EY AŞK! AŞK.

EY AŞK! AŞK.

A+ A-

EY AŞK! AŞK.

Aşk… Bizi saran, sarsan, ruhumuzu doyuran aynı zamanda bizleri doyumsuzlukla sınayan o güçlü duygu… Yüreğimizi serinleten, içimizi kemiren, mevcudiyetimizi idrak etmemizi sağlayan o kuvvetli his... Bizi yetiştiren, büyüten, tutkuyla kuşanmamızı sağlayan en yüce duygu. Bir nefes kesintisi, bir fırtına öncesi kudreti bizi ezen o yoğun şiddetli duygu. Sadece üç harfle bizleri ruhumuzun en derinliklerine götüren, bize bizi hissettiren, bize hayretle sınırlarımızı öğreten o duygu. Sınır içinde sınırsızlığı, deva içinde çaresizliği, ümit içinde yeisi bize kabul ettiren o kaotik duygu. 

Aşk! Kendisiyle bağlı olduğumuz kadını, adamı, mesleği, dostu, işi, herhangi bir gayeyi tüm benliğimizle sahiplendiğimiz o müthiş duygu. Bize gel, bizi bul, bizi sar; bize bizi öğret, bizi bizle var et. Ruhumuzu aydınlık et, gönlümüzü serinlet, içimizi ısıt… Ya çık gel çaresizlikler içindeyken biz ya çık yenik bir haldeyken biz. Çık gel; seninle bağlı olalım, pamuk ipliyle bağlı olduğumuz bu hayatta hakikaten var kalalım. Bizi öyle sar, bize öyle dokun ki…

Bize gel, bizi bul, bizi sar; bize bizi öğret, bizi bizle var et. Seninle bağlı olalım, seninle bağlı kalalım; seninle tutunduğumuz her ne varsa, evet evet, işte onunla birleşelim, bütünleşelim, dönüşelim, güzelleşelim. Seni anlamayanlar, seni bilmeyenler hayret etsinler bize; biz bile hayretimizde boğulalım, var olalım, var kalalım. Dokunalım seninle doluyken bir yüreğe, bir çiçeğe, belki bir böceğe. Seninle doluyken kalkalım düştüğümüz yerden, düşüp de yeniden dirildiğimiz yerden. 

Biz feryat figan içindeyken gel, karanlıkta kaybolurken gel, çık gel. Çık gel biz nefes nefeseyken, tam biz vazgeçmek üzereyken gel, tam terk etmek üzereyken gel. Gel, yeter ki gel. Bize gel, bizi bul, bizi sar; bize bizi öğret, bizi bizle var et. Ey aşk! Gel ki benliğimiz ürkmesin, benliğimiz eksilmesin, gel ki yetişelim mevzilere, gel ki erişelim tahayyül edemediğimiz derinliklere.

Sen gel, küçükler büyük olmasın, azlar çok kalmasın, ufak olan kendisini kocaman sanmasın. Çık gel. Çık gel zira senin gelmen hak, senin bizi bulman mutlak, senin kaderinde bizi tutmak. Biz dehlizdeyken, biz çıkmazdayken, biz yitecekken gel... Gel. Gel ki benliğimiz yitmesin, gel ki benliğimiz eksilmesin, gel ki yetişelim, erişelim. Aşk. Bize gel, bizi bul, bizi sar; bize bizi öğret, bizi bizle var et. 

red rose

Öyle gel ki gelişin ansızın olsun, hüsran kendine doysun, kuvvet yerini bulsun. Sen gel, gel ki, gelişin denizler kadar sonsuz, dağlar kadar kudretli olsun. Çık gel mesela incindiğimiz bir zamanda, bizi düşünceleriyle vurduklarında, bizi dağıttıklarını sandıklarında gel. Gel, mesela zihnimiz dağıldığında gel, gönlümüz yorulduğunda gel. İlle de düşüp de kalkamayacak olduğumuz zamanda gel. Gel diyorum ey aşk, senin gelmen hak, bizi bulman mutlak. Bize gel, bizi bul, bizi sar; bize bizi öğret, bizi bizle var et.

