Yanlış Anlaşılanlar - 2 : MACHİAVELLİ

Yanlış Anlaşılanlar - 2 : MACHİAVELLİ

A+ A-

Niccolò di Bernardo dei Machiavelli (3 Mayıs 1469 – 21 Haziran 1527), Floransalı düşünür, devlet adamı, şair ve oyun yazarı.

ESERLERİ: Politika ve tarih

-Prens (Hükümdar)

-Floransa'da Komplolar ve Karşı-komplolar Tarihi

-Askerlik Sanatı

-Titus Livius'un İlk On Yılı Üzerine Söylev (Discourse)

-Luccalı Castruccio Castracani'nin Yaşamı

-Floransa Tarihi

ZEİTGEİST (ZAMANIN RUHU): Felsefe; bilmek için bilmek amacını içinde taşıyan bir etkinliktir. Felsefenin en soyut düşünmeyi gerektiren alanı varlık felsefesidir. Çünkü varlık kavramı; tüm varlıkları ve var olanları içinde barındıran en tepedeki kavramdır. Dolayısıyla kavramın kendisinin karşılaştırılabileceği benzer bir kavram olmaması onu en soyut düşünme konusu haline getirir. Bunun yanında felsefenin belki de en somut alanlarından biri siyasettir. Filozoflar içinde yaşadıkları toplumun koşullarından etkilenirler ve felsefi temellendirmelerinde hareket noktası olarak kullanabilirler.

Herhangi bir konuda yapılan değerlendirmeler belirli bir bağlam çerçevesinde yapılır. Bu bağlam üzerinde, kişinin içinde yaşadığı kültürel kodları, kendi donanımı, aldığı eğitim gibi pek çok faktör etkili olur. Aynı durum, değerlendirmesi yapılan kişi, olay, durum için de geçerlidir. Yazımızın konusu olan Machiavelli için de aynı durum söz konusudur. Machivelli’nin düşüncelerini doğru anlayabilmenin yolu onun içinde yaşadığı dönemin değerlerini, toplumsal yaşamını, siyasetini, kültürünü doğru değerlendirebilmekten geçer. Ancak bu değerlendirmeyi yapan kişinin, kendi içinde yaşadığı dönemin de bir ruhu vardır. Dolayısıyla bu değerlendirmeyi yapan kişinin, kendi zamanının ruhundan mutlak olarak sıyrılması mümkün değildir.

Bu faktörün dışında değerlendirmeyi yapan kişinin siyasi düşünceleri, beklentileri, tespitleri, analitik düşünme becerisi gibi pek çok faktör de yapılan değerlendirme üzerinde etkilidir. İşte tam bu nedenle, değerlendirmesi yapılan konuya ilişkin birbirinden farklı yorumların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Machiavelli’nin görüşlerini değerlendiren kişinin, kendi görüşlerini yaptığı yoruma yansıtması, farkında olmadan olabileceği gibi, bilerek de yapılabilir. Öyleyse bu noktada, Machiavelli’nin görüşleri ile Makyavelizm ayırımını yapmakta fayda vardır. Makyevelizm daha çok düşünürün PRENS (Hükümdar) adlı eserinden yola çıkarak oluşmuş bir akımdır. Makyavelizm; yazdıklarından hareketle düşünürün anlattıklarını değerlendirme geleneğinin sonucunda oluşmuş bir anlamlandırma çabasıdır denilebilir.

İNSAN DOĞASI: Ona göre insan, her şeye sahip olmak ister ve bu arzusunun sınırı yoktur. Ancak insanın hem ömrü, hem de maddî imkânları sınırlıdır. Dolayısıyla bir insanın her şeyi elde etmesi asla mümkün değildir. O hâlde bireyin, elde edemeyeceği şeylerin peşinden koşması da yanlış bir eylemdir.

