Övme Salonu

Övme Salonu

A+ A-

Ekim ayının kendi gibi davranmadığı bir zamanın ortasında yine bir yıl aradan sonra eski dostum Orçun İzmir'den gelmişti. Yine eski dostum olan Servet de o gün bizimle birlikte oturmaya gelecekti. Orçun ve Servet birbirlerini uzun yıllardır isim olarak biliyor ama cisim olarak bilmiyorlardı, bu meseleden dolayı da güzel bir buluşma olacaktı. Buluştuktan sonra her zaman ki çayı güzel olan yere gittik oturmak için; öyle ya Kızılay'da bir yerlerde oturmak istediğin zaman onca mekân olmasına rağmen uygun seçenek sayısı azdır. Bunun bazı sebepleri var... Mesela karanfil 2 sokağa girdiğinizde sokak baştan sona kafedir (hatta ismi karanfil değil de kafe sokak da olabilirdi) fakat hiçbiri samimi değildir aynı zamanda çoğunda boş masalara canlı müzik yapan, klişe müzik üstatları vardır. İşin garibi buralara gidip bunları ciddi ciddi dinleyen kişilerde yok değildi, vardı. Ama bütün bunlar gereksiz bir ayrıntı. Biz buluşup yılların biriktirdiği özlemleri giderdik muhabbet ettik, akşam oldu ve gündüzü yaz kreasyonu olan Ekim’in ortası, akşam kış kreasyonunu getirdi. Artık evlere geri dönme vakti gelmişti. Orçun ile Karanfil 1 sokakta yürüyorduk, ona dolmuşa bineceği durağa doğru eşlik ediyordum hem de arada sohbet ediyorduk. O esnada sokakta Övme Salonu diye bir yer  gördük. Nasıl yani övme salonu? Orçun'a sordum, ne yapalım girelim mi? biraz övülsek kötü mü olur? Dedim. Yok, dostum girelim benim de uzun süredir ihtiyacım vardı çok iyi olur dedi. Girdik içeri sıra numarası aldık ve hangi konuda övülmek istediğimizi sordular biz de belirttik. İçerisi biraz kalabalıktı. Ne çok övgüye muhtaç insan varmış? Bir kişi az ileride önümüzde baygınlık geçirmişti, ufak çaplı bir panik olmuştu ama övgüsünü aldıktan sonra dünyaya  ikinci kez gelmiş gibi mutluydu (Bu mutluluğu nasıl açıklayacağını kendisi de bilmiyordu çünkü bu dünyaya ikinci kez gelmişti... Bu dünya). Ve sıra geldi bize.

 

- Orçun Bey, siz nasıl bir şeysiniz? Yani böyle bir... Nasıl anlatsam? Anlatamıyorum! Daha önce hiç anlatamadığım olamamıştı, öyle bir durumdayım şuan. Sizin yapamayacağınız iş yok! Kim tutar sizi? Kimse!

 

-Oğuzhan bey, hiçbir şey söylemiyorum, sizi övmek bizim ne haddimize. Uçmak istiyorum deseniz uçarsınız!

 

Bu garip övgüleri aldıktan sonra paramızı ödeyip yolumuza devam ettik. Kendimize gelmiştik, daha önce burayı keşfedememiş olmak yakışmadı bize. Hâlbuki 96 punto ile tabela hazırlamışlar, Demirtepe'den baksan görünür ama demek ki biraz yakınından geçmek gerekiyormuş.

 

31-01-2022
Oğuzhan Sivri

Oğuzhan Sivri

Edebiyat

1984 yıllında Ankara’da doğdum. Eğitim hayatımın büyük bölümünü Ankara’da tamamladım ve doktora basamağından devam etmekteyim. Resim bölümünden mezun oldum ama bunun dışında edebiyat ile de ilgileniyorum. Soyut Düşlere Sürreal Göndermeler isminde bir kitabım var. Bunun yanında çeşitli yerlerde yazılarım ve ulusal-uluslararası dergilerde makalelerim bulunuyor. Birçok alana ilgi duyuyorum ve bu alanlarla ilgili elimden geldiği kadar yazı yazmaya çalışıyorum.

oguzhan.sivri@yandex.com.tr

oguzhan.sivri