Yeni Ekonominin Güvencesiz İşçileri: Prekarya
Bize hep iyi bir eğitim alıp kendimizi geliştirdiğimizde hayalimizdeki hayata kavuşacağımız söylendi. İyi bir üniversite diploması, sayısız kurs ve sertifika, geleceğin mesleklerinden biri… Başarının formülü buydu. Ancak gerçeklik bu parlak vaatlerden çok farklı bir yöne savruldu. Çünkü bu yükseliş vaadi modern çalışma hayatının yeni ve acımasız bir gerçeğiyle karşı karşıya geldi. Ortaya eğitimli, nitelikli ve donanımlı ama bir o kadar da güvencesiz ve belirsiz bir yaşam süren yeni bir sosyal sınıf çıktı: Prekarya.
Kelime Latince’de güvenilmez, istikrarsız anlamına gelen precarious ve işçi sınıfını tanımlayan proleterya kelimelerinin birleşiminden oluşur. Prekarya; güvencesiz, geçici ve istikrarsız çalışma koşullarında yaşayan toplumsal bir sınıfı tanımlayan sosyolojik ve ekonomik bir terimdir. Kalıcı bir işi olmayan veya işsiz kalma riskini taşıyan insanları ifade eder. Bu kişiler ya güvencesiz ve geçici işlerde çalışır ya da iş bulma umuduyla işsiz kalma korkusu arasında bocalarlar.
Prekarya sınıfı sürekli bir iş güvencesine sahip değildir. Yarı zamanlı, kısa süreli, proje bazlı veya mevsimlik işlerde çalışırlar. Sağlık sigortası, emeklilik gibi sosyal haklardan büyük ölçüde yoksundurlar veya bu haklara sınırlı erişimleri vardır. Genellikle düşük ücretler karşılığında çalışırlar ve bu da onları sürekli bir finansal belirsizlik içinde bırakır. İşlerinin geçici doğası ve sürekli iş değiştirmeleri nedeniyle sendikalara veya meslek odalarına üye olamazlar. Bu durum haklarını arama konusunda onları daha güçsüz kılar. Prekaryanın önemli bir bölümü bulabildikleri işlerin niteliğinden daha yüksek bir eğitim seviyesine sahip, iyi bir eğitim almış, üniversite mezunu kişilerdir. Ancak piyasadaki değişen koşullar nedeniyle meslekleriyle ilgili kalıcı ve güvenceli işler bulamazlar. İşte tam da bu yüzden, prekaryanın amansız genişlemesinin en hızlı gerçekleştiği dönemde olduğumuzu söylemek mümkün. Günümüzde özellikle dijitalleşme ve küreselleşmenin getirdiği esnek çalışma modelleri prekaryanın büyümesine zemin hazırlamıştır.
Bugün yarından emin olamayan, hayallerini sürekli ertelemek zorunda kalan milyonlarca insan var. Bu durum sadece ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda bireyin onur, saygınlık ve varoluş mücadelesiyle de ilgilidir. Prekaryanın yaşadığı bu belirsizlik, aslında hepimizin ortak kaygısıdır. Çünkü istikrarlı bir toplum, her bireyin geleceğini inşa etme hakkına sahip olmasıyla mümkün olur. Kısacası ya bu ortak mücadele ruhu prekarya içinde filizlenip kolektif bir dayanışmaya dönüşecek ya da bu belirsizlik bataklığında zaman kaybetmeye devam edeceğiz.
Kaynakça
Görsel: pexels.com