Eller

Eller

A+ A-

Uzattı çocuk ellerini, onları sıcacık avuçları arasına alıp dudaklarına götürdü. Ekmeği öpercesine kutsal bir dokunuşla akıttı aşkını çocuk ellere. Eller yaşlanmış fakat yaraları hala gençti. Ancak tanrısal bir bağışlanma yahut onun habercisi sevgi ile iyileşirdi. Neden yetişkin değil çocuk ellerini istedi sevgili? Aziz Thomas’ın İsa’nın dirildiğine yaralarını görene dek inanmayışı gibi onun da şüpheleri mi vardı ? İnançsızsa da ne yapılır anlamaktan başka? Akıl her zaman için deliller ister, kalp ise bazı şeyleri usulca bertaraf eder. Şüphesini bertaraf edemedi diye kızabilir miyiz Thomas’a ?

Ellerini açıp yaralarını gösterdi. Bunlar ellerim; bunlarla işledim tüm günahları. Onun ellerini tuttu, kendi yüzüne sürdü. Gözlerinde durdu. Gözlerim; itiraflardan kaçırırken gerçeklere kör olan gözlerim. Bunlar da kulaklarım; gönül denizimi bulandıran sözleri bunlarla duydum. Sihirli bir duman gibi kulaklarımdan içeri sızan küfür gizledi hakikati. İşte dudaklarım; onlarla incittim aşkın aşkın otağını. Dudaklarımın yayında gerdim isyanın ve rızanın okunu. İtiraf ediyorum; kapı açtım onlara fakat ne günah işlediysem onunlaydım. Bu beni aklamaz biliyorum. Şimdi ellerini kalbime götürmeni diliyorum. Kalbim delili değil midir pişmanlığımın ? Omuzlarımdaki yükler kalkıyor sen ellerimi avuçlarında sıktıkça. Sessiz bir dili konuşuyor gibiyiz. Göz yaşlarımız birbirimizin içine akıyor. Birbirimizin eline eğiliyoruz, ab-ı hayattan bir yudum alır gibi başımız eğik, huşu ile içiyoruz. “Olmak VE olamamak”ız şimdi, “ya da”sı mümkün değil. Siyahın içinde beyaz, beyazın içinde siyahız. Ellerimizden kenetlenmiş dönüyoruz…Var yoka karışıyor…Yokluğun yokluğundan alemler bürülüyor. Bürülme diyorsun sen buna.

Yokluk çarşafı bürülmüş, takat yetecek kadarı görünmüş. Görmek isteyen insan olurmuş, uykucular sonsuza dek uyumuş. Sonsuza varınca durulmuş, aydınlıkta gerçek bilinmiş. Bunu görenler iş işten geçmeden, bilir gibi yapıp bilmemeden Rahman’a sığınmış.

Ellerimiz emeğin öyküsü. Çünkü  bir yanlışa tutunurken önce ellerimizi uzatırız. Düşerken onunla korunuruz. Kayarken onunla direniriz. Eller gitmeyle kalmanın, isyan ile imanın, almakla vermenin bir arada, aynı zamanda oluşuna imkan sağlar. Duada da isyanda da aynı, severken de vururken de aynı eller.

Neden çocuk eller peki ? Uzatan neden çocuk ellerini uzattı ? Tutan neden bunu istedi ? Biri en değerli şeyi ile teslim oldu; hafıza. Tutansa delil için değil derman için çocukça masum eller istedi. "Ellerinde çivi izlerini görmedikçe, çivilerin yerine parmağımı değmedikçe ve böğrüne elimi dokunmadıkça size inanmayacağım” demedi.

 

 


Kaynakça

Yazı Görsel: The Incredulity of Saint Thomas (Caravaggio)

03-12-2021
Elif Aydın

Elif Aydın

Sosyolog

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi sosyoloji bölümü mezunu, sosyal politika alanında yüksek lisans yapıyor. Daha çok göç, dijitalleşme ve sanat üzerine araştırmalar yapıyor. Geziyor, çekiyor, çiziyor, çalıyor. Gerçekliğin dayanılmazlığına karşı alternatif evrenler arıyor.

eelifaydin96@gmail.com

aykirigezegen