Evren Paralelliği

Evren Paralelliği

A+ A-

“Oğlum, o erkek değil ki nereden bilsin?”
Hakan, Hakkı’nın bu sorusu üzerine ona döndü ve soruyu cevapladı.
-Ben bilsin demiyorum abi. Anlamaları lazım bizleri. Sabahtan akşama kadar çocuklar bir yandan; çamaşırı, bulaşığı, ütüsü bir yandan derken mahvoluyoruz biliyorsun.
Hakan ve Hakkı aynı binada oturuyordu. Uzun yıllardır komşu olmanın verdiği samimiyet de eklenince birbirlerinin sırdaşı olmuşlardı. Sessiz bir dostluktu onlarınki. Hakan 25 yaşındaydı. Okumayı istemediğini söylediği ailesi, uygun bir kısmet bulup evlenmesini salık vermişti kendisine. Eh, Hakan da eşinin işini öğrenince turnayı gözünden vurduğunu düşündü. Ne yazık ki işler tahmin ettiği gibi gitmemişti. Eşi Leyla’nın işi iyi olmasına iyiydi ama Leyla iyi bir eş değildi. Akşam iş çıkışı eve uğramaz, doğrudan arkadaşlarının yanına geçerdi. Eve geldiğinde de ağzını bıçak açmaz, ya televizyona ya da telefonuna gömülür, hiçbir şey konuşmazdı. Hakan, Leyla’nın bu hallerine alışmıştı. Elinden geldiğince üzülmemeye çalışırdı. Leyla, çocukların huysuzluk yaptığı bazı günler eve geldiğinde yemek hazır değilse basardı yaygarayı. Hakan ne kadar anlatmaya çalışsa da yetişemediğini, dinlemezdi Leyla. Hakan da onu kızdırmamaya gayret ederdi. Sabahları kahvaltısını, çamaşırını, ütüsünü hiç bekletmeden yapmaya çalışırdı lakin insanoğlu doğası gereği noksandır. Hakan da bazen yetişemezdi her şeye. Leyla, Hakan’ı dövmezdi ama sözleri dövmekten beter ederdi. Çok ağır bir dili vardı. İnsanın kalbini paramparça ediyor diye düşünürdü Hakan. Bir de Leyla’nın kıyafet takıntısı vardı. “Onu giyme Hakan, bunu takma Hakan…” gibi sözlerin devamında türlü bahanelerle Hakan’ın üstüne başına bile karışırdı. Ne yazık ki Hakan’ın elinden bir şey gelmiyordu. Şimdilerde anlıyordu okulun, okumanın kıymetini. Böyle bir zamanda, bir erkeğin dizini kırıp evinde oturması gerektiği düşünülen bir zamanda, Hakan’ın tekrar okulu düşünmesi yasaklanmamış bir yasak gibiydi. Düşüncelerinde boğulmaya başlamış Hakan’ı, Hakkı’nın sesi kurtardı:
-Sana diyorum oğlum, hazır mı yemeğin? Ben ne yapacağım bilmiyorum.
-Hazır abi. Dünden türlü kalmıştı, yanına pilav koyacağım.
Hakan göz ucuyla saate baktıktan sonra:
-Eyvah eyvah, ben pilavı koyacağım abi. Gelir benimki, dedi ve aniden koşar adımla komşusunun evini terk etti.
Hakkı, Hakan’ın ardından bir süre daha bekledi. Kafası o kadar yoğundu ki günlük işlerini bile yapamıyordu artık. Kaçmayı düşünüyordu. Bunalmıştı eşinin dayaklarından ama bu fikrini Hakan’a bile söylememişti. Gencecik yaşında vardığı eşi başlarda iyi gibi görünmüş ama sonradan ona hayatı zehir etmişti. İçip gelir; ne anne tanır ne baba ne evlat, ağız dolusu küfür ederdi. Çocuklarını bile dövüyordu. Artık Hakkı’nın takati bitmişti. Uzun zamandır düşünüyordu zaten. Ama uygun bir iş bulamamıştı kendine iki gün öncesine kadar. İki gün önce ön muhasebe için başvurduğu yerlerden birisi dönüş yapmıştı. Yolunu, yemeğini şirket verecek, primli çalışacaktı. O andan beri de şehir dışında bulduğu bu işe yakın bir ev aramakla uğraşıyordu. Artık dayak, küfür ya da kötü olan hiçbir şey ulaşamayacaktı Hakkı’ya da, çocuklarına da.
Bu düşüncelerle aniden kalktı yerinden. Telaşla tüm eşyalarını topladı. Çocuklar için de büyük bir valiz bulup sadece ihtiyaç duyacakları şeyleri aldı. Yirmi beş dakika sonra Hakkı, vazgeçmeye dünden razı olduğu bu eve ait gereksiz her şeyi geride bırakmış, gitmek için hazırlanmıştı. İki çocuğunu da alıp hızla dışarı çıktı. Şimdi değilse ne zamandı? Hızlı adımlarla otobüs durağına gitti. Her şey şimdi ona çok yavaş ilerliyor gibi geliyordu. Hakkı, gidememekten korkuyordu. Otogara geldiklerinde çocukları bir banka oturtmuş, kendisi de bilet almaya gitmişti. Kafası o kadar dalgındı ki önüne baksaydı belki karşısında eşini görecek ve hatta kaçabilecek kadar fırsatı olacaktı fakat görmedi. Kulağını çınlatacak kadar okkalı bir tokat yedikten sonra hatırladığı tek şey eşinin bulanık simasının kendisine yaklaştığıydı. Sonralarda aklına bu olay geldiğinde çaresizce bu dünyada erkek olmanın ne kadar zor olduğunu fısıldardı kendi kendine.

 

DİPNOT: Bu hikayeyi yazdıktan sonra yorumlaması için gönderdiğim bir arkadaşım "Tersine Dünya" isimli, aynı konuda bir film önerdi. Türk kadının paralel evrendeki durumunu dünya gözüyle görmek isteyen ilgililere duyrulur. :)

 

 

 

10-08-2022
İlknur Dağtekin

İlknur Dağtekin

Türkçe Öğretmeni

Ben İlknur. Burada kendimden bir parça bulduğum, sevdiğim, sevmediğim şeyleri kalemimle anlatmaya çalışacağım. Kalemimin ruhunuza dokunması dileğiyle…

ilknursaa@gmail.com