Machiavelli  yönetme erkinin temelinde, insan doğasını esas alır. Machiavelli insan içindeki en temel dürtünün elde etme arzusu olduğunu düşünür. Bu sebeple onları kontrol eden herhangi bir şey olmadığı takdirde her insanın bireyci bir tutumla diğerlerini gözetmeden hareket edeceğini bunun da topluma zarar vereceğini söyler. Bu sebeple de devlet ve dinin, egemenliğin ele geçirilmesi için kullanılması gerektiğini belirtir. Machiavelli'ye göre ahlakın kökenini toplum oluşturmaktadır. Ahlakın temel ilkesinin sevgi olduğu görüşündedir. Din, birleştirici olmalıdır. Bunun için de din, devlete bağlı durumda olmalıdır.

SİYASET – AHLAK İLİŞKİSİ: Filozofların ortaya koyduğu görüşler olup bitenle ilgili değildir. Olması gerekene yöneliktir. Sokrates’ten başlayarak filozofların “devlet nedir, devletin kaynağı nedir, egemenliğin kaynağı nedir, meşruiyet nedir, mülkiyet nedir, iyi lider nasıl olmalıdır, ideal devlet düzeni var mıdır, ideal devlet düzeni nedir?” gibi pek çok soruya cevap aradıklarını biliyoruz. Tabii ki “ahlak nedir, özgürlük nedir, bilgi nedir, iyilik – kötülük nedir?” sorularının da sorgulandığını belirtelim. Hiç şüphesiz bu soruların her birinin felsefede çok derin ve köklü bir sorgulama tarihi vardır. Bu sorgulamanın, bu soruları aşan temel hedefi ise insanın, insan olmaya en layık olduğu yaşama formunu kurma çabasıdır.

Devlet tanımlanırken veya en iyi devlet aranırken sorgulanan kavram hep egemenlik olmuştur. Bunun için önce insan egemenliği sorgulanmıştır.

Machiavelli’nin siyasi fikirlerinin temelinde, yaşamış olduğu dönemde beş devlet arasında bölünmüş olan İtalya’nın siyasal birliğini sağlamaya çalışmak yatar. Eserlerinde ortaya koymaya çalıştığı yönetimin nasıl olması gerektiğine ilişkin görüşlerini; Ortaçağın dinden beslenen ve bir otoriteye sahip olamayan devlet anlayışını sorgulayarak temellendirmeye çalışır. Dinin yönetmede asli unsur olmasını eleştirir. Çünkü insanları ahlaka davet eden kilise yönetiminin kendisinin buna uymadığını gözlemlemektedir. Bu yüzden dinin devlet yönetimine tabi olması gerektiğini düşünür.

Machiavelli; siyaset ve ahlakı birbirinden ayrı konular olarak görür. Siyasetin içinde kendine has bir yapı olduğunu ve bunun “bireysel ahlak” olarak adlandırdığımız kurallar dizisiyle uygulanamayacağını savunur. Siyasette belli bir topluluğu temsil edersiniz ve onun ortak çıkarları adına siyaset yaparsınız. Bazı durumlarda yönettiğiniz topluluğu oluşturan bazı bireylerin fikirleri topluluğun kendisi için doğru olmayabilir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında yönetenin yapması gereken şey toplumu öncelemektir. Machiavelli bir yandan siyaset için ahlâkı Hükümdar’da (Prens) araçsal bir değere indirgerken diğer yandan Discourse’de yasalar, iyilik, adalet gibi değerlerin kalıcılığını ve amaçlılığını savunur. Bundan dolayı o, ahlâkın devlet (cumhuriyet ve siyaset) için amaç kılınması gerektiğini değerlendirir. Çünkü devlet veya siyasî iktidar, iyilik, adalet, namus gibi ahlâkî değerlerin var olabilmesi için gereklidir.

Discourse adlı eserinde Machiavelli, Hükümdar’dan farklı olarak siyaseti, ahlâkın varlığı için bir ön koşul olarak görmektedir. Aslında Machiavelli, siyasî iktidarın zayıf veya güçlü oluşunun insanların ahlâkı üzerinde etkili olduğunu, güçsüz iktidarda ahlâksızlığın yaygınlaşacağı, güçlü iktidarda ise ahlâkın korunacağı gibi bir davranış şekli olduğunu ileri sürer. Siyasî iktidar ve onun ilişkili olduğu alanları kurumsallaşması ve bu alana ilişkin değerlerdir.

