Gönül Bağından Gönül Dağına

Gönül Bağından Gönül Dağına

A+ A-

            İnsanız, en öfkeli halimizle, en kötü olduğumuz anda bile, severken de kaybederken de insanız. İçimizde ki yollar en şehvetli duygulardan en masumane hislere dair nice kapılar açar bizlere. İnsan olmanın getirdiği zayıflıklar da acizlikten kaynaklanan her ıstırap da güzellik getirir yine insanın kendisine.

            Yaşadığı her şey, insanı daha insan kılar. Her zorluk, her acı, her çöküş, her diye başlayan tüm kaybedilmişlikler bile güç katar yine bizlere. İnsan olmak, insan kalmak… Onurlu bir hayatı yaşam gayesi saymak. Söz nereye gelirse gelsin insanla karşılaşmak, karşılaşılan her insanla bir bağ kurmak. Ama öyle bir bağ ki…

             Yere düşeni kaldıran, sessizlikte boğulan insanı aydınlatan, çığlıkları dehlizlere sıkışan insanı ferahlatan, tam “bitti” dediği anda insana yeni başlangıçlar hazırlayan bir bağ. Tüm cihanda iki insani aynı anda daha insan kılan bir bağ.

             Güzeli, iyiyi, zarafeti yayan; gönülleri yücelten, kalpleri yumuşatan, tüm kötülükleri aşan en özel, en güzel, yüreklere şifa olan bir bağ: Gönül bağı. Öyle bir bağ ki, kuruldukça gönüller yeşerir, kalpler çiçek açar, hani hayallerde sınır yok ya efendim, güzelliği tüm dünyaya sirayet eden bir bağ.

            Gönül bağı öyle bir kudrete sahip ki, en zorlu mücadele bile dize gelir, en tutkulu aşk daha da güzelleşir, eşitsizliklerin kol gezdiği bu dünya biraz olsun aydınlığa erişir, kalemi tükenen şair bile güç edinir kendine, çiçekler daha renkli görünür, ay gökler de insicamla süzülür, kurumuş ağaç yaprakları dans edercesine gezinir her yerde.

             İnsanı daha insan yapan ve iki insan arasında kurulan en özel bağ olan bu gönül bağı, büyür, gelişir, adeta serpilir. Bir gönül bağı diğerine, diğeri öbürüne vesile olur, ilişkiye dahil olan her insan bir başka insanla daha gönül bağı kurar. Hal böyle devam eder, günler sürer ve nihayet gönül bağı olur gönül dağı.

             Hep derler ya “dünya fani, ölüm ani” doğrudur efendim ama iyiye ve güzele tabii olan her şey de bakidir. İnsan olmanın getirdiği zayıflık ve acizlik anında, en karamsar olduğunda kendisinden geriye ne kalacak diye ardına baktığında bulduğu her şey gönül bağına aittir efendim.

             Gönül bağının serpilip geliştiği, insana daha büyük bir güç verdiği, çeşitli gönül bağlarının aynı yerde çiçeklendiği an ise gönül dağı kuşatır insanı. En güçsüz anında da gönül bağına erer insan, en şevke geldiği zamanda da bulur kendini gönül dağında. Pirüpak ilişkiler, hoşa giden diller, gönül coşturanlar, sevenler ve sayanlar… Daha sayamayacağımız her şey bu gönül dağının tezahürleridir; insanı daha insan kılan tüm temayüller gönül dağında birleşirken, gönül dağına eklenen, her gönül bağı; her serencamda insanı daha iyiye ve güzele ve hatta bir nebze olsa da hakikate eriştirir.

             Ne mutlu gönül bağına erenlere ne mutlu tek bir zerresi olsa da hakikati duyumsayabilenlere.

 

Leyla KORKMAZ

 

 


Kaynakça

https://unsplash.com/photos/9Qwbfa_RM94 

05-07-2021
Leyla Korkmaz

Leyla Korkmaz

Uzman Sosyolog

Lisans ve yüksek lisans eğitimini ve öğretimini Erciyes Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölümü üzerine tamamlamıştır. Bu nedenle Kayseri ile derinden bir gönül bağı vardır. Şu an doktora eğitimine ve öğretimine Hacettepe Üniversitesi’nde yine Sosyoloji Bölümü’yle devam ederken aynı zamanda Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nde Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisidir. Okumayı, yazmayı, yaşamayı, hayat mücadelesini hakkıyla vermeyi sever; bu nedenle yaşamı bir yük gibi sırtlanmak yerine, onu bir lütuf gibi görür ve ona sıkı sıkı sarılır. Belki de bu yüzden bu hayatta hiç kimse ya da hiçbir şey ile bir küslüğü yoktur. Sonra bu hayatta “benim” dediği ne varsa bunların tümünü yazdıklarıyla elde ettiğini düşünür. Sadece sahip olduklarını değil sahip olacağı ne varsa yine yazarak elde edeceğine inanır. Aslına bakılırsa deli bir cesareti, çalışma azmi ve sonsuz bir inancından başka benim dediği bir şeyi de yoktur. Sitede yayımlanan ilk yazısı olan Beklemek yahut Çürümek yazısının son paragrafında okuyucusuna şöyle seslenir: Sizlerle tanışmak için daha fazla beklemek istemeyen ben; tüm beklemelerin güzel bir anlam kazanması dileğiyle ve “beklemenin kendisiyle” güzel bir başlangıç yapmak istedim; merhaba sevgili okur, merhaba.

k.leyla169@gmail.com

leylakorkmaz_

leylakrkmz_