Kısa ve Mutsuz Bir Hikaye

Kısa ve Mutsuz Bir Hikaye

A+ A-

Yine bomboş günlerden biriydi. Gündüzü haziran sıcağı, akşamı kasım soğuğu gibiydi. Sokaklarda insan vardı ama onlarda birkaç tane, sokağın boş yerleri dolu görünsün diye serpiştirilmiş gibi bir halleri vardı. Bütün bu boşluklar tamamen şehrin vasatlığı. Her zaman olmasa bile son zamanlarda gitmeyi tercih ettiğimiz pastane mi kafe mi olduğu belli olmayan yere yine oturduk. Neden tercih ettiğimiz konusunda ikimizin de net bir fikri yoktu, belki konumu belki de başka bir şey, o şey hep öyle adı gibi belirsiz kalacak gibiydi. Her zaman ne içiyorsam ondan söyledim, bir tane demli çay. Buradaki o kötü çayı demli alarak biraz güzelleştirdiğine inandırmıştım kendimi ama garsonların benim inanmışlığımdan haberi yoktu. Çaprazdaki masada oturan iki arkadaştan biri diğerine borsada nasıl battığını anlatırken gözyaşlarını siliyordu yanında getirdiği rulo tuvalet kâğıdı ile. Diğer bir masada iki sevgili tartışıyordu, kız bir türlü çocuğun arabasını yeterli bulmadığını söylüyordu, hatta bir an “nerede bunun kliması?” diye çığlık atmış, bunu duyan işletme sahibi de tezgâhın altındaki çivili oklavasını alıp masaya doğru koşmuştu ama durum sandığı gibi değildi. Özür diledi ve oklavayı yanında duran personele verip yerine koymasını istedi. Çivili oklavayı gören bir müşteri “Çivili oklava acil durumlar için biraz yetersiz kalmaz mı sizce? Bence çivili beyzbol sopası yapın o daha etkili olur.” diye tavsiye veriyordu. İşletme sahibi bu tavsiyeyi dikkatle dinledikten sonra “Haklısınız, tavsiye için teşekkürler.” diyerek karşılık vermişti.

Bu tuhaf olaylara şahit olduktan sonra arkadaşımla hiçbir şey yokmuş gibi karşılıklı susmaya devam ettik. Konuşulacak her şeyi bitirdiğimizden değil, sadece susmaktan konuşmayı unutmuştuk, susarak anlaşıyorduk. Bu arada gelen her çay kötüydü, bazen iyi gelirdi ki bazen olması ne anlam ifade eder? Belki de gelen bütün çaylar iyiydi ama mutsuzluğumdan olsa gerek hiçbirinden tat alamıyordum ve bunu çayın sigara ile uyumu bile kurtarmıyordu. Aslında sanki sigaralar da eskisi gibi değildi.

16-05-2022
Oğuzhan Sivri

Oğuzhan Sivri

Edebiyat

1984 yıllında Ankara’da doğdum. Eğitim hayatımın büyük bölümünü Ankara’da tamamladım ve doktora basamağından devam etmekteyim. Resim bölümünden mezun oldum ama bunun dışında edebiyat ile de ilgileniyorum. Soyut Düşlere Sürreal Göndermeler isminde bir kitabım var. Bunun yanında çeşitli yerlerde yazılarım ve ulusal-uluslararası dergilerde makalelerim bulunuyor. Birçok alana ilgi duyuyorum ve bu alanlarla ilgili elimden geldiği kadar yazı yazmaya çalışıyorum.

oguzhan.sivri@yandex.com.tr

oguzhan.sivri