Yokuş Yukarı

Yokuş Yukarı

A+ A-

Günümüz insanının hayatı her köşesi ölçülmüş, her anı planlanmış bir labirente benzer. Elinde tuttuğu dijital pusula bir yandan en doğru yolu gösterirken diğer yandan onu nereye götürdüğünü sorgulamasına engel olur. Bir yerden bir yere koşar. Sürekli meşguldür. Ama varış noktasına ulaştığında ne hissedeceğini bilmez. Kendini keşfetmek yerine etrafındaki milyonlarca kişiyi taklit ederek var olmaya çalışır. Başkasının hayatını yaşamak onu kendi hayatından daha çok ilgilendirir. Bu koşuşturma içinde bir an durduğunda hissettiği tek bir şey vardır: Boşluk. Bir şeylerin eksik olduğunu, bir yerlerde bir anlam yitirdiğini fark eder. Günümüz dünyasının sunduğu tüm konfor ve hız, ruhunu doyurmaya yetmez. İşte o anda varoluşçuğun farkına varır. Bu bir ses değil bir düşüncedir. Bir başkasının öğretisi değil, kendi içinde yükselen bir sorgulamadır. Hayatın doğuştan bir anlamı olmadığı gerçeği bir kabus gibi gelmez ona. Aksine bir rahatlama sağlar. Kendisinin bir ürün, bir algoritmanın parçası olmadığını anlar. Kendi yaşamının rotasını başkalarının beğenileriyle değil, kendi tercihleriyle çizebileceğinin görür. O andan itibaren adımlarını kendisi için atmaya başlar. Kalabalığın gittiği yöne değil, iç sesinin onu yönelttiği yere gider. Yalnızlığın bir ceza değil, kendi benliğiyle baş başa kalma fırsatı olduğunu anlar. O, artık mükemmel haritaların peşinde değildir. Kendi içindeki pusulasını dinlemeyi öğrenir. Bu, onu nereye götüreceğini bilmediği bir yolculuktur. Ama artık bilir ki asıl anlam, varış noktasında değil yolculuğun kendisindedir.

 

 


Kaynakça

Görsel: pexels.com

12-09-2025