Monday Mornings - Yabancı Medikal Drama İncelemesi
Cerrahların hastalarını öldürdükleri, zarar verdikleri durumları anlatan bir televizyon dizisi düşünün. Bu izleyiciler için biraz tatsız olabilir, değil mi? Genel izleyici güvenilir, kendinden emin, ‘tanrısal’ bir doktor imajı görmek ister, gerek ekranda olsun gerek de hastaneye giderken. Monday Mornings ise cerrahların vicdanlarıyla cebelleşmelerini ağır çekimde izleyiciye sunuyor.
2013 yapımı, Dr. Sanjay Gupta’nın aynı isimli kitabına dayanarak çekilmiş bu dizi; doktorların yaptıkları hataları Pazartesi sabahları yapılan ve pek de sevilmeyen "morbidity ve mortality" toplantılarında Cerrahi Ekip Şefi Dr. Hooten yönetiminde tartışmalarını konu alıyor. Tıp fakültesindeki etik dersimizde dizinin ilk iki bölümünü izlemiş olsak da, bu yazıyı diziyi genel olarak değerlendirmek için ayırdım; bölümleri tek tek daha sonra inceleyebilirim. Ancak hiçbir bölüm paragraflara sığacak gibi değil; çünkü yalnızca bu iki bölümde işlenen etik konuları saymakla bitiremem: Yarar sağlama, sempati, aydınlatılmış onam, karar verme yeterliliği, paternalizm, zarar vermeme, özerkliğe saygı, adalet, hekimin özen yükümlülüğü, tedaviyi reddetme hakkı, empati ve dahası...
Dizinin kaynak materyali, CNN’in baş tıbbi muhabiri ve beyin cerrahı Dr. Sanjay Gupta tarafından kaleme alınan, New York Times Best Seller listesine girmiş aynı isimli romandır. Gupta, kendi mesleki deneyimlerinden yola çıkarak kurguladığı bu eserde, tıp dünyasının en şeffaf anları olan M&M toplantılarını anlatır. Kitap, yayımlandığı dönemde hem okuyuculardan hem de tıp camiasından onay almıştır. Bugün hala birçok tıp fakültesinde etik tartışmalar için temel bir referans kaynağı olarak görülmesi, kitabın başarısının somut kanıtıdır.
Ancak dizinin sadece hatalara odaklanan bu yapısı, ilk 10 bölümün ardından yayından kaldırılmasında rol oynamış olabilir. Kendi fikrimi paylaşırsam; çok fazla medikal drama izlemeyi tercih etmesem de, Grey’s Anatomy veya House gibi popüler yapımlar benim izleme alışkanlıklarıma pek hitap etmezken, bu dizi onlara kıyasla çok daha nitelikli bir yerde durdu. Renk düzeltme gibi teknik konulardan sinemacı arkadaşlarım kadar anlamasam da, bir fotoğrafçı gözüyle baktığımda dizinin soğuk mavi ve monokromatik renk seçimlerini de oldukça beğendim. Dizi bana o eski, klasik televizyon yapımlarını hatırlattı. Hikayedeki cerrahlık mesleğiyle özdeşleşen o büyük sorumluluklar ve hayati riskler, benim cerrah olmama yönündeki düşüncemi daha da pekiştirdi.
Sonuç olarak Monday Mornings senaryosu, dikkat çekmek istediği etik noktalar ve görsel estetiği ile beni oldukça etkileyen bir yapım oldu. Tıbbi terimler, bir tıp öğrencisi olarak benim için ne çok basit ne de kafa karıştıracak kadar karmaşıktı; tam kararındaydı. Dizideki terimlerin anlayacağım seviyede olmasının diziyi beğenmemde etkisi olduğunu düşünüyorum. Eğer siz de Dr. Sanjay Gupta'nın anlatımının ve saygın tıp fakültelerinde etik derslerine konu olan bu yapımın ilgi çekici olduğunu düşünüyorsanız, izlemenizi öneririm.