Köklerinden Yeşermek

Köklerinden Yeşermek

A+ A-

 Birkaç bilgenin hikmetli sözleri ruhumuzu doyurabiliyorken birkaç milyonerin sermaye hırsı bizi aç bırakmaya yetebiliyor. Ayrı kaynaklardan beslenen bu iki ucun arasında sağa sola yalpalanarak günlerimizi geçirmekteyiz. Bu dengede kalma mücadelesi bizi hem yoruyor hem de motive ediyor. Karın doyurmayan hisler ve gönül doyurmayan hırslar arasında bir yerlerdeyiz.

 “İnsan insanın kurdudur.” diyor Hobbes, böylesi bir dünya çok acımasız değil mi? İnsan ilişkilerimizi doğrudan etkileyen rekabet ve tehditkâr bir çevrede psikolojimiz ne kadar sağlıklı kalabilir? Yarışmaktan yaşayamadığımız bir düzenin göbeğindeyiz zaten. Yetmez mi? Biraz resmin dışına çıkıp bütüne bakmaya niyetlendiğinizde hemen hemen her şey için yarıştığımızı göreceksiniz. Kreşte arkadaşlarımızı geçmekten iş yerindeki terfiye kadar hep birilerinden daha iyi olmak durumundayız. Günümüzde ruhumuza çokça ‘bireycilik’ bilinci aşılanmakta ve bu bilinç çevremizdeki herkesi bir tehdit olarak görmemize sebep olabiliyor. Bireycilik ve rekabet dünya ekonomisine çok şey katabilir ama bize apaçık kaybettiriyor. “Cehennem, acı çektiğimiz yer değildir; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir” diyor Hallacı Mansur. İnsan başkalarının varlığıyla kendi varlığını daha çok hissediyor ve kendini ifade ederek sosyal ortamda kendine bir yer ediniyor. Duygularımız ve düşüncelerimiz paylaştıkça değer kazanıyor ve bu değer kişiliğimize de yansıyor. “Erdemli bir şehrin en önemli özelliği toplumsal yardımlaşmadır.” Farabi’nin bu tespiti de birliğin kıymetini tekrar bize gösteriyor.

 Çıkar ilişkileri -maddi, manevi- dışında birine muhabbet besleyebilmek gerçekten çok kıymetli bir yeti oldu artık. Bazen bu yetiye sahip olan insanların bu çağa ait olmadıklarını bile düşünebiliyorum. Onları arttırmalıyız! Kadim geleneğimizde bu yaraya merhem olabilecek harikulade bilgeler ve onların hikmetli sözleri mevcut. Atalarımız bize bu mirası o kadar gönülden, muhabbet ve şevkle bırakmışlar ki o hikmetli sözler, üzerlerinden yüzyıllar geçmesine rağmen hâlâ derde deva olup; söyleyenin dilini, dinleyenin gönlünü şenlendirebiliyor. “Dünyaya gelen geçer, bir bir şerbetin içer / Bu bir köprüdür geçer, cahiller onu bilmez / Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım / Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz” diyen Yunus Emre, sanki tüm olup bitenleri özetlemiş gibi. Bize, bizi, bizim dilimizle anlatan bu cömert insanların kıymetini bilmeli ve öğütlerine gönülden kulak vermeliyiz.

 Bu dünyayı menfaat dünyasına çeviren biziz, pek âlâ onu muhabbet dünyasına da çevirebiliriz. Muhabbetle atılan taş bile güzel yere isabet eder. Örneğin; taşa nakşeden Sinan. Mimar Sinan’ın eserlerinin içinde dolaştığınızda ya da dışarıdan eseri seyrettiğinizde ruhunuza dokunan bir şeyler oluyor. Mükemmel teknik detayların ve ustalıkların dışında sadece ruhsal bir doyumdan bahsediyorum. Bana bu doyumu yaşatan Sinan’ın ruhundan kopan bir muhabbet. O ahenk, renk, letafet, nakış ve muhafaza; nesle muhabbetle yaklaşmaktandır. Sinan’ı “Mimar Sinan” yapan ruhundaki derinlikler ve aklındaki kuvveti sentezleyebilme becerisidir. Bu kalıcı eserlerin arkasında teknikten çok daha fazlası mevcut. Fark edip imrenmemiz ve anlamaya çalışıp istifade etmemiz gerek, acilen. Yoksa gri dünyanın doyumsuz ruhları olmaktan öteye geçemeyeceğiz.

 İnsan estetik algıları olan ve bunlardan beslenen bir varlık. Gökyüzü, çiçekler, renkler, taşlar ve dahası; içimize açılan pencereler. Bu çağda, bu menfaat hırsıyla dolu çağda; pencereler bir bir kapanıyor, nefes almak zorlaşıyor. Bazen bir beyit, bazen bir yapı, bazen bir melodi, bazen bir kuş, bazen bir çiçek yetiyor, yaşadığımızı hatırlamaya. Yeter ki pencereleri kapatmayın, onlar içeri girmenin yolunu mutlaka bulur.


Kaynakça

https://unsplash.com/photos/Pv5WeEyxMWU

https://unsplash.com/photos/nS3kAU7cs20

https://unsplash.com/photos/JJRAbv7ex3w

 

30-06-2021
Şeyma Kılıç

Şeyma Kılıç

Halkla İlişkiler ve Tanıtım

Bir Sonbahar sabahı İstanbul’da doğdum. Kalabalık bir ailede Karadeniz ve İstanbul kültürü harmanının içinde büyüdüm. 2017’de lisansımı tamamladım.

Tüm yeryüzü ve gökyüzü arasında olup bitenlere, fotoğraflara, sosyolojiye, psikolojiye, felsefeye, sanata, insana, insanı insan yapan gayrete ve hayrete meraklıyım.

Hayat bir keşif, bense düşünceler, kavramlar ve anlamlar yüklü bu dünyayı keşfederken kendimi burada buldum..

symakilic@outlook.com