Bokovenko ve Zasetskaya, 1993; 75; Masek, 2017; 90). Mantar biçimli kulpların ise büyük olasılıkla IV. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıktığı düşünülmektedir (Janik, 2015; 45; Masek, 2017; 92).
Kulp biçimlerindeki bu çeşitlilik, geleneksel üretim tekniklerinin zaman içerisinde değişerek yeni biçimlere uyarlanmış olduğuna işaret etmektedir. Her iki kulp tipinin aynı dönem içerisinde kullanılmış olması ise kazanların farklı işlevsel ihtiyaçlara cevap verdiğini düşündürmektedir.
Hun kazanlarının gövde, ayak ve kulp türleri (Fotoğraf 1)
Kapos Vadisi (Hőgyész–Regöly) Hun Kazanı (Fotoğraf 2)
Macaristan Kapos ırmağı kenarında Högesz kasabasında bir çiftçi tarafından bulunmuş Hun kazanıdır (Nemeth, 1982; 211). Kazanın süslemesinde ağırlıklı olarak geometrik bezeme unsurları kullanılmıştır. Gövdenin ağız kısmının hemen altında, yatay doğrultuda uzanan ve dikey çizgilerle bölümlendirilmiş bir süsleme kuşağı bulunmaktadır. Bu kuşağın altında, gövde yüzeyine küçük, damla veya sarkıt biçimli motiflerin ritmik bir düzen içerisinde yerleştirildiği görülmektedir. Gövdeyi çevreleyen dikey şeritler ise kazan yüzeyini bölümlere ayırarak bezemenin kompozisyonunu belirginleştirmektedir. Özellikle kulplarda, yatay ve dikey elemanların yanı sıra yuvarlak ya da düğme biçimli çıkıntılar kullanılmış; bu unsurlar kazanların karakteristik görünümünü tamamlamıştır. Böylece süsleme, gövdenin yalın yüzeyi ile üst bölümde yoğunlaşan geometrik bezeme arasında belirgin bir karşıtlık oluşturmaktadır (Fotoğraf 2).
Törtel kazanı (Fotoğraf 3)
Törtel kazanının süslemesi özellikle ağız ve üst gövde bölümünde yoğunlaşmaktadır. Ağız kenarının altında yatay kabartma kuşakları, bunların altında ise düzenli aralıklarla yerleştirilmiş halka/düğme biçimli sarkıt motifler görülür. Gövde, dikey kabartma şeritlerle bölümlendirilmiş; büyük kulplar ise mantar biçimli çıkıntılarla süslenmiştir. Böylece sade gövde ile yoğun bezemeli üst bölüm arasında belirgin bir görsel karşıtlık oluşturulmuştur. 89 cm yüksekliğinde, 50 cm çapında 3mm kalınlığında ve 35 kg ağırlığındadır (Fotoğraf 3).
DEĞERLENDİRME ve SONUÇ
Kapos Vadisi (Hőgyész–Regöly) Hun Kazanı ile Törtel Hun Kazanı biçim ve süsleme bakımından benzer özellikler taşımakla birlikte boyut ve gövde formu açısından ayrılır. Kapos Vadisi kazanı daha kısa ve geniş, Törtel kazanı ise daha uzun ve dikey bir gövdeye sahiptir. Her iki örnekte de dikdörtgen kulplar, yatay süsleme kuşakları ve sarkıt/düğme biçimli bezemeler görülür. Törtel kazanı ise yaklaşık 89 cm yüksekliği ve 50 cm çapıyla Kapos Vadisi örneğinden daha büyük ve anıtsal niteliktedir. Bu özellikleriyle Törtel kazanı, Hun kazanlarının gelişmiş ve gösterişli örneklerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Kapos Vadisi (Hőgyész–Regöly) ve Törtel kazanları, Hun kazanlarının biçim, kulp ve süsleme özelliklerini yansıtan önemli örneklerdir. Her iki kazanda da dikdörtgen kulplar, yatay bezeme kuşakları ve sarkıt biçimli süslemeler görülmektedir. Bununla birlikte Kapos Vadisi kazanı daha kısa ve geniş, Törtel kazanı ise daha uzun, dar ve büyük bir gövdeye sahiptir. Bu farklılıklar, Hun kazanlarının ortak bir tipolojik karaktere sahip olmakla birlikte farklı biçimsel ve bölgesel özellikler geliştirdiğini göstermektedir.
Kaynakça
Serkan Acar, Kazan Adının Kökeni, Karadeniz Araştırmaları, 2010, 26, ss. 27-33. Sir Gerard Clauson, An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish, Oxford, 1972, s. 682. Sinan Yaman, Türk Kültüründe İnsan-Nesne İlişkisi Bağlamında Kazan-I, Motif Vakfı Halk Bilim Dergisi, 18/51, 2025, ss. 1288-1311. Çalış, S. M. (2017). Karadeniz’in kuzeyinde yer alan I skit kurgan buluntularındaki savaş betimlemeleri. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 14(1), 42-60. Nemeth, G., (1986). Attila es Hunjai, Budapest (II. baskı) Türkçesi: Şerif Baştav, Attila ve Hunları, Ankara 1982. (I. Baskısından). Bokovenko, N. A., & Zasetskaya, İ. P. (1993). Proishojdenie Kotlov “Gunskogo Tipo” Vostoçnoy Evropı v Svete Prblemı Hunno-Gunnskih Svyazey. Peterburgskiy Arheologiçeskiy Vestnik, (3), 73-93. 79. Masek, Z. (2017). A Fresh Look at Hunnie Cauldrons İn The Light of a New Find From Hungary. Acta Archaelogica Academiae Scientiarum Hungaricae, (68), 75-135. Janik, P. (2015). Origins Of ‘Hunnic’ Cauldrons In Context of Metal Vessel Development Among Great Steppe Nomads. Novensia Journal, (26), 43-59.