Salieri'nin İsyanı

Salieri'nin İsyanı

A+ A-

Peter Shaffer’in 1979 yılında yazdığı "Amadeus" oyunu 2020 yılında Türkiye’de yeniden sahnelenmeye başladı. Amadeus Türkiye’de ilk kez 1983 yılında, daha sonra 2007’de sahnelenmişti. Pandemi sebebiyle perdeleri sekiz ay kapalı kalan oyun hala kapalı gişe oynanıyor. Başrollerde Selçuk Yöntem (Antonio Salieri), Okan Bayülgen (Wolfgang Amadeus Mozart) ve Özlem Öçalmaz (Maria Constanze) yer alıyor. Nalan Alaylı’nın dönemin ruhunu yansıtan muhteşem kostüm tasarımı ve Hakan Dündar’ın incelikli dekoruyla görsel bir şölen yaratılmış. Sahnede 11 kişilik canlı orkestra, 12 kişilik koro yer alıyor. Hepsi sahneye öyle güzel yerleştirilmiş ki ışığın da yardımıyla kendinizi 18. yüzyılda saray müziği dinlerken buluyorsunuz. Kostümler, canlı orkestra, sahnenin ışıklandırılması gibi büyük bir ekibin eseri olan ambiyans, haliyle oyunculukları da parlatıyor.

Oyunda Mozart’ın müzik kariyeri Salieri ile arasındaki ilişki üzerinden anlatılıyor. Olayları Salieri’nin gözünden seyrediyoruz. Onun kıskançlıkla yaptıklarını insanca bir nedene bağlayarak gerekçelendirmesini dinliyoruz. Oyun Salieri’yi canlandıran Selçuk Yöntem’in “Affet beni Mozart katilin benim” sözleriyle başlıyor. Mozart’ın ölümüne ilişkin bir çok iddia bulunsa da hiçbiri kanıtlanabilmiş değil. Evet Mozart’ı Salieri öldürüyor fakat nasıl ?

Salieri Tanrıyla bir pazarlık yapıyor, eğer hiçbir zaman unutulmayacak ölümsüz bir besteci olursa kendi bekaretiyle birlikte bütün yaşamını tanrının yoluna adayacağını söylüyor. Anlaşmanın sonucunda giderek yükseliyor ve saray bestecisi oluyor. Gayet iyi bir müzisyen olmasına rağmen günün birinde kendinden daha yetenekli, hoppa bir gencin methini duyuyor. Kendi kariyerine tehdit olarak gördüğü bu genci biz de tanımaya başlıyoruz. Amadeus Mozart abartılı derecede uçarı, ilgisiz, şımarık, umursamaz, edepsiz ve Tanrı vergisi yetenekle donatılmış biri olarak çıkıyor karşımıza. Bunun nedeni hikayeyi Salieri’nin gözünden seyrediyor oluşumuz denebilir (Gerçekte de böyle bir karakteri olduğuna dair deliller var). Salieri Mozart’ı tam da böyle görüyor. Tanrı'ya isyanının sebebi de bu yakışıksız adama bahşedilen muazzam yeteneğin kendisine reva görülmemesi. Mozart’ın müziğinin Tanrı’nın sesini duymak gibi olduğunu söylüyor fakat tam da bu yüzden kıskançlık ateşiyle yanıyor. Tanrı kendisine aracı olarak neden böyle yakışıksız bir çocuğu seçsin ? Bu olağanüstü yetenek kendisini Tanrıya tamamen adamış biri olarak neden ona değil de Mozart gibi Tanrıya hizmet etme amacı olmayan şımarık bir çocuğa verilsin ? Kibri ve kıskançlığı onu yaptığı anlaşmayı bozmaya, Tanrıya isyan etmeye götürüyor. Selçuk Yöntem’in harika tiratıyla  Tanrıyla anlaşma bozuluyor, perde kapanıyor. Böylece Salieri Mozart'a komplolar kurmaya başlıyor.

İkinci perdeden itibaren iyi bir müzisyenin kendisinden daha yetenekli biri karşısında yaşadığı özgüvensizliğin, duyduğu kıskançlığın onu ve Mozart’ı nasıl değiştirdiğini izliyoruz. Mozart’ın önüne engeller çıkarırken bir taraftan da onu düşürdüğü duruma üzülen Salieri yine de yapacaklarından geri durmuyor. Yaptıklarından gizli bir pişmanlık duyarak seyirci karşısında sürekli kendini temize çıkarmaya, yaptıklarını gerekçelendirmeye çalışıyor. Burada seyirci gayet insani bir duruma şahit oluyor. Salieri’nin ahlaki açıdan doğru kabul edilemeyecek eylemleri “Benim davam Mozartla değildi, benim davam onu daha çok seven tanrıylaydı” demesiyle anlaşılır kılınıyor.

Salieri’nin isyanı bize yabancı değil çünkü kutsal metinlerde anlatılan benzer hikayelere göre İblis de Adem’i aynı gerekçelerle kıskanmış, kibrinden ve kıskançlığından dolayı Tanrı’ya baş kaldırmıştı. Tanrıyla anlaşma yapacak kadar ona inanan Salieri isyanıyla bir nevi özgürleşiyor ve kötü talihi dönüyor. Fakat Mozart’ın önüne koyduğu engeller vicdanına ağır geldiğinden itirafta bulunuyor: “İkimiz de zehirlendik Amadeus, ben seninle sen benimle”. Mozart iyi bir insan olan Salieri’nin kin ve hasete düşmesine sebep olmuş böylece onu içten içe zehirlemiş, Salieri de bu kin ve hasetle Mozart’ı gözden düşürmek için entrikalar çevirerek onu ölüm döşeğine yatırmış. Mozart’ı gerçekten Salieri mi öldürdü bilemiyoruz fakat ikisi de bir nevi birbirinin katili. Şunu da eklemek gerekir ki Mozart ve Salieri arasında bir rekabet olmasına rağmen Salieri eserilerini sarayda sergileyebilmesi için onu desteklemiş. Oyunda dramatizasyon yapıldığından Salieri şeytanlaştırılmış. Eseri izlenir kılanlardan biri de bu. Keyifli seyirler.

 

 


Kaynakça

Görsel: https://tiyatrolar.com.tr/tiyatro/amadeus-2

04-03-2022
Elif Aydın

Elif Aydın

Sosyolog

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi sosyoloji bölümü mezunu, sosyal politika alanında yüksek lisans yapıyor. Daha çok göç, dijitalleşme ve sanat üzerine araştırmalar yapıyor. Geziyor, çekiyor, çiziyor, çalıyor. Gerçekliğin dayanılmazlığına karşı alternatif evrenler arıyor.

eelifaydin96@gmail.com

aykirigezegen