Onay Arayışı Ve Yitik Benlik

Onay Arayışı Ve Yitik Benlik

A+ A-

Kendi sesimizin yankılandığı boş bir alanda değil, sürekli başkalarının fısıltılarıyla dolu bir yerde yaşıyoruz. Kendi varlığımızı başkalarının gözündeki yansıma üzerinden ölçüyoruz. Her hareket, her başarı, her satın alınan eşya bir beğenilme arzusuyla damgalı.

Bu sürekli onay arayışı bizi kendi merkezimizden uzaklaştırır. Başkasının alkışını kazanma telaşıyla kendi içimizdeki sessiz gerçeği sustururuz. Kendi arzularımızı, kendi değerlerimizi başkalarının beklentilerinin süzgecinden geçirmeden tanımlayamaz hale geliriz. Yaşadığımız hayat bize ait bir hikaye değil, başkalarının bize layık gördüğü bir senaryodur. Ve bu yabancılaşma, görünmez bir kafes örer. Bu kafesin parmaklıkları ‘olmamız gereken kişi’ imgelerinden oluşur. Toplumsal normların ve sanal vitrinlerin dayattığı başarı, mutluluk ve güzellik idealleri, içimizdeki sesi boğar. Oysa potansiyel; bir başkasına benzemeye çalışmakla değil, bize özgü olanı ortaya koymakla gerçekleşir.

Kullanılmayan potansiyel, kendi irademizden vazgeçmenin acısıdır. Bu acıyı dindirmek için daha parlak vitrinlere, daha sahte dostluklara ve zoraki gülümsemelere sığınırız ve tüm bunların, ruhumuzdaki açlığı dindirmediğini fark ederiz. Tam bu noktada sormamız gereken soru şudur: ‘Ben başkalarının benden görmesini istediği kişi miyim, gerçekte kimim?’

Özgürleşme, dış dünyaya sırt çevirmekle başlar. Varoluşun en temel eylemi, başkalarının alkışına ihtiyaç duymadan kendi değerimizi kendi içimizde bulmaktır. Ve gerçek yaşam, o yabancılaşma perdesinin arkasında olduğu gibi durmaktadır.


Kaynakça

Görsel: pexels.com

22-10-2025