Nelere Alıştık?

Nelere Alıştık?

A+ A-

Bir yılı geçkin süredir pandemi ve korona virüs ile mücadele vermekteyiz ve bu zor süreç hala devam etmekte. 2020 yılı zor bir yıl olsa da bize birçok şey öğretti. 31 Aralık 2019’da ilk korona vakası ortaya çıktığında bizim ülkemize gelmez diye düşündük ama 11 Mart 2020’de ilk vaka ülkemizde görüldü. Bunun üzerinde ülkede bir panik havası vardı. En kötü senaryoları yazdık, komplo teorileri oluşturduk. O günden bu güne hala dalgalanmalarla devam eden pandemi bize neler kazandırdı, neler kaybettirdi biraz bunlardan bahsetmek isterim.

İçimizdeki biriktirme isteği olağanüstü durumlarda daha fazla arttığını gördük. İlk vaka görüldüğünde insanını en temel ihtiyaçlarından biri olan açlık nüksetmişti. Bütün marketler, bakkallar yağmalanmış, ATM’lerde kuyruklar oluşmuştu. Ama günümüzde vaka sayıları ilk zamankinden daha fazla olmasına rağmen böyle bir durum yaşamıyoruz. En büyük alışmışlığımız bu olsa gerek. Bunun dışında virüs ile yaşamaya fazlası ile alıştık o kadar çok alıştık ki artık yokmuş gibi davranıyoruz ama unutmayalım ki hala insanlar bu virüs yüzünden canlarını kaybediyor. Evde vakit geçirmeye alıştık. Kendimize ve sevdiklerimizi daha çok arıyor ve onlarla daha çok zaman geçiriyoruz. Vaka sayılarının artışına alıştık. Her gün komplo teoriler dinlemeye alıştık. Uzaktan eğitime alıştık. Yeni hobiler edindik. Benliğimizin farkına vardık. Belki de çoğu zaman sınırlarımızı zorladık. Ama bir şekilde bu duruma alıştık.

Alıştıklarımızın yanında hala alışamadıklarımız daha fazla. Hala maske takmaya alışamadık. Mesafeyi korumada kuralları unutuyoruz. Akraba ziyaretleri, düğün eğlenceleri hala devam etmekte. Bende virüs yok diye düşünenlerin yanında virüsün hiç olmadığını düşünenlerin sayısı hiç az değil. Bir de bu virüsü herkes atlatacak düşüncesinde olanlar var. Ev ziyaretleri hala devam etmekte. Hasta ziyaretleri, taziye ziyaretleri devam etmekte. Bir yıldan fazla zaman geçse de hala dikkat etmiyoruz ve gün geçtikçe vaka sayıları artıyor. Vaka sayıları arttıkça insanların umursamazlıkları da artıyor. Önce kendimizi sonra da çevremizdeki insanları uyarmaktan vazgeçmeyelim.


Kaynakça

https://www.pexels.com/tr-tr/

12-04-2021
Şeyda Akgül

Şeyda Akgül

Sosyolog

1996 yılında küçük ve samimi bir yer olan Amasya’da doğdum. Böyle güzel bir yerde doğduğum için şanslıyım. 2019 yıllında Sosyoloji bölümünden mezun oldum. Yöresel dokuma ve halk oyunları gibi farklı aktiviteler yapıyorum. Gezmeyi, keşfetmeyi, araştırmayı ve gözlem yapmayı seviyorum. Bu doğrultuda sosyolojinin de katkılarıyla toplumda gözlemlediklerimi, farklılıkları, birliktelikleri ve birçok konuyu kendi çerçevemden size sunmaya çalışacağım. Birde bu pencereden bakın.

seydaakgul05@gmail.com