Aşk kalmayacaksan da bize bir uğra. Kanserle mücadele ederken, sonsuz bir veda halindeyken, sevmekten korkarken, büyük bir mücadele sonunda zafere çok yaklaşmamıza rağmen pes edecekken, kötülükle muamele edilen bizler tam da kötü olmaya niyetlenirken gel. Gel işte diyorum ya kalmayacaksan da uğra diye. Biz ümidimizi yitirmek üzereyken, kendimizle küsecekken, tüm yaşanmışlıkları bir kenara itecekken gel. Hani diyorum ya senin gelmen hak, bizi bulman mutlak diye. Nasıl yaparsan yap da gel, en koyu dehlizdeyken, en kara gündeyken, an çaresiz andayken gel.

Sen gel; biz büyüyelim, dönüşelim, güzelleşelim. En sevdiklerimize seninle bağlanalım. Sonra seninle doluyken yaşayalım, seninle bağlı olalım. Seninle tutunalım bu hayata, seninle var kalalım. Öyle bir çık gel ki bu çağın köhnemiş, hırsı kendini aşmış, arzuları için şaşmış insanları had bilsin. Öyle bir gel ki meydan okuyalım tüm kötülüklere. Öyle bir gel ki ümidimizle sulayalım en soğuk yerleri bile. Yahu başaramasak da olur hani ama bir çık gel, belki bir yürekte umut, bir karanlıkta ışık oluruz. Bize gel, bizi bul, bizi sar; bize bizi öğret, bizi bizle var et. Ey aşk. Aşk.

Sevgili okur ben en çok bir insan aşksız kaldığında korkarım, aşksız bir insan her kötülüğü yapabilecekmiş gibi gelir bana, derdim de kastım da beşerî aşk değil, ne türlüsü olursa olsun ama aşk illa olsun bizlerle sevgili okur. Dileğim odur ki aşkla kalalım, aşkla yaşayalım.

LEYLA KORKMAZ


Kaynakça

Kaynakça

Kullanılan Görsel:

https://unsplash.com/photos/I63YZy3S9Ns 

16-12-2020
Leyla Korkmaz

Leyla Korkmaz

Uzman Sosyolog

Lisans ve yüksek lisans eğitimini ve öğretimini Erciyes Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölümü üzerine tamamlamıştır. Bu nedenle Kayseri ile derinden bir gönül bağı vardır. Şu an doktora eğitimine ve öğretimine Hacettepe Üniversitesi’nde yine Sosyoloji Bölümü’yle devam ederken aynı zamanda Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nde Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisidir. Okumayı, yazmayı, yaşamayı, hayat mücadelesini hakkıyla vermeyi sever; bu nedenle yaşamı bir yük gibi sırtlanmak yerine, onu bir lütuf gibi görür ve ona sıkı sıkı sarılır. Belki de bu yüzden bu hayatta hiç kimse ya da hiçbir şey ile bir küslüğü yoktur. Sonra bu hayatta “benim” dediği ne varsa bunların tümünü yazdıklarıyla elde ettiğini düşünür. Sadece sahip olduklarını değil sahip olacağı ne varsa yine yazarak elde edeceğine inanır. Aslına bakılırsa deli bir cesareti, çalışma azmi ve sonsuz bir inancından başka benim dediği bir şeyi de yoktur. Sitede yayımlanan ilk yazısı olan Beklemek yahut Çürümek yazısının son paragrafında okuyucusuna şöyle seslenir: Sizlerle tanışmak için daha fazla beklemek istemeyen ben; tüm beklemelerin güzel bir anlam kazanması dileğiyle ve “beklemenin kendisiyle” güzel bir başlangıç yapmak istedim; merhaba sevgili okur, merhaba.

k.leyla169@gmail.com

leylakorkmaz_

leylakrkmz_