16 Ton: İnsanlığın Belgeseli

16 Ton: İnsanlığın Belgeseli

A+ A-

16 Ton’un yönetmen koltuğunda Ümit Kıvanç oturuyor. Yönetmen koltuğu demişken bir film çekmek için yönetmenin koltuğuna oturup seti yönetmesi gerekiyor mu? Ya da çekim planları oluşturulmadan, kameralar kullanılmadan ve oyuncu oynatılmadan film yapabilmek mümkün mü?  

Sinemanın olanakları hakkında ve dünyanın giderek dijitalleştiği ve sinemanın da kendisine yeni yollar yarattığı ile ilgili birkaç görüşümü daha önce Reha Erdem’in Seni Buldum Ya! filmi için yazmıştım. Şimdi ise bir önceki versiyonu on yıl önce çekilmiş (2011) ve 1,5 yıl üzerinde çalışılarak yeni versiyonu ile Vimeo üzerinde gösterimde olan 16 Ton isimli “masa başı” filmi üzerine yazacağım. 

Doğruyu söylemek gerekirse Ümit Kıvanç hakkında 16 Ton filmini seyredene kadar pek bilgim yoktu. Ümit Kıvanç yazar ve bağımsız belgeselci kimliği ile tanınmaktadır. 16 Ton filmini seyrettiğimde sinemanın sınırlarının ne kadar geniş olduğunu bir kez daha fark ettim. Anlatacak bir hikayen, derdin olduktan sonra film yapmak için kişinin önünde hiçbir engel yok.  

 

          

 

Film bölümlere ayrılmış bir şekilde insanlık tarihini ironi yolu ile seyirciyle yüzleştiriyor. Ara ara da dönemine damga vurmuş 16 Tons isimli şarkının farklı versiyonlarını kısa bir ara diyerek ekliyor. İlk bölüm Fitness Yolunda ile başlıyor. İnsanlığın değişimi ve gelişimi (!) üzerine duruyor. Yaşadığımız modern dünyadan pop-art türünü andıran üst üste binmiş görüntüler ile insanlığın iPhone ve obezite çağına ulaşımından bahsediyor. Ardından “Tanrıyı dünya işlerine karıştırmaktan yana olmayanlar, bilimi icat etti. Böylece ileride mutfak robotu ve nükleer bomba yapabileceklerdi.” diye ekliyor. Tam da burada Ümit Kıvanç’ın insanlığa dair bakışını görebilmek mümkündür. Filmin gidişatı hakkında seyircilerine küçük bir tüyo vererek göz kırpıyor ve insanlık tarihine doğru alaycı ve düşündürücü bir yolculuğa çıkarıyor.  

 

                     

    

 

16 Ton, teknik olarak pek alışık olmadığımız bir film diline hâkim. Yer yer rahatsız edici olma özelliği olan görüntüler akıcı bir şekilde üst üste biniyor. Sosyal medyanın etkisi altında yaşadığımız şu zamanlarda her şeyi hızlandırdık ve film de bu hızlanmadan etkilenmiş olabilir. Film, anlatılan hikâye ve görüntülerin ardı ardına gelmesi ile bir tür illüzyon etkisi yaratıyor ve Kıvanç, gazete duvaR’a verdiği röportajında 2011 versiyonuna göre daha ferah olduğunu söylese de seyircinin dikkatinin bozulmasına bir saniye dahi izin vermiyor. İnsanlık tarihine dair gerçek ve çarpıcı görüntüler seyircinin vicdanını da rahat bırakmıyor.  

İnsan nedir diye sorsam eminim herkesin bir tanımı olurdu. Peki sorumu değiştirip insan olmak kavramı iyi midir diye sorsam birçok kişi “insanlık” diye bir buluşu savunurdu. İnsanlık var oluşundan bu yana hep bir sömürü ve tüketim halinde ilerliyor. Tüketim çağının en yoğun dönemlerine denk gelen bizler insanlık buluşu üzerine bir kez daha düşünmeli. İnsanlık yapmak dediğimiz kavram yüceltilmiş bir kavramdır ve diğer canlılardan bizi üstün kıldığına inanıyoruz. İnsan olmak ve insanlık yapmak kavramı bir süredir rafa kaldırdığım bir düşünceydi ve 16 Ton ile tekrar cereyan etti. İnsan olmak son derece sömürmek, daha fazlasını istemek ve gözünü paradan başka bir şeye dikmemek demekti.   

Kıvanç, bütün yaratıcılığını kullanarak bizlere sergilediği 16 Ton filmi ile tüketim çağının belki de en çok yaşandığı günümüzde sömürü ve maden işçileri üzerine de yoğun bir şekilde inmiş. Modern teknolojiler ve yoksulluk aynı karede gösterilerek var olan bir çatışmayı seyirciye gösteriyor. Söyleyecek bir sözü ve hatta birden fazla sözü olan Kıvanç, sinemanın olanaklarını bütün yaratıcılığı ile süsleyerek Türkiye Bağımsız Belgesel Sinemasına çok büyük bir katkı yapmış. 

Filmi seyretmek ve filmin okumasını yapmak isteyenler gecetreni.net adresinden filme ulaşabilir.  

Sevgiler. 

28/12/2021
Ömer Faruk Kahraman

Ömer Faruk Kahraman

Sinema ve Televizyon

Lisans eğitimini Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon üzerine tamamlamıştır. Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Yazarlık, video ve fotoğraf sanatıyla ilgilenmektedir. Kendisini hikaye anlatıcısı olarak tanımlar.

info@medyacuvali.com

omerfaa_