Ada Ülkesine Yolculuk 2. Bölüm

Ada Ülkesine Yolculuk 2. Bölüm

A+ A-

Kendi kusmuğumun içinde uyandım. İnsanın gırtlağına kadar kendi yaşamına gömülmesi gibi.   Uzaklaşamadığım kesif bir koku. Uzaklaşamadığım düşünceler… Güvertede yuvarlanmaktan içim dışıma çıkmış. Kaptanın bir anlam ifade etmeyen sözleri kulaklarımda çınlıyor. Günlerdir dalgalar üzerinde salınmaktan beynim puslanmış, zaman algım flulaşmış halde. Gözlerimi hafifçe aralayıp etrafa bakınıyorum. Karanlık içinde geminin hatlarını zor seçiyorum. Demek ki henüz sabah olmamış. Kalkıp kaptanla konuşmaya karar veriyorum fakat her yerim tutulmuş. Kim bilir ne kadar zamandır yatıyorum burada. Günlerdir uyumamakta ısrar ettiğim için sızıp kalmış olacağım. Sırt üstü uzanıp yıldızlı gökyüzünü seyrediyorum. Her şey olağanüstü durgun, rüzgar uzun saçlarımı yüzüme savuruyor. Birkaç uzun dakikadan sonra gözlerim dalıyor ve yıldızlar iç içe geçip beyaz bir ışığa dönüşüyorlar. Işıkta kayboluyorum. Ne gemiyi ne denizi görüyorum. Gözlerimi ovuşturuyorum fakat hala aynı beyaz ışık. Dünyaya dair duyumsadığım tek şey keskin kusmuk kokusu ve sert rüzgar. İnsan sesleri geliyor. Geminin durduğunu farkediyorum. İnsan sesleri her yeri kaplıyor. Ayak sesleri…Sessiz fakat telaşlı adımlar. Uyku mahmuru, fısıltılı fakat heyecanlı sesler… sonsuz beyazlığın içinde gözlerimi ovuşturmaktan vazgeçip, giderek artan bir merak ve endişeyle  kulak kesiliyorum.

Gidiyorlar! Gemiden iniyorlar! Hayır !

Durun diye bağırıyorum. Beni de götürün. Buradayım. Kendi kusmuğumun üzerinde perişan halde buradayım. Saçlarım ağzıma girmiş, gözlerimi açamıyorum. Kim bilir ne kadar hırpani görünüyorum. Boğazıma kadar gelen darlığı çığlık çığlığa atmaya çalışıyorum.

Beni gören var mı ? Hey! Duyuyor musunuz ?

Yardım çığlıklarım dudaklarımı hareket ettirmiyor. Göğsüm hızlı hızlı inip kalkıyor. Kesin beni burda unuttular. Kaptan ! Ama kaptan biliyor, benimle konuşmuştu, buralarda bir yerlerde kaybolduğumu bilir. Beni arar. Ne demişti, ne demişti ? Ahhh, kafa karıştırıcı sözler…

Güvertede sesler kesildi, kıyıdaki sesler de giderek uzaklaşıyordu. Herkes varacağı yere gelmişti. Bense okyanusta ceviz kabuğu kadar bir gemide giderek küçülüyordum.

 


Kaynakça

Görsel: pexels.com

24-08-2022
Elif Aydın

Elif Aydın

Sosyolog

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi sosyoloji bölümü mezunu, sosyal politika alanında yüksek lisans yapıyor. Daha çok göç, dijitalleşme ve sanat üzerine araştırmalar yapıyor. Geziyor, çekiyor, çiziyor, çalıyor. Gerçekliğin dayanılmazlığına karşı alternatif evrenler arıyor.

eelifaydin96@gmail.com

aykirigezegen