İnsan, İnsana Duvardır
Modern dünya; bizi sürekli kendimiz olmaya, kendi başarılarımıza ve kendi ihtiyaçlarımıza odaklanmaya itiyor. Bu gürültü içinde yanımızdakinin sessiz çığlığını duymak gittikçe zorlaşıyor. Bir insanın acısına bakıp sadece mantık aradığımızda, aslında o insanın varlığını reddediyoruz. Birine “Seni anlıyorum” dediğinizde gerçekten onun hissettiği o soğukluğu hissediyor musunuz yoksa sadece sıradaki cümleye geçmek için bir köprü mü kuruyorsunuz?
Empati kurmamak bazen bir savunma mekanizmasıdır. Çünkü başkasının acısını hissetmek, o acıya ortak olma sorumluluğunu getirir. Bu sorumluluktan kaçmak için ördüğümüz duvarlar, bizi zamanla duygusal bir ıssızlığa mahkum eder.
Başkasına sağırlaştıkça aslında kendi insanlığımıza da yabancılaşıyoruz. Birinin kırgınlığını “gereksiz duyarlılık” olarak etiketlediğimizde kendi içimizdeki şefkati de bir rafa kaldırıp kilitliyoruz. “İnsan insanın kurdudur” derler ama belki de asıl mesele insanın insana duvar olmasıdır.
Bugün çevrenize bir bakın; sadece yüzleri değil, o yüzlerin arkasındaki hikayeleri görmeye ne kadar yakınsınız? Birinin kalbine dokunmak için o kalbin sizinle aynı tempoda atmasına ihtiyacımız yok, sadece o ritmin varlığını kabul etmeye ihtiyacınız var.
Kaynakça
Görsel : pexels.com