Kimsin Sen?

Kimsin Sen?

A+ A-

Sen bir insansın. Duyguları olan, bu duyguları düşüncelere boğan boğulmamak için de çırpınan bir vakasın. Söylesene bu gerçekten sen misin?

Bırak, her şey oluruna gitsin diyenlerden olmak istemediğini biliyorum. Bu yüzden burada, bu noktadasın. Bütün pişmanlıkların ve onların bütün sinir edici hatıralarıyla…

Ben sana söyleyeyim ne olduğunu ve bu içine girdiğin, dayanılmaz ağırlığın küreksiz mücadelesini.

Sen bir insansın.

Evet evet, başta dediğim gibi.

Kavramsal sanatçı olan Joseph Kosuth’ un  ”Bir Ve Üç Sandalye” çalışmasından yola çıkarak, gözünün önüne bu çalışmadan farklı olarak kavramsallık temelli 3 portre koyuyorum. 

En temelde ete bürünmüş sen, bu temeli harmanlayan ruh ve herkesin üzerinde kesin kanılarda bulunduğu insan kavramı.

İnsan kavramı, bu zamana kadar üzerinde her şeye konu edinmiş temelde ise basit bir tanımdan ibaret olmuştur. Sen her şeyden öte, belli bir zekâya sahip bir canlısın. Olaylar üzerinde anlam bağı kurabilen, bu olayları kaydeden ve gerektiğinde kendince yorumlayabilen ama herkesin üzerinde tek bir fikir sahibi olduğu ve o fikrinde aynı fikir olduğu bir kavramsın. Kavramdan öteye gitmek isteyen ruhun kendini gösterip sana, seni verir. Senin tam olman için genlerin ve uzun süreler sonucunda asırlaşmış duygu ve düşüncelerinin renklendirmesiyle oluşan bedenin, herkesleşmiş formuna ulaşır. Bu formun içerisinde hareket edebilir konuşabilirsin. Eğer düşünmek istersen formunun sınırlarının dışına çıkmalısın. Sana verilmiş olanı şekillendirme isteğin, herkesin tek bir tür olduğu ve aynı olmak isteme çabasına karşı gelmektedir.

Herkesin onayladığı kavram, geçmişinle geleceğinle karşında sana yardımcı olmak için duruyor. Ruhunun en derinliklerine inip yapman gerekeni yapmak burada sana düşüyor. Onu tutsak olduğu yerden çıkartıp bu formun içine koymalısın. Başka bir forma koymak isteme çaban elbet olabilir. Çünkü bulunduğun sen, kendini tatmin edemiyor olabilirsin. Bulunduğun konumda ne olduğunu ve ne olacağını bilmeden herkesle aynı olan seni başka bir forma koymak, sürüye yenisi eklemekten ileriye gidemeyecektir. Kopya olmayı çok sevdiysen bu yine Sen’in verdiği bir tercihtir. Ama buraya günyüzü görmemiş seni adapte edemezsin. Oluşabilecek 2 sonuç seni bekliyor;

  • Herkesin artık tekli tanımlara muhtaç olmadığı, çeşitliliğin enfes bir şekilde dağılım gösterdiği akıntıya sahip bir oluşumun içindeysen, kendi küreğini yaratmadığın sürece boğulmak en muhtemel senaryodur. Küreğin nasıl olması gerektiğini az önce bahsedilen 3 kavrama bakarak görebilirsin. Küreğin tanımı, olması için gereken formu ve tüm bunları objesel olarak içine alan bitmiş olan formu, tüm bu süreçte yanında olmuş olacak.

Eğer başardıysan… Artık istediğin akıntıda kendinle yönünü bulabilirsin.

Tebrikler!

    • Küreğin tanımına uydun,
    • Var olan tanımı düşledin,
    • Tanımını bir forma dönüştürdün,
    • Bu formu işlevine göre hareket ettirdin,
    • Bulunduğun ortamda kendini yarattın.
  • Tek bir düzleme sahip sığ bir oluşumun içindeysen, kürek olmadan durduğun yerde kalır, herkes gibi aynı tanıma sahip olamazsın. Küreğin olsa bile başlangıç ve bitiş arasında sadece mekik dokuyacağın için bu boşa kürek çekmekten başka bir işe yaramayacaktır. Çünkü kürek seni bulunduğun yerden ileriye götürmek için vardır. Başladığın yere hiçbir farklılık olmadan geri dönmek onun kitabına terstir. Bu sana kolay gelecekse durmadan devam edebilirsin. Kabul ettiklerinin sonuçlarını alma vakti;
    • Küreğin tanımına uymadan ona istediğin tanımı verdin
    • Bu tanımı düşünde tasarladın
    • Düşünü istenilen bir forma soktun
    • Bu formun işlevine ters hareket etmesini istedin
    • Bulunduğun ortamın gerekliliklerine adapte oldun.

Ve işte şimdi hazırsın.

Sen’i gösteren kavramların hepsinin karşısında durup onları istediğin formda yargılayıp, onlara istediğin hükmü verebildiğini gördün. Bu her zaman elindeydi. Sadece bulunduğun duruma bağlı kalarak yapıyordun. Olaydan zamandan ve mekândan tek kurtulamadığın yer Sen’in kendisidir. Gerisine bağlanmaya gerek yoktur. Sen’e hâkim olmak, ona istediğin tanımı vermek, bu tanımı da istediğin gibi işlemek sendedir.  Durumdan bağımsız her bir olgu da bu formların karşısına geçip vereceğin her türlü karar yine Sen’ den geçecektir. İşte küreksiz mücadelen burada başlıyor.

Ama asıl mesele, sen kimsin?

 

 

15-05-2022
Eylem Aktaş

Eylem Aktaş

Hayatın İçinden

Radyoloji ve Nükleer Tıp alanlarında eğitim almış öğrenmeye hevesli, gelişime açık, değişen dünyanın hızına yetişmeye çalışan ve karşılaştığı her bir bilgide, yeni yerler keşfeden bir gezginin hissettiği hayranlığı, ruhunda yaşayan biri.

aktas.eylemmm@gmail.com