Ona göre devlet, egemenlik sınırları içerisinde yaşayan tüm birey ve kurumların üzerinde yer almalıdır. Bu kurumlardan ilki din ve kilisedir. Egemenliğin kaynağından ziyade egemenliğin ele geçirilmesi ve sürdürülmesi üzerinde durmuştur. Bu amaç için her yolu da meşru görmüştür. Monarşiyi desteklemiş, ancak halkın yönetimi onaylaması ve bu yolla egemenliğin devamlılığının daha rahat sağlanabileceği düşüncesi ile cumhuriyeti diğer yönetim biçimlerinden daha üstün görmüştür.

ORTAK İYİ KAVRAMI : AMACA GİDEN HER YOL MEŞRUDUR (?)

Makyavelizm denince akla gelen ilk şey, ‘ siyasi olan amaç her ne olursa olsun onu gerçekleştirmek için bütün araçların kullanımını meşru sayan’ bakış açısıdır. Machiavelli siyasette yönetilen topluluğun ortak iyilerini gözetmek isteyen bir hükümdar için “amaca giden her yol mubahtır” anlayışını savunur. Genel ve ortak iyiye ulaşmayı ana hedef belirleyen bir ahlaki sistem oluşturma çabasındadır.

Bilinenin aksine “Machiavelizm” olarak anılan dünya görüşü bireysel çıkar peşinde koşmayı değil toplumun ortak iyisini hükümdara şart koşar. Ancak bu durumda yapılan ahlak dışı kabul edilecek hareketler meşruiyet kazanabilir. Bireysel çıkar uğruna diğer insanlara zulmetmek kabul edilmemektedir.

 

SONUÇ:

1-Machiavelli’nin yaşadığı dönem, hemen her kavram, değer ve kurumun sorgulanma sürecine tabi tutulduğu bir dönemdir. Tanrı merkezli bir dünyadan, insan merkezli bir dünyaya geçişin başlangıcıdır.

2-Machiavelli’nin görüşlerinin temellenmesinde ahlakı bir araç olarak kullanan kilisenin kendi uygulamalarında bu duruma uymaması önemli bir faktördür.

3-Discourse ve Prens adlı eserlerindeki fikirlerinde çelişki olduğu yönünde değerlendirmeler vardır. Ancak burada düşünürün görüşleri bir bütün olarak ele alındığında aslında aralarında farklılık varmış gibi görünen düşüncelerinin birbirini tamamlayan bir yapının farklı bakış açıları ile anlatımı olduğu gözlemlenebilir. En önemli farklılık Prens adlı eserinde, yöneten hükümdarın egemenliğini sürdürebilmesi için erdem, ahlak, iyi gibi kavramlara karşı kayıtsız olması gerektiğini ve onları kendi iktidarını sürdürmek için kullanması gerektiğini söylerken, Discourse adlı eserinde bu değerlerin kalıcılığını sağlamak için devletin devamını bir ön koşul olarak görür.

4-Çoğu kez yalnızca Hükümdar adlı eseri üzerinden değerlendirilmiştir. Oysa bir düşünürün fikirlerinin anlaşılabilmesi için fikir devamlılığının takibi esastır.

 

 


Kaynakça

YARARLANILAN KAYNAKLAR BOYRAZ, Berfu. Machiavelli’nin insan doğası düşüncesinin siyaset kuramına etkisi, Yüksek lisans tezi, Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019.

KESGİN, Ahmet. Machiavelli ve Makyevelizm, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, 2015.

24-05-2024
Nurcan Ünal

Nurcan Ünal

Felsefe

Hacetttepe Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunuyum. Hasan Âli Yücel Sosyal Bilimler Lisesinden felsefe öğretmeni olarak emekli oldum. Öğretmenler olarak kurmuş olduğumuz Felsefeciler Derneğinde felsefe ders müfredatları, felsefe grubu ders kitapları, ders materyalleri gibi konularda inceleme ve değerlendirme çalışmalarında bulundum. Okuyanbilir adı altında öğretmenlerden oluşan bir kitap ve film değerlendirme grubu ile halen etkin okumalar yapmaktayım.

unalnurcan70@gmail.com