Bir Yılmaz Güney Retrospektifi: Endişe

Bir Yılmaz Güney Retrospektifi: Endişe

A+ A-

Yılmaz Güney’in senaristliğini ve Şerif Gören ile beraber yönetmenliğini üstlendiği ‘Endişe’, töre ve Kapitalizm’in basit bir tarım işçisi olan Cevher’in üzerinde yarattığı endişeyi konu alıyor. 1970 yıllarında toplumda yaşanan sıkıntıları eleştirel bir çerçevede anlatan film halkın üzerindeki iki büyük baskı sistemi çarklarının, Türkiye’nin güneyinde bulunan tarım işçileri üzerinde nasıl işlediğini iğnelemektedir. Geleneksel Türk Film’lerinin aksine izleyiciyi sorgulatmaya ve düşündürmeye yönelten Endişe gerçekçi sınıf temsilleri ile beraber Marksist bir söylem üzerine inşa edilmiştir. Diyaloglar yönünden oldukça zayıf kalmasına rağmen Kapitalist ve Marksist pratikleri biçim olarak izleyiciye iyi bir şekilde aktarabilmiştir. Yazılı olmayan toplum normlarının halkın üzerinde oluşturduğu kamburluk da filmin en önemli konularından biridir. Şayet ana karakter Cevher bu iki baskı aracının altında ezilmektedir. Kısaca filmin konusunu ve olay örgüsünü şu şekilde açıklayabiliriz; Cevher’in çalışmaya başladığı yerde pamuk fiyatlarının açıklanmaması içinde gittikçe büyüyen kan borcu endişesini tetiklemektedir. Kan borcunu ödeyebilmek için hayatında hiç görmediği bir parayı kazanmak mecburiyetinde kalır. Diğer tarım işçileri ile birlikte pamuk toplamaya devam etmektedir.

Fakat fiyatların bir türlü açıklanmaması herkesin içinde bir huzursuzluk yaratır. İşçiler aralarında örgütlenerek pamuk fiyatının belirlenmesi için grev başlatırlar. Filmin bu sahnesinde yönetmen sendikalaşma örgütlenme ve grev gibi temel hakların önemi belirtmektedir. Karşıtlık olarak da burjuva sınıfının grev karşısında aldıkları tavırlar gösterilmektedir. Kendisini her zaman haklı gören toprak ağaları ve şirket sahipleri işçilerin grevini kırmak için yedek işçi ordusu ve mükafatlandırma gibi kapitalist pratikleri kullanmaktadır. Cevher greve katılmayarak kan borcu parasını toplamak için canla başla çalışmaktadır. Kızına göz koyan çiftçi başı Beyaz’ın kendisiyle evlenmesi için Cevher’e para teklif eder. Kendi değerler sistemine aykırı olan bu evlilik Cevher için bir yol ayrımı oluşturur. Ya kızını yaşlı bir adama hayatı için satacaktır ya da gece gündüz ne alacağını bilmeden çalışacaktır. Bu ikilem arasında çırpınmaya başlayan Cevher gittikçe kötüleşmektedir. Sabaha kadar tarlada çalıştıktan sonra çadıra ailesinin yanına giden Cevher artık kararını vererek kızı Beyaz’ı çiftçi başına vermeye karar kılmıştır. Çadıra gittiğinde ailesinin olmadığını gören Cevher kızının sevdiği adamla kaçtığını öğrenir. Kan davalıları peşindeyken artık endişesiyle yüzleşmek zorunda kalan Cevher için her şey biter. Filmin açılış sekansında yapılan kurgu çok dikkat çekici, has ve öz bir anlatıya sahip; toprak köleliğinden sanayileşmeye kadar insanoğlunun üzerinde olan sömürü şirketleşme ile giderek artmıştır. Yönetmen bu durumu izleyiciye anlatmak için birçok sanayi şirketinde aynı kişiye ait olduğunu belli eden bir logoyu kesitlerle gösterir. En son kesitte ise Adana il sınırı tabelasında bilinen kişiye ait olan logoyu görürüz. Sömürünün insan üzerinde kurduğu bu hegemonyası öz ve etkili bir şekilde aktarılmıştır.

 


Kaynakça

SALT Araştırma, Yılmaz Güney Arşivi; Jak Şalom izniyle

https://archives.saltresearch.org/bitstream/123456789/35234/1/CTYGP009.jpg

https://archives.saltresearch.org/bitstream/123456789/35234/5/CTYGP00904.jpg

23-11-2021
Kubilay Ergün

Kubilay Ergün

Sinema Yazarı

Lisans derecesini gazetecilik üzerine yapan yazar, sinemayı günlük hayatın temsillerini yeniden inşa eden ve zaten dolaşımda olan temsilleri pekiştiren bir kitle kültürü endüstrisi olarak tanımlamaktadır.

kubilayen56@gmail.com

golyadkinn

Diğer Yazıları

Bu yazılar da ilginizi çekebilir