Hizmet İçi Eğitim Kapsamında Şiddetsiz İletişim

Hizmet İçi Eğitim Kapsamında Şiddetsiz İletişim

A+ A-


Salgın dönemi, internet üzerinden iletişim kurmaya alıştığımız bir dönem oldu. Bu dönem, tüm acı ve hüznüne rağmen beraberinde umut da getirdi.

İnternet üzerinden düzenlenen dersler, eğitimler, atölye çalışmaları milyonlarca kişiye ulaşabiliyor. Üstelik maliyet de yok denecek kadar az.

Marshall Rosenberg’in geliştirdiği şiddetsiz iletişim dili bugün evlerden okula, işten siyasi çatışmaların çözümüne kadar kullanılıyor. Ülkemizdeki şiddetsiz iletişim eğitimlerinin maliyetiyse  orta halli bir insanın karşılayabileceğinin oldukça üzerinde seyrediyor.

İletişim ve ruh bilimi alanında çalışanların bir araya gelerek şiddetsiz iletişim tekniklerini faydalı başka tekniklerle birleştirmesi ve bize göre uyarlaması ve çevrimiçi çalışmalar üzerinden milyonlara ulaştırması sayısız fayda sağlayacaktır. Birkaçını hemen sıralayım:

- Şefkatli iletişim yayılır

- Yaşam kalitemiz artar

- Gelecek nesiller daha sağlıklı yetişir

Şiddetsiz iletişimin temelleri

2017 yılında Siyasi Çatışmaların Çözümünde Şiddetsiz İletişim Modelinin Olanak ve Kısıtlılıkları başlıklı bir makalem yayımlanmıştı. Aşağıdaki paragrafı olduğu gibi oradan aktarıyor ve Rosenberg’in geliştirdiği modeli özetliyorum:

Rosenberg, şiddetsiz iletişim modelinin merkezinde, gözlem, duygu, ihtiyaçlar ve istek/rica olmak üzere dört temel öğe bulunduğunu belirtmektedir. Bu öğeleri içerecek şekilde kendimizi ifade etmek ve karşımızdakini empati yoluyla dinlemek, modelin önemli bir ayağıdır (1). Rosenberg, esas doğamızın ‘birbirimizin iyiliğine katkıda bulunmak’ olduğunu (2) ve doğamızda şefkat bulunduğunu varsaymakta; alışageldiğimiz bazı iletişim şekillerinin, bizi bu şefkatten uzaklaştırdığını kabul etmektedir (1). Rosenberg’e göre ‘kimin ne olduğuna’ odaklanan ahlakçı yargılar ve başkaları hakkında yaptığımız analizler dâhil (1) ‘yaptığımız her şey ihtiyaçlarımızın hizmetindedir’ ve ‘barışçıl değişimi oluşturma süreci, kendi düşünce kalıplarımız üzerinde çalışmayı’ gerektirmektedir (2). Şiddeti artıran etkenler arasında, insanları sınıflandırmak ve yargılamak; karşılaştırma yapmak; yapıp ettiklerimizin bir zorunluluk sonucu olduğunu ima ederek sorumluluğumuzu reddeden bir dil kullanmak; insanlara zorla dayatmalarda bulunmak; isteklerimizi talep şeklinde ifade etmek; kimin neyi hak ettiğine dair düşüncelerin merkezde olduğu bir tarz benimsemek ve kendi değerlerimize göre ahlakçı yargılarla başkalarını ‘kötü’ veya ‘yanlış’ olarak etiketleyerek yargılamak vardır (1). Öte yandan model, değerlendirme yapmanın tamamen dışlanmasını da önermemektedir. Sadece, durağan bir dilden ziyade içinde değişim olasılığı barındıran bir süreç dili benimsemeyi, gözlemle değerlendirmeyi birbirinden ayırmayı, değerlendirmeleri ‘zamana ve bağlama özgü gözlemlere’ dayandırmayı, genellemelerden kaçınmayı salık vermektedir (1).

Oyunla tatbik etmek

Şiddetsiz iletişim, ancak bol uygulamayla yerleşiyor. Çocukluktan beri alıştığım dili değiştirmekte kendi adıma zorlanıyorum. Galiba çoğu zaman alışkanlıklarımla öğrenmeye çalıştığım yeni dili harmanladığım bir dil kullanıyorum. Ancak yılmadan deniyorum.

Bugün, telefon uygulamaları da dahil olmak üzere teknoloji, bize, eğlenceli öğrenme olanakları sunuyor. Şiddetsiz iletişim uyarlamalarını, kurumların, çevrimiçi ve diğer yollarla aktarması için sanırım uygun bir zamandan geçiyoruz. Ayrıca olması halinde yerli telefon uygulamaları ve oyunlar üzerinden bol alıştırma yapılabilir.

Olanaklar

Şiddetsiz iletişimin insanların en azından yüzde 75’ine fayda sağlayacağını düşünüyorum. Hizmet içi eğitim kapsamında yetişkinlerin şiddetsiz iletişim dilinden haberdar olmasının bile pek çok faydası olacaktır:

- Öğrenenler uygulamaya çalıştıkça ev içi olası çatışmalar azalır

- Çocuklar zihinselleştirme kapasiteleri artarak büyürler ve gelecek nesillerin daha sağlıklı yetişebilmesi için zincirleme etki devreye girer

- Kurumlarda, okullarda ve diğer kamusal alanlardaki uzlaşmazlıkların çözümünde fayda sağlar

- Birey, kendini daha iyi tanıyıp ifade ettikçe toplumsal barış güçlenir

Deneyelim mi? Ne dersiniz?


Fatma Ülkü Selçuk 17.04.2021


Kaynakça

Yazılı kaynaklar

(1) Marshall B. Rosenberg. 2013. Şiddetsiz İletişim Bir Yaşam Dili (İstanbul: Remzi Kitabevi).

(2) Marshall B. Rosenberg. 2014. Çatışma Ortamında Barış Dili (İstanbul: Maya Kitap).

Görsel kaynak

Photo by Maria Oswalt on Unsplash: https://unsplash.com/photos/ns5Valsrpho

17-04-2021
Fatma Ülkü Selçuk

Fatma Ülkü Selçuk

Sosyoloji, Dr.

Fatma Ülkü Selçuk 1995 yılında ODTÜ ‘Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi’ bölümünden mezun oldu. 1999 yılında Ankara Üniversitesi’nde ‘Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri’ yüksek lisansını, 2007 yılında ODTÜ’de ‘Sosyoloji’ doktorasını tamamladı. 2005 yılında ‘Örgütsüzlerin Örgütlenmesi: Enformal Sektörde İşçi Örgütleri’ başlıklı kitap için Türk Sosyal Bilimler Derneğinin ‘Genç Sosyal Bilimciler Ödülünü’ aldı. 1999-2017 yılları arasında Atılım Üniversitesi’nde çalıştı. Yayınlarının bir kısmına şu linkten ulaşabilirsiniz: http://independent.academia.edu/FSelcuk

fuselcuk@gmail.com

Diğer Yazıları

Bu yazılar da ilginizi çekebilir