Luna'nın Terzisi -2

Luna'nın Terzisi -2

A+ A-

Nael, Luna’nın elbisesini dikmek için henüz hazırlanıyordu ki,
Luna o gece erken indi gökyüzünden atölyeye.
“Nael,” dedi ince bir hüzünle,
“Bu gecenin elbisesini giymeyeceğim.
Önce sana bir şeyi göstermek zorundayım.”

Luna’nın ışığı atölyenin karanlık köşelerini doldururken,
Duvara asılı eski bir sandık görünür oldu.
Elbereth’in sandığı.
Açtı Luna usulca, içinden bir defter çıktı.
Sayfaları ay ışığına karşı mat bir parıltıyla titriyordu: 
Elbereth’in ilk dikiş defteri.

Nael, defteri açtığında,
Yazılar neredeyse sönmüş gibiydi,
Ama bir sayfada dikiş ipliğiyle işlenmiş bir şekil vardı:
Küçük bir kumaş parçası,
Sanki kitabın arasında gül kurutur gibi, 
Saklamıştı onu Elbereth,
Üzerinde ay ışığı gibi beyaz bir nakış…

“Bu… benim elimden çıkmamış,” dedi Nael.
Luna başını eğdi:
“Elbereth’in de değil, 
Bu elbise… bana ilk kez dikiş atan kişinin elinden çıktı,
O kişi, Elbereth’in oğlu.”

Bir terzinin, Ay’ın elbisesini dikme görevini
Kendi evladına bile söylemeye cesaret edememesi…
Bu düşünce bile ağırdı.

“Fakat, bir gece, Elbereth’in oğlu ayın elbisesini bitiremedi.
Dokuduğu ışık bir anda karardı, kumaş dağıldı,
Oğlunu ışığım yaktı, Nael.”
Nael’in gözleri büyüdü:
“Yani… Elbereth bu yüzden mi yalnızdı?
Bu yüzden mi bu görevi kimseye öğretmemişti de,
Yaşamının son anına bu görevi bırakamadı?”
Luna’nın ışığı soldu.
“Elbereth, görevini senden önce hiç kimseye veremedi.
Sana öğretirken bile titriyordu,
Seni izlerken acı çekiyordu.”
Luna, atölyenin penceresine doğru yürüdü,
Dağların üzerinde duran kalın geceye baktı:
“Seni oğlu yerine koymaktan korkuyordu.
Bir gün senin de benim ışığımdan yanacağından.”
Nael’in nefesi kesildi:
“Peki… yanacak mıyım?”

Luna, bir tek şeyi biliyordu:
Elbereth’in oğlu ona bir elbise dikememişti.
Nael ise dikmeye devam ediyordu,
Her ne kadar küçük kalsa da…
Nael, iğnesini eline aldı.
Gümüş iğne bu kez daha sıcak,
Neredeyse canlıydı.
“Elbereth’in kaybettiği şeyi
Ben de kaybetmek zorunda mıyım?” diye sordu.
Luna başını salladı:
“Hayır.
Ama unuttuğun bir şey var.
Elbereth’in oğlu bir elbise dikmeye çalışmadı.
O gece diktiği şey… benim için değildi.
Elbereth’in oğlu, annesi için bir elbise dikiyordu.
Ay’a değil.”

Bu beklemediği, ağır bir gerçekte bir şey çözüldü.
Luna gülümsedi,
Acıyla karışık aydınlık bir gülümsemeydi bu:
“Ve sen,” dedi,
“Benim elbiselerimi ne kadar sevgiyle diksen de,
 Bir yanın hep başka bir şeye ait.
Bu yüzden hiçbir elbise bana tam olmuyor,
Hiçbir ışığı yeterince yumuşatmıyor, 
Farkındayım.”
 


Kaynakça

Görsel: Microsoft Edge

06-12-2025
Ebru Şireci

Ebru Şireci

Edebiyat

Ebru Şireci Malatya doğumlu. Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümünü okudu. Yaptığı her işte tek motivasyonu "istek." Çok yönlü biri olarak üniversite hayatı boyunca bilim alanında çalışmalar yapmaktan zevk aldığı kadar sanatsal anlamda kendi çapında yazılar yazmaktan da zevk alıyor. Metaforlarla anlatmayı, görünmeyeni hissettirmeyi seviyor. Yazmak onun için sadece bir ifade biçimi değil, varoluşu anlamlandırma yolu.

ebruu.sireci@gmail.com

www.linkedin.com/in/ebruu-sireci/