Alkışların Sesi

Alkışların Sesi

A+ A-

Alkışların sesiyle uyanıp alkışların sesiyle kalkmak…

Bu söz bir sanatçıya atfedilmek dışında başka kimseye atfedilemez herhalde.

Sanatçının ömründen ömür verdiği yolunda, kulaklarında tınısal ahenk yaratan bu titreşim, onun sanatının özünü tetikler. Her adımda gerek kendinden gerekse seyircisinden duymak ister tatmin olmak için. Bir şeyin yoksunluğu nasıl başarıya götürür? Derseniz, buna en büyük örneği sanatçılarımızdan yana veririm. Adanmış bir yaşamın her aşamasında yitmek bilmeyen tatminkarsızlık; sanatkârı başarının, unutulmamazlığın sembolü yapar. Kendini geliştirmeyi mesken edinen sanatçı ruhunu doyurmak isteyerek sonucunda duyacağı alkışın hayalini kurar. Kendini alkışlamayan sanatçı ise başarıyı bir basamak gibi çıktığını ve merdivenin sonunda kendisini bekleyen kızıl elmayı yiyeceğini ve ancak böyle kendini alkışlayacağını varsayar. Böylelerinin unuttuğu bir şey vardır. Kızıl elmaya hakim olmanın ve ondan bir ısırık kapmanın tek gaye olması sanata yüklenen ruhu öldürür. Yapılan işe kendinden bir parçayı adamamakta tek amacın bu olduğunu gösterir.

Hiç düşündünüz mü belli bir kesimin birbirinin aynısı olduğunu ya da hep olacağını?

Amaç aynı yoldan geçer. Kimilerine göre köşeyi dönmek, kimilerine göre de o köşeyi hiç dönmeden sonuca varabilmek. Her iki seçim de kolaylık sağlarken gelişimi engeller. Kendi sesini kesen, kendini duyamaz! İster alkış deyin ister kendini onaylama. Bu bir şeyi değiştirmez. İnsan da kendinin sanatkârı değil midir? Kendini biçmeden, renkli kaftanları üzerinde dolaştırmadan gelişimi eksik kalacaktır.

Anonim bir mutluluğun sırrı hikâyesinde ki mutluluğun sırrını aramak için bir bilgenin yanına giden delikanlıya emanet edilen, içinde iki damla yağ bulunan bir kaşık ile mutluluğun sırrının dünyanın bütün harikalarını kaşıktaki iki damla yağı unutmadan görüleceğini öğütleyen bilgenin ışığında ilerleyerek, bu hikâyeyi kendi sanatını icra edecek sanatçımıza yüklemek istiyorum. Yani insanımıza...

Bir kaşık ile iki damla yağ, bir alkış gibidir. Kaşığa yağı koymalı, bu yağ ile kendini boyamalı, kendini tatmalı ve yine o yağ ile kendi güzelliklerini keşfetmeli. Günün sonunda bakmalı ve onu yerinde görmelidir. Sonuçta sanatçımızın mutluluğu aradığı ve kendini bulduğu yer ilk önce kendindedir. Kendi güzelliğini keşfedemeyen, hiç bir güzelliğin tadına varamayacaktır.  

Kaşığı tutmak, yağı korumak ve bu sorumluluğu kendinde keşfetmek bir amaçtır. Aksini sananların yolun sonunda alacakları süslü tanımlamalara hiç bir zaman ulaşamayacaklarının göstergesidir bu. O varsayımlar kendini yolun sonuna değil de her bir basamağa kendini adamış, kendini alkışlamak için can atan bir yığın sanatçıların elde edecekleridir. Ölümsüzlük için susuzluğunu giderecek, daha iyi çalışmalar ortaya koyacaktır. Kızıl elmaya asıl ulaşan o olacaktır. Kendini onaylamanın sesi olacaktır alkış. Sadece kendi sesi de değil onun izinden gideceklerin sesi de olacaktır.

Amaç yoksunluğu dert edinmek de değildi. Yoksunluğu kendine ortak bilmek ve istenilene ulaştıran yolcu kılmaktı. Unutmayın hiç bir şey kolay kazanılmadı. Sesinizi duymakta, duyurmakta kolay olmayacaktır.

Amaçlarınızı keşfedin çünkü amacınız hiç bir zaman tek olmayacak ama sizi tatmin eden alkışınızın sesi hep aynı olacak.

24-11-2021
Eylem Aktaş

Eylem Aktaş

Hayatın İçinden

Radyoloji ve Nükleer Tıp alanlarında eğitim almış öğrenmeye hevesli, gelişime açık, değişen dünyanın hızına yetişmeye çalışan ve karşılaştığı her bir bilgide, yeni yerler keşfeden bir gezginin hissettiği hayranlığı, ruhunda yaşayan biri.

aktas.eylemmm@gmail.com