Sonbahar

Sonbahar

A+ A-

Sonbaharı sevmeyen birçok kişi vardır, bende onlardan biriydim. Yalnızlık, karamsarlık çağrıştırırdı bana sonbahar. Yazın getirdiği enerji ve neşenin yerini hüzün aldığını düşünürdüm ve soğuk karamsar günlerin geldiğini… Ama bir gün sonbaharı sevmek istedim. Mevsimlerin bir suçu yoktu çünkü. Neden sevilmesin ki son bahar. Yazın sıcak güneş ışınları ile kışın habercisi soğuk rüzgârın birleşmesiydi sonbahar. Yaprakların ağaçlardan ayrılması ve artık tekrar geri gelmemesi tıpkı bir insan hayatı gibi…  Ayrılık olduğu için sevmezdim sonbaharı. Oysaki hayatın devam etmesi için son bahar şarttı. O yaprakların dökülmesi, çiçeklerin solması, beyaz örtünün inmesi şarttı. Yoksa nasıl açardı yeniden çiçekler, nasıl yeşerirdi yapraklar? Gidenlerin yerine yenileri nasıl gelirdi?

Bir ahenk, sanat barındırıyordu içinde sonbahar. Sonra sonbaharı sevmeye başladım sevdikçe renkler çoğaldı. Aslında gördüğüm hüznün de içinde bir neşe vardı bir renk cümbüşü vardı. Sarı, turuncu, kızıl yapraklar kaldırımları, sokakları süslüyordu. Üstüne yağan yağmur damlaları daha da güzelleştiriyordu renklerini. Sanki son gösterisine çıkacak bir sanatçı gibi en güzel yanlarını gösteriyordu izleyenlere.  Belki de sevilmeliydi sonbahar bir kahve kokusunu, bir sıcak ekmeği sever gibi ya da kavuşacağını bildiğin ayrılıkları sever gibi, ümit etmek gibi…

 


Kaynakça

görseller yazara aittir.

17-11-2021
Şeyda Akgül

Şeyda Akgül

Sosyolog

1996 yılında küçük ve samimi bir yer olan Amasya’da doğdum. Böyle güzel bir yerde doğduğum için şanslıyım. 2019 yıllında Sosyoloji bölümünden mezun oldum. Yöresel dokuma ve halk oyunları gibi farklı aktiviteler yapıyorum. Gezmeyi, keşfetmeyi, araştırmayı ve gözlem yapmayı seviyorum. Bu doğrultuda sosyolojinin de katkılarıyla toplumda gözlemlediklerimi, farklılıkları, birliktelikleri ve birçok konuyu kendi çerçevemden size sunmaya çalışacağım. Birde bu pencereden bakın.

seydaakgul05@gmail.com