Merhaba... Ben, Çizdiği Resim Yüzünden Dayak Yiyen Çocuk

Merhaba... Ben, Çizdiği Resim Yüzünden Dayak Yiyen Çocuk

A+ A-

Hâlen hatırlarım, hiç çıkmaz aklımdan. Yanılmıyorsam ilkokul 2 veya 3. sınıftaydım. Resim derslerinin bir diğerine daha gelmiştik, hani şu herkesin boş saydığı, doldurmak için önemli gün ve haftaların beklendiği ya da el işi yaptırılarak geçiştirilen ders. O gün öğretmen sınıfta değil de okulun bahçesinde resim yaptırmak istemişti, hava güzeldi, güneşliydi o gün. Malzemelerimizi aldık ve sınıfça dışarıya çıktık, malzeme dediğim de monami marka yağlı pastel seti ve kurşun kalem. Hepimiz öğretmenin ne çizmemiz gerektiğini söylemesini bekliyorduk, tabii onlar ne isterse o çizilirdi. Çok fazla bir şey istemedi gördüğünüzü çizin dedi; manzara, insan, bitkiler vs. Ben ise gördüğümü değil de görmediğimi çizmek istedim. Bir köşeye çekildim ve o anda aklıma bir köpek balığı çizmek geldi ve devamında boynuzları olan bir köpekbalığı çizmiştim. Sonuçta köpek balığı diğerleri gibi değil, vahşi ve yırtıcı bir tür, belki de ona boynuz koymak bu yüzden aklıma gelmişti. Resim bitti öğretmenin yanına heyecan ve hevesle gittim. Resmi görür görmez hakaret ettikten sonra suratıma bir tokat patlattı, kulağım çınlıyordu ve bütün hevesim bir cam gibi kırılmıştı.

Eğitim hayatım istisnalar dışında hiçbir zaman iyi gitmedi. Orta son sınıfı kurul kararı ile geçtim, liseyi ise 2. yılında bırakarak eğitime dışarıdan yani açıköğretim lisesinden devam ederek bitirdim. Kimse de benden bir şey beklemiyordu. Ama bütün bu olumsuzluklar beni yolumdan çevirmedi ve sanatçı oldum. Tabii burada bana inanan dostlarımı da anmadan olmaz. Daha ilkokulda çizdiği resim yüzünden dayak yiyen birinin günün birinde sanatçı olma ihtimali düşüktür, özellikle Türkiye gibi bir yerde. Elbette üniversite yolunda ve devamında yine bana tokat atan öğretmenin ruhunu taşıyan bazı "sözde" eğitimcilerle karşılaştım (gerçek eğitimcilerle de karşılaştım elbette ama "sözde" olanlar daha fazlaydı), uğraştım ve yeri geldi bu yoldan dönmeyi bile düşündüm. Düşünmemek mümkün mü? 

Türkiye'de bir sanat pratiği sadece önemli gün ve haftaların görselleştirilmesi için kullanıldı ve nesiller boyu bu öğretildi. Başka, farklı düşünen yenilikçi düşüncelere her zaman sırt çevrildi. Maalesef  21. yüzyılda olmamıza rağmen o öğretmenin ruhunu taşıyanlar var, o öğretmen bugün başka bedenlerde yaşıyor. 

Çizdiğim resim yüzünden yediğim dayak ve sonrasının hikâyesi böyleydi. Evet, bugün bir sanatçıyım, yine zorluklar içerisinde yürüyen bir sanatçı. Fakat dayak atma sırası bu sefer bende (evet, mecazen).

27-11-2021
Oğuzhan Sivri

Oğuzhan Sivri

Edebiyat

1984 yıllında Ankara’da doğdum. Eğitim hayatımın büyük bölümünü Ankara’da tamamladım ve doktora basamağından devam etmekteyim. Resim bölümünden mezun oldum ama bunun dışında edebiyat ile de ilgileniyorum. Soyut Düşlere Sürreal Göndermeler isminde bir kitabım var. Bunun yanında çeşitli yerlerde yazılarım ve ulusal-uluslararası dergilerde makalelerim bulunuyor. Birçok alana ilgi duyuyorum ve bu alanlarla ilgili elimden geldiği kadar yazı yazmaya çalışıyorum.

oguzhan.sivri@yandex.com.tr

oguzhan.